Gerçek dışı bir deneyimdi

Gerçek dışı bir deneyimdi
Gerçek dışı bir deneyimdi
'The Host'un yazarı Stephenie Meyer, Yönetmeni Andrew Niccol ve oyuncuları Jake Abel, Diane Kruger ile Saoirse Ronan filmle ilgili soruları yanıtladı.

‘Alacakaranlık’ serisinin yazarı Stephenie Meyer’in 37 farklı dilde 40 milyondan fazla satan kitabı ‘The Host’un sinema uyarlaması bu Cuma sinemalarda. Roman uzaylı ruhlar tarafından ele geçirilen Melanie Stryder karakterinin gözünden anlatılıyor. Kitapta dışarıdan kimse Melanie’nin sesini duyamasa da Göçebe’nin zihninde açık ve net duyuluyor. Oyuncu Saoirsa Ronan’nın, Melanie ve Göçebe’ın kendi içinde ki diyaloglarını üçüncü kişilerle nasıl ileteceği merak konusu. Film, yarın Amerika ile aynı anda gösterimde olacak.
Filmin senaryo yazarı ve yönetmeni Andrew Niccol oyuncu Saoirse Ronan için tek seçimimizdi diye konuşuyor. “Bu rolü oynaması için bir B planımız yoktu.” Meyer ise kitabın filme çevrilmesinde endişeleri olup olmadığını sorduğumuzda “Hayır çok nettim. Sadece dünyada ki en muhteşem aktrise ihtiyacınız var ve böylece hiçbir sorununuz kalmaz. Bizde ona sahiptik. Çok şanslıyız. Ne yaptığını bilen bir oyuncu ile çalışıyorsanız, özellikle daha çoğu kişinin tanımadığı biriyle, bence herkesin aklını uçurur. Ona bu konseptte bir rol verdik, ayrı bir yeteneği var.” olarak cevap verdi.

Beden sahibini nasıl yansıtacağınız ile ilgili endişeleriniz oldu mu?
Meyer:
Birçok insan bu konuyla ilgili zorluk yaşadı. Bununla ilgili problem yaşamayan 3 kişi ise ben, yapımcımız Nick Wechsler ve Andrew Niccol’dü. Çünkü biz hep “Sadece dünyada ki en harika oyuncuya ihtiyacınız var ve başka bir probleminiz kalmıyor.” diye düşündük. Biz de ona sahiptik. Çok şanslıyız. Ne yaptığını bilen bir oyuncu ile çalışıyorsanız, daha çoğu kişinin tanımadığı biriyle, bence herkesin aklını uçurur. Ona bu konseptte bir rol verdik, ayrı bir yeteneği var. O rol aktrisliği çok seviyor ve onu rolündeyken izlemek harika bir şey. Hiç müzik olmayan bir sahnemiz vardı: “5 dakika boyunca yüzünün yakın çekimini aldık ve başka bir yöne bakamıyordunuz. İlk izlediğimde gözlerimden yaşlar boşaldı. Gerçek dışı bir deneyimdi.”
Niccol: Birçok insan bunun yapılamayacağını söyledi ama ben “Bunu sevdim.” diye düşündüm. Kitapta iki karakterin sesini tek bedende duyurmak filme çekmekten daha kolay. Daha sinematik olmasını sağlamak için bende Göçebe (Saoirse Ronan) karakterini gerçekten konuşturdum ve bu da hemen her şeyi kolaylaştırdı. Ama tabi sayfalarda karşılıklı konuşmalarını okuyabilirsiniz.


Kitap 600 sayfadan oluşuyor. Filmin uzunluğu nedir?
Niccol:
Sanırım iki saatlik bir film olacak.


Meyer’ın sette yapımcı olarak rolü ne?
Niccol:
Daha çok işbirliğini hissettim. Ayrıntılarda boğulan, para insanı değildi ama kastını yaptığımız herkes için hangi tür araç kullanacaklarından, kostümlerine kadar her şey hakkında kesinlikle düşüncesi vardı. Tipik bir yapımcıydı. Sete geldiğimde onun hakkında hiçbir şey bilmeseydim ve o normal bir yapımcı olarak gelseydi, normal bir yapımcıyla arsında bir fark göremezdim. Yani bu süreç hakkında çok anlayışlıydı.
Jake Abel: Her zaman setteydi ama bize karakterlerimizi geliştirmemiz için özgürlük tanıdı. Sadece kast ve Andrew Niccol ile 2 hafta prova yaptık ve işte o zaman tüm hikâye oturdu ve senaryonun ne demek istediğini anladık. O zamandan karakterleri kendimizin tanımlamasına izin verdi ki bu harika bir şey.
Diane Kruger: Biz Baton Rouge’da çekimleri yaptığımız yerde tanıştık. Uzun bir prova sürecimiz oldu. Onun da yanımızda olması çok iyiydi çünkü ona karakteri nasıl geliştirebileceğimizi sorabiliyorduk ve benim karakterimin filmin sonunda ki hali için kesinlikle birçok notu oluyordu. Karakterler hakkında bu kadar notu olmasının nedeni belki ikinci bir film için, belki de kitap için fikirleri olduğundandır ama bizim ikinci bir kitabın yazılıp yazılmadığı hakkında bir bilgimiz yok.
Saoirse Ronan:
Stephenie harika. Hemen arkadaş olduk, onu çok seviyorum. Çoğunlukla setteydi ki bu da harikaydı. Dürüst olmam gerekirse gözünün yapılan her şeyin üstüne olması çok faydalıydı. Ve sadece bizi desteklemek için orada olması da. Çok tatlı ve cana yakın ve hikâyeyi çok önemseyen biri.


Stephenie oyunculara ne çeşit notlar verdi?
Kruger:
İlk olarak her şeyi siyah ve beyaz olarak düşünmeyin. Jüri hala hikâyede kimin kötü kimin iyi olduğuna karar veremedi. Bu birçok şeye belli bir bakış açısından bakmamızı sağlıyor.
Ronan: Bir bakıma her şeyi bana bıraktı ki bu çok hoş ve bence bir yazarın yapacağı inanılmaz düşünceli bir hareket. Çünkü bazen kitap yazarları hikâyenin kendilerine ait olduğunu düşünüyorlar ve her fırsatta tavsiye vermek istiyorlar. İş aktörlere gelince Stephenie biraz geride durdu.


Filmde adapte etmesi en zor sahne hangisiydi?
Niccol:
Tarla sahnelerini çekmek en zoruydu çünkü o ölçekte bir tarlayı yaratmak zordu. Mağaranın içinde tam anlamıyla bir buğday tarlamız vardı ve lojistik olarak bunu gerçekleştirmek büyük bir çalışmaydı. Yıkanma odası içinse mağaranın içinden bir nehir geçirmemiz gerekiyordu. İnanılmaz bir mühendislik çalışması gerçekleşti. Sürekli akması için litrelerce su taşındı. Kâğıt üstünde bunu yaratmak daha kolay ama hayata geçirmek çok daha başka bir şey.


Seyirciler Göçebe ve Melanie’nin kendi arasında ki konuşmaları nasıl duyacak?
Kruger:
Çok akıllıca bir şey yaptılar. Ronan’ın insan rolündeki karakterinin konuşmalarını çekime başlamadan önce kayda aldılar. Böylece çekimleri kulaklıkla dinleyerek gerçekleştirdi çünkü içindeki insanla konuştuğu birçok sahne var. Uzaylı olarak onunla konuştuğumda içinden insan kimliği ile itiraz ediyordu. Onun için daha önceden kayıt yapmak işini kolaylaştırdı ama aynı zamanda dikkat dağıtıcıda olmalı. Saoirse çok karmaşık bir karakterin altından başarıyla kalktı.
Niccol:
Bu roman hakkında konuşulan konseptlerden biriydi ama Saoirse’ın karakteri gerçek anlamda açlıktan ölen bir uzaylı tarafından istila ediliyor… Evet, Melanie’nin insan karakterinde ki konuşmalarını önceden kaydettik ve onu kulaklıkla oynattım. Kendi sesini ona dinlettim ki kendisiyle gerçek bir konuşma yapabilsin. Sette kaydı başka kimse duyamıyordu, başka hiçbir aktör duymadı. Kendi içinde yaşadığı bazı yoğun konuşmalarını ve kendiyle savaşanı sadece ben duyabiliyordum ve Saoirse kendini duyabiliyordu. O inanılmaz bir aktris çünkü iki Amerikalı karakteri ve iki Amerikan aksanını canlandırdı - Güneyli Melanie ve bir de göçebe bir ruh var. Tabii Saoirse’ın kendisi de İrlandalı ve inanılmaz bir şekilde anında aksan değiştirebiliyordu. William Hurt onu ilk duyduğunda inanamadı. O her yaştan tanıdığım oyuncular içinde kesinlikle en gerçekçi oyunculardan biri. Sevmemenizin imkansız olduğu bir empati yeteneği var.


Stephenie Meyer şu an The Host’un devamını yazmakla uğraşıyor. Hikâyenin nasıl devam edeceğini biliyor musunuz?
Abel:
O keskin bir zekâya sahip. Her zaman ondan bir bilgi parçası almayı denedik ama o hiç kanmadı. Hiçbir fikrim yok. Hep sette yaptıklarımızın onunun yazdıklarını etkileyip etkilemediğini merak ettik. Daha önce yazdıklarını hayata geçirmemizi ve karakterlere yaptıklarımızı izlemenin ona yeni fikirler verdiğini söylemişti. Bence iki tarafta birbirinden etkileniyor. Örneğin Ian’ın filmde gitar çalmasını istedik ve bir gitar aldık. Benim öğrenmem için bir parça yazıldı ama Stephenie birden ”Durun!” dedi. Hep bu özelliğimi ikinci kitapta kullanmayı düşündüğü için durdurdu diye düşündüm.
Niccol: Jake karakterinin çalması için harika bir parça oluşturmuştum ama Stephenie “İkinci kitapta müzik önemli bir yer kaplıyor, bu yüzden bu sahneyi çekmesek olur mu?” diye sordu. Komik olan şu gitarı mağarada asılı olarak görüyorsunuz. Bunların hepsi bir sonra ki film için ipuçları.
Meyer: Daha yazmamış olmak kitapta neler olacağını bilmediğiniz anlamına gelmiyor. Çok detaylı bir taslağım var. Hatta diyalogların bile yazılı olduğu bir taslak. 5o sayfa uzunluğunda. Yani