Geleceğe seyahat hazırlıkları

Haber: AYŞEGÜL?OĞUZ / Arşivi

* Geri dönemeyeceğiniz bir gelecekte, ne kadar ileriye gitmek isterdiniz?
* 40 yıl sonraya gitseniz, memleket manzarası karşısında ne sevindirirdi, ne hayal kırıklığı yaratırdı? 
* Gittiğiniz gelecekte kimin olmamasını isterdiniz? 
* Tükeneceğini, artık olmayacağını düşündüğünüz neyi yanınıza alırdınız?
* İleride hatırlanmayacağını düşündüğünüz hangi olayların belgelerini götürürdünüz?


‘Rakıyla balık götürürüm’
Timur Küçükoğlu, 42,
Halkla ilişkilerci

Bunca yıllık yaşamımdan çıkardığım sonuç, bir 42 yıl daha görmek istemediğim. Ülkedeki, dünyadaki tüm olumsuzluklardan yıldım. 200 yıl öncesinin İstanbul’unda olmayı tercih ederdim. Yine de 40 yıl ileri gideceksem, herhalde şöyle olur: Hakkâri Beytüşşebap’tan Edirne’ye kadar her yer AVM dolacaktır ya da çok sayıda nükleer enerji üreten tesis olacaktır. Sevindirici tek şey, belki herkesin etnik ve cinsel kimliğini rahatça yaşadığı bir yere dönüşmesi... Bugün Süleyman Demirel hayatta ama türevlerinin gelecekte de acımasızca olacağını düşünüyorum. Hatta bukalemunlaşacaktır daha da... Geleceğe giderken yanıma iyi bir Tekirdağ rakısı almak isterim! Herhalde bir süre sonra Boğaz’da balık tutulamayacak, tutulduğunu belgelemek isterdim.

‘Gece Bahçesi belgelensin’
Serra Özhan, 28,
Serbest meslek

En fazla 50 yıl ileriye gitmek isterim. 100 yıl abartı olur, tahammül edemeyeceğim yok oluşlara tanıklık edebilirim. Çevresel felaketlere katlanamayabilirim. 50 yıl sonra İstanbul’un çöl olduğunu görmek hem sevindirir hem de şaşırtır. Sevinirim çünkü kalabalıktan nefret ediyorum. Mahvolmuşuz, kurumuşuz gibi değil, yavaş yavaş azalan binalar olsa mesela; güzel bir çöl... Yanıma yiyecek içecek alırım herhalde. TRT 4’te ‘Gece Bahçesi’ diye bir çizgi film izliyorum, onun belgelenmesini isterim kesinlikle. Teletubbie’ler gibi ama başka türü. Tuhaf sesler çıkarıyorlar, sürekli öpüşüyorlar... Onların seslerini taklit ederek yaşıyorum bu aralar. Hatta kayıtlarını alıyoruz, yarın öbür gün çocuğum olursa izletiriz diye! Ailesiz olmayı merak ediyorum diğer yandan. Ama bir saniye, bu kafayla mı gideceğim, formatlanmış bir kafayla mı?

‘Kemalist, laik olmayana tahammülüm yok’
Fırat Gülgün, 37,
Makine mühendisi

Mustafa Kemal Atatürk’le karşılaşacağım bir geleceğe gitmek isterim. Sonsuzluğa doğru belki... 40-50 yıl geleceğe gideceksem de, yine Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekten kurmaya çalıştığı, ‘Nutuk’ta da anlattığı Türkiye’yle karşılaşmak isterim. Emperyalist güçlerin tekelinden tamamen kopmuş, laik bir ülkeyle karşılaşmak en büyük sevinç olur. Hayal kırıklığı ne olur? Hiçbir şey değişmediyse, örümcek kafalı insanlar hâlâ varsa ve sözleri iktidarı belirliyorsa, işte o zaman kahrolurum. Mustafa Kemal’in yolunda olan herkesin yanımda gelmesini isterim. Bir tane bile Atatürkçü, Kemalist, laik olmayan insana tahammülüm yok. Yanımda kesinlikle ‘Nutuk’u ve Attila İlhan’ın şiir kitaplarını götürürüm. Kurtuluş Savaşı’ndan Atatürk’ün ölüm saatine dek olan her şeyi belgeleriyle beraber, o zamana taşımayı çok isterim şahsen. 

