Gençleri teşvik etmek iyi de...

Haber: ATİLLA DORSAY / Arşivi

Festivalin sona yaklaştığı şu günlerde, binlerce başvuru arasından seçilmiş kimi filmler konusunda bende ciddi şüpheler uyandı. Elbette herkesin zevki farklı, elbette eleştirmenlerin yazıları veya yıldız tabloları büyük uçurumları ortaya koyuyor. Ama bu kadar da olur mu dedirtecek filmler var. Diyelim ki Çad’dan gelen Mahamet Salah Haroun imzalı ‘Grisgris’, bir bacağı sakat olduğu halde emsalsiz bir dansçı olan karaderili delikanlı Grisgris’nin öyküsünü anlatırken, Afrika’nın en yoksul ülkelerinden birinden gelen ilk filmlerden olduğu için sempatiyle karşılanmalı. Biz de öyle yaptık. Yine de bu denli klişelere ve bu kadar zayıf bir senaryoya yaslanması şart mıydı?
Ama anlı-şanlı ve büyük bütçeli bir Amerikan yapımına bu hoşgörü gösterilmeli mi? 1970 doğumlu ve Danimarka kökenli Nicolas Winding Refn, Pusher serisiyle ün yaptıktan sonra iki yıl önce ‘Drive’ filmiyle Cannes’a katılmış ve en iyi yönetmen ödülünü almıştı. Ben o filme de belli bir kuşkuyla yaklaşmış ve ödülü eleştirmiştim. Ama o film , bu yılki ‘Sadece Tanrı Bağışlar’ın yanında başyapıt kalırmış!..
Yönetmenin Uzakdoğu kültür ve dövüşlerine merakı biliniyor. Kahramanları olan Amerikalıları bu kez Bangkok kentine göndermiş. Ve burada uyuşturucu işi yürüten bir anne ve iki oğlundan oluşan bir ailenin öyküsünü anlatmış.
Bu özet filme kompliman gibi duruyor. Çünkü film aslında hiçbir şey anlatmıyor, anlatamıyor. Ortada ne hikâye var, ne drama, ne akılda kalacak bir diyalog, ne bir karakter oluşturma çabası. Bir bölümü de Tayland’lı yerli halk olan tüm oyuncu ve figüranlar, devamlı ve güçlü bir müzik eşliğinde uzun uzun bakışıyor, arada sırada birbirlerini vuruyorlar. Bu son derece kanlı film, bir tür Tarantino hayranlığı içeriyor. Ama onun uzun diyaloglarının yerini, uzun sessizlikler almış. Onun özgün mizahının ise kırıntısı bile yok. Hatta aksiyon bile yok! Zavallı Ryan Gosling filmi bakışarak geçiriyor, tek dövüş sahnesinde ise sıkı bir dayak yiyor. Acaba onun için mi Cannes’a gelmedi? Kristin Scott Thomas ise uzatılmış sarı saçları ve meşum anne pozlarıyla gülünç olmuş. Kıssadan hisse: Gençleri teşvik iyi bir düşünce. Ama zamanından önce verilen bir ödül, kimi zaman onları şımartıyor ve garip seçimlere yöneltiyor.