Geç kalmış bir veda

Katrin Cartlidge'in ani ölüm haberini biz de çoğu insan gibi çok geç alabildik.

Katrin Cartlidge'in ani ölüm haberini biz de çoğu insan gibi çok geç alabildik. Imdb'de bile ancak üç gün sonra, 10 Eylül'de, küçücük bir başlıkla yer alan haberin üzerinden birkaç hafta geçmiş olması, sayfalarımızda yer verme konusunda önce bizi tereddüte düşürüp aradan daha da çok zaman geçmesine sebep olsa da, Türkiye'de hiçbir yerde anılmamış olması içimize sinmedi. Ayrıca burada da oldukça iyi tanınan ve sevilen bir oyuncu olmasına rağmen pekçok insanın hala duymamış olduğunu fark ettik. Akciğer iltihaplanması ve kan zehirlenmesinden, sadece 41 yaşındayken yaşamını yitiren bu benzersiz aktris, Naked / Çıplak'dan Yağmurdan Önce'ye, Dalgaları Aşmak'a, Claire Dolan'dan Career Girls'e, Tarafsız Bölge'ye ve From Hell / Cehennemden Gelen'e kadar, perdede göründüğü her filmde, eşsiz oyun gücü ve aynı anda hem hüznü hem de güçlü bir ifadeyi yansıtabilen sıradışı yüzüyle hepimizi büyülemişti. Cartlidge'a Naked'la ilk önemli rolünü veren ve sonradan iki filmde daha birlikte çalıştığı İngiliz yönetmen Mike Leigh'nin, onun anısına 13 Eylül'de The Guardian'da çıkan yazısını kısaltarak yayınlıyoruz.