‘Kitap götürmek lazım’
Şafi Çelik, 21,
Öğrenci

2050’ye gitmek isterim. Kürt’üm ve halkımın da bir devletinin olmasını isterim o zamana kadar. Milliyetçiliğe bürünmüş hiçbir şahsiyetin kalmasını istemem. Kesinlikle kitap götürmek isterim yanımda; dünya hızla gelişiyor, teknoloji her şeyin yerini alıyor, kitapların geleceğe kalmayacağını düşünüyorum. Dostoyevski, Yaşar Kemal ve Tolstoy’un kitaplarını götürürüm. Türkiye tarihinde 1920’den günümüze kadar neler yaşandıysa, sadece faili meçhul cinayetler değil, her şeyin belgelenmesini isterim. 

‘Kalori ve ağda hayatımızdan çıksa...’
Selin Tezcan, 21, 
Öğrenci

Bugün yaşadığım her şeyden memnunum. Hayat standartlarım değişmeyecekse 40-50 yıl geleceğe gitmek beni korkutmaz. 2010’a geldik, hâlâ anneannemin yaşadığı hayatı yaşıyoruz, tek fark teknolojinin sağladığı rahatlık. Yani bir kapsül olsa, her gün alsak ve tüm beslenmemizi böyle sağlasak... İnsanlar hiç kilo almasa. Ben 34 bedenim mesela, çok korkuyorum kilo almaktan. Gittiğim yerde de kalorisi olan hiçbir yiyeceğin olmasını istemiyorum. Bir tek kebaba, dönere hayır demem! Bir de çikolataya! Mesela kadınların tüy sorunu olmasa... Ağdaya gitmek denilen şey hayatımızdan çıksa... Ne olur ne olmaz, ben yine de yanıma epilasyon aletimi, saç düzleştiricimi ve bazı bakım kremlerimi almak isterim. O gittiğim yerde insanlar yaşlanıyor mudur acaba? Kokan insanların asla gelmesini istemiyorum gideceğim yere. Coco Chanel ’in hayatını belgelemek isterim kesinlikle. 

‘Dolmakalemimi alırım’
Aziz Tavil, 51,
Mütercim tercüman

Hemen giderim, gittiği yere kadar, sonsuzluğa doğru... 40 yıl ileri sıçrayacaksam, hayal kırıklığından ziyade şaşkınlık yaşayacağımı kabul ederim. Şu anda dünya nüfusu 6 milyar, dünya bu sayıyı bile uzun zamandır taşıyamıyor zaten. Oraya gittiğimde nüfusun 2 milyara düşmüş olması çok sevindirir. Benimle beraber herkes mi geliyor? Tayyip Erdoğan da geliyor mu mesela? Geliyorsa eşit koşullarda gelmesini isterim. Kafamı bozduğunda küfür edebilmek isterim. Vallahi herkes gelsin, yeter ki eşit koşullarda gelsinler. Dolmakalemimi kesinlikle yanıma alırım. Egemen sınıfların acımasızca, iktidarları için yaptığı katliamları hatırlatmak isterim!

‘100 yıl iyi, tam geçiş aşaması...’
Özgür Erkök, 29, 
Sanatçı

100 sene ileri gitmek isterim. 100 sene içinde büyük değişiklikler olmayabilir ama yine de değişiklikler olacaktır; geçiş aşaması... 40 yıl ileri gideceksem, özgürlük alanının genişlemesiyle ilgili birtakım yeni fikirleri öngörebiliriz. Klişelere girmek istemiyorum ama keyfi olarak yoluma engel çıkarabilecek kimse istemiyorum. Konsolosluktaki bir görevli de olabilir, başbakan da, ev sahibim de... Yeni yeni çiçek yetiştirmeye başladım. Şu sıralar evimdeki limon ağacına gözüm gibi bakıyorum. Yanıma onu alırım. Son 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nın adı ‘1 Mayıs Meydanı’ olsun dileği vardı. O konuşma orada kaldı. 40 yıl ileride bunu hatırlatmak isterim kesinlikle.

Ertuğrul Günay gelmesin’
Atalay Göçer, 29, 
İç mimar

Aslında geri dönemeyeceksem geleceğe gitmek istemem. Ama dönemeyececeğimi bilsem bile 1960’lara gitmek, Beat atmosferini, 70’lerde de punk hareketini içeriden takip etmek isterdim. 40 yıl ileri gittiğimde, Kürdistan’da demokratik konfederalizmin gerçekleşmiş olması, Türkiye’nin Ermeni Soykırımı’nı kabul edip 24 Nisan’ı ‘milli’ bayram, yas ilan etmesini, Kıbrıs’tan çekilmesini, ordunun ve polisin lağvedilmesini ve beraberinde sınırların, sınıfların ve kimliklerin ortadan kalkmasını görmek beni sevindirirdi. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın yanımda gelmesini asla istemem. Tabii ki yanımda su götürürdüm. Belgelenmesini istediğim neler mi var? Nefret suçları, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımcılığıyla militarizme dair her şeyin belgelenmesini isterdim. 

‘Hiçbir hatıra götürmezdim’
Mertcan Karakuş, 29, 
Endüstri ürünleri tasarımcısı

Telepatinin yaygın hale geldiği, bedensiz enerjiler halinde dolaşma yönteminin bulunduğu zamana gitmek isterim. 40 yıl beni pek kesmez. En sevindirici gelişme beton ve metal yiyen önlenemez bir virüsün salgın hale gelmesi ve tekrar ormanda yaşamaya başlamamız olurdu sanırım. Madonna’nın olmamasını isterdim. O kadar hep varmış gibi geliyor ki, olmadığı zamanı merak ediyorum. Ama eminim benim gitmenin yolunu bulduğum geleceğe Madonna çoktan gitmiş olur zaten. Sibirya kaplanlarını ve Tibet köpeklerini yanıma almak isterdim. O kadar güzeller ki, o güzellikten mahrum bir dünya eksik olur. Gelecek diye bahsettiğimiz farazi zaman benim için hatırlanması gereken şeylerin çözüldüğü bir zamanı temsil ediyor. Yani yanımda hiçbir hatıra götürmezdim. Bu, yeni eve taşınırken eski evin yer karolarını da söküp götürmeye benziyor. Hiçbir eski belgeye ihtiyacım yok!

‘Benim beyle ailesi gelmesin’
Saniye Altun, 38,
Temizlik görevlisi

Bıktım usandım temizlik yapmaktan; evde, işte hep temizlik. Çamaşır suyundan ellerim paramparça oldu. Geleceğe gideceksem hiçbir yerin kirlenmeyeceği, temizlik yapmanın lazım olmadığı bir yere gitmek isterim. Türkiye pis bir memleket; tozu, çamuru, çeri çöpü bitmez. O yüzden su kenarında bir yerde, küçük bir memlekette, belki bir adada yaşamak isterim. Hayal kurmak zor. Gidince görürüm nasılsa. Benim bey ve ailesi gelmesin. Görücü usulüyle evlendirdiler beni, Kastamonuluları hiç sevmem bu yüzden! Bir de sarmısak sevmem. Yanımda cımbızla bir paket Maltepe sigarası götürürüm. Kimseye hiçbir şey anlatmam, belgelemem. Gün mü gördüm ki hatırlatacağım insanlara! Nerelisin diye sorsalar ‘Dünyalıyım’ derim vallahi. 

‘Ajda Pekkan’ı merak ediyorum’
Ayşe Çay, 18, 
Öğrenci

1992 doğumluyum ve büyüdüğüm zamanlar cep telefonlarının, bilgisayarların, internetin tüm dünyada en yaygın olduğu zamanlar. Ben internetsiz, Google’sız hayatı zaten bilmiyorum. Geleceği düşünürken de hep teknoloji aklıma geliyor. 2060 bile çok yakın bir tarih. Dolayısıyla 100 sene ilerisine gitmek diyebilirim. Çünkü o zaman 22. yüzyıldan bahsediyor olacağız! Yeni bir dünya düzeni fikri müthiş yaratıcı geliyor kulağa. 40 yıl ileride sokaklarda yürüyen merdivenlerin olmasını görmek kesinlikle mutlu eder beni. Depresyona çare bulunması da harika olur. Hâlâ dilencilerin olmasıysa büyük hayal kırıklığı... Türkiye’de pop müzik yapanları, mesela Serdar Ortaç’ı, Hande Yener’i yanıma almak istemem. Ama Ajda Pekkan’ı merak ediyorum. O zaman da yanımızda olsa... Giderken yanımda çikolatalı pasta yapabileceğim her türlü malzemeyi götürmek isterim. Dünyanın eskiden internetsiz bir yer olduğunu belgelemek isterim. Türkiye’de YouTube’u yasaklayan zihniyetin yarattığı her türlü baskıyı da belgelemek iyi bir fikir. 

‘Rasim Ozan Kütahyalı gelecekte asla olmasın’
Koray Işık, 32, 
Satış elemanı

Hiçbir şeyin satılmadığı, ticaretin olmadığı bir dünyaya, kibar insanların yaşadığı, vahşi hiçbir şeyin kendine yer bulamadığı bir zamana gitmek isterim. Ama mümkün gibi durmuyor. 40 yıl ilerisine gittiğimde daha çirkin olacaksa mesela İstanbul, görmeye dayanamam! Nostalji denilen kelimenin ortadan kalkması müthiş bir heyecan yaratır. Reklamcılık denilen sektörün esamesi okunmaması ya da... Büyük reklam şirketleri yok. Harika! İnternet hâlâ paralıysa, fatura denilen şey varsa büyük hayal kırıklığı yaşarım. Günlük tutmaya devam etmek için kalem ve kâğıt alırım yanıma. Nihat Genç, Rasim Ozan Kütahyalı gibi insanlar gittiğim gelecekte asla olmasınlar! Hrant Dink’in katledildiği günü, cenaze töreninin ardından yürüyen kalabalığı gelecektekilere hatırlatmak isterim!