Toronto Film Festivali'nde, Katrin'in zamansız, ani ölümünün korkunç haberi bir şok dalgası gibi yayıldı. Hepimiz serseme döndük. Çoğumuz onu şahsen tanıyorduk, diğerleri de sadece performanslarından biliyordu. Buna rağmen herkes kendini onu tanıyor gibi hissediyor ve seviyordu. Juliette Binoche'a söylemek bana düştü. Katrin'le, Walter Salles'ın yeni filminde birlikte çalışmak üzere olduklarını bilmiyordum. Mahvoldu; henüz Katrin'le tanışmamıştı bile. Festivaldeki seyirciler de açıkça şoke olmuştu.
Film festivallerinin hepsi Cannes ya da Venedik gibi değil. En iyilerinin çoğu, sinemacılarla seyircinin kaynaştığı, mütevazı ve rekabetin fazla olmadığı etkinliklerdir. Katrin özellikle böyle festivalleri severdi ve çoğuna katılırdı. Her zaman popüler bir katılımcıydı. Bazılarımız, çok kısa bir süre önce Saraybosna'daki dostane film festivalinde onunla vakit geçirebilecek kadar şanslıydık. Manchevski'nin Yağmurdan Önce'sindeki (1994) çalışması, onu uzun zaman önce Balkanlar'da bir kahraman yapmıştı, ama geçen yılın No Man's Land / Tarafsız Bölge'sinden beri, Bosna-Hersek'de gerçek bir stardı.
Ve işte onu idolize ettikleri Saraybosna'daydı, uzun saçları ve bulaşıcı, meşhur gülüşüyle, pırıltılı ve neşeli. Sırtında küçük çantasıyla, insanlarla doymak bilmeden sohbet ediyor, her türden filmi seyredip genç sinemacılarla gerçekten ciddi, spontane tartışmalara giriyordu. Büyülendiği Saraybosna'nın her şeyi, yaşanan savaş ve hepsinin ötesinde insanlar hakkında büyük bir merakı vardı. Eski kent merkezinde mutlu mutlu dolaşırdı.
Katılmamız gereken görevlerden biri, Naked / Çıplak'ın gece geç saatte açık havada yapılan, 2500 seyircili gösterimine katılmaktı. Tam da Katrin'i eğlendirecek şekilde, sunucu bana ne söyleyeceğimi sordu (Katrin her zaman doğaçlama konuştuğumu bilirdi). Sunucuya, endişelenmemesini, tercüme edemeceyeceği bir şey söylemeyeceğimi anlattım. Beklerken, Katrin tercüme edilemez bir şey söylememi önerdi. Ben de gönüllü oldum, "Twas brillig, and the slithy toves," falan diyecektim. (Cidden 'tercüme edilemez'miş.) Eğer ben böyle bir şeyler zırvalasaydım, Katrin de, Tarafsız Bölge'yi çekerken ezberlediği, Hırvatça uzun bir cümleyle çevirisini yapacaktı. Bu çok ayıp olurdu herhalde ama, Katrin'in leziz mizah duygusunun keyfi de, zaten bunu yapmaya cüret etmemize bile gerek olmamasından geliyordu - sadece bu hain şakanın kokusunu almak bile yeterdi. Onun bir yerlerden göz kırpan anarşisine hayrandım. Saraybosna seyahatimizde, İngiliz elçisi tarafından, onun resmi konağında onurumuza verilen bir resepsiyona katıldık. Çeşitli sinemacılar, diplomatlar ve eşleriyle sohbet ederken, onu ara ara, sanki birdenbire coşkuyla cumhuriyetçi bir eyleme kalkışacakmış hissi veren, komplocu, yaramaz bakışlar atarken görebiliyordum.
"Korkunç bir kayıp"
Tabii bir de cidden 'uygulamalı' şakaları vardı. Edinburgh Film Festivali'nin jürisindeyken, başka bir jüri üyesinin hemen ön sırasında oturuyordu ve alenen berbat olan bir filmin gösterimi sırasında, diğer jüri üyesini hayrete düşürerek coşkuyla gürültü yaptı. Kapanış jeneriği akarken ise, atladı, zıpladı, gülüp durdu.
Kariyerinin önünü açmış bir filmde Katrin'le birlikte çalışmış olmak benim için bir onur. O, bağımsız Avrupa ve Amerikan filmlerinde, Britanyalı oyuncuların arasında eşsizdi. Naked ilk filmi değildi ama, oradaki Sophie ilk önemli rolüydü. Onu öncesinden de, tiyatrodaki işlerinden birkaç yıldır tanıyordum.
Katrin "sinemanın uygulamasına, ürünün kendisine olduğu kadar" inanıyordu. Zaten meğer doğrudan sinema okuluna gitmek istemiş ama, ardından, ilkin oyunculuk hakkında daha fazla şey öğrenmesi gerektiğine karar vermiş. Yaratıcı, dahiyane biçimde kendini karakterin içinde kaybetme ve tam bir oyuncunun olması gerektiği gibi davranma konusundaki becerisine rağmen, bir sanatçının objektif gözüne sahipti. Çoğu oyuncunun olmadığı gibi. Sadece hayattan, insanlardan, deneyimlerden değil, resimden, heykelden ve dünya sineması dahil daha birçok kaynaktan esinleniyordu. Benimle sık sık, yönetmenliğe olası geçişi hakkında konuşurdu. Yalnızca en büyük oyuncularımızdan birini değil, gelecekteki en ilginç yönetmenlerimizden birini de yitirdiğimiz konusunda en ufak bir şüphem yok.
Naked'dan sonra sadece iki kez birlikte çalıştık. Evening Standard'ın en iyi kadın oyuncu ödülünü aldığı Career Girls'deki muhteşem başarısı, son derece karmaşık Hannah karakterinin hem 20 hem de 30 yaşındaki hallerini canlandırmaktı.
Topsy-Turvy'nin çekimleri sırasında çoğunlukla müsait değildi. Fakat öte yandan küçük bir rolle bile olsa filmde yer almayı delice istiyordu. Son dakikada geldi ve Sullivan'ın bir Paris genelevini ziyaret ettiği sahnede 'madam' olarak leziz bir performans sergiledi. Ve küçük rolünü oynamak için ortaya çıktığında da, Paris'te eksiksiz bir araştırma yapmıştı bile.
Onun gitmiş olduğuna, onunla bir daha asla yemek için buluşup, o derin, insanın içine işleyen, neşeli, serbest akışlı 'Katrin sohbetleri'nden edemeyeceğime hala inanamıyorum. Ama hepsinden daha da zoru, Katrin Cartlidge'ın filmlerime o büyülü katkıyı bir daha asla yapmayacak oluşunun dayanılmaz gerçeğiyle yüzleşmek. Bu mahvedici gerçek beni gerçekten kederlendiriyor. Korkunç bir kayıp.
Mike Leigh