‘Porno serbest olsun mesela’
Zeyno Hascan, 35, 
İşsiz

Bugün Türkiye’de yaşadığımız her halin olmayacağı kadar ileri gitmek isterim. 50 yıl bile iyi geliyor kulağa. Türkiye’de televizyonda izlediğimiz ne varsa yok olsun! İki sezon süren ‘Aşk-ı Memnu’ dizisi boyunca memleketin tartıştığı her şeyi düşünün: Öpüştüler, seviştiler, yastık koydular... Ne kadar komik! Televizyonda porno serbest olsun mesela, o kadar yani! Bildiğimiz manada porno gelmesin akla; lezbiyen pornosundan tutun da iki erkeğin seks yaptığı türlü durumlara kadar yani... Bu saydığım şeyleri görmek, etnik ve cinsel kimliklerini ifade eden insanların rahatça yaşadığı bir Türkiye’yle karşılaşmak müthiş mutlu eder beni. Zaten bunlar da değişmeyecekse ileri gitmenin bir manası yok. Aile kurumu ortadan kalkmış olsun. Akraba denilen mevhumun tamamen ortadan kalktığı bir dünya çok ilginç olurdu. Annen yok, baban yok... Anneler Günü de yok mesela! İnsanların nasıl giyineceğini merak ediyorum. Sevdiğim bazı eteklerim var, onları yanıma almak isterim. Eteğin olmayacağı bir dünya fikri ürkütücü çünkü. Dünyada 80’ler ve modasından, vatkadan bahsetmek isterim. Bir de Michael Jackson ve Kurt Cobain ’in yaptığı müziği belgelemek iyi olur. 

‘Jetgiller’e yakın olsun’
Özge Sevi, 30, 
öğrenci

Biz Jetgiller’le büyüdük, onun gerçek olacağına inandık. Gideceğim yer de en azından Jetgiller’in yarattığı dünyaya biraz olsun yaklaşsın isterim. Gerçi şimdi düşününce Jetgiller de aile kurumunu yüceltiyor, egemen ilişkileri var kılıyordu. Klasik anlamda aile; reis baba, ev hanımı anne, robot bile olsa hizmetçileri vardı ve kadındı! 40 yıl geleceğe gideceksem, her anlamda kadınların yaşantısının büyük değişimler geçirdiği, sınırların kalktığı, vize, pasaport gibi uygulamaların hiç olmadığı bir yere gitmek isterdim. İbretlik olsun diye yanımda götürürüm pasaportu da, insanlara vize kuyruklarında ettikleri zulmü göstermek için o da. Pelin Batu ve Murat Bardakçı’yı asla yanımda götürmezdim. Olur da Pelin Batu gelirse, onu tüm müzik aletlerinden uzak tutardım. Gitarım, Lhasa, Serge Gainsbourg ve Yıldız Tilbe CD’lerimle, Edip Cansever kitaplarımı mutlaka götürürdüm. Gelecektekilere Esra Erol’dan, yaptığı televizyon programına insanların evlenmek için katıldığından bahsederim.

‘Aziz Yıldırım’sız Fenerbahçe tarihini anlatırım’
Cemal Sarı, 43, 
Kasap

Şimdi beni 50-60 yıl sonrasına ışınlayacaksanız, zengin bir adam olarak orada yaşamak isterim. Zengin toprakları olan bir ülkenin en zenginlerinden biri mesela... Çalışarak zenginlik hayal çünkü. Evlenmem, çocuk istemem. Öyle çalışayım, sabahları işe gideyim yok. Para hesabı yapmayayım yani. Enflasyon olmasın mesela orada. Bizde et fiyatları enflasyona göre ya, vatandaşın kursağından et geçmiyor ya, gittiğim gelecekte böyle olmasın işte! Diyeceğim şu, enflasyon varsa geleceğe gitmenin de bir anlamı yok! Rekabeti sevmem, rekabet eden kimseyi de yanımda istemem. Bir de marketler, AVM’ler olmasın. Futbol topu ve Fenerbahçe formasını yanımda götürürüm. Aziz Yıldırım’sız Fenerbahçe tarihini anlatır, belgelenmesini sağlarım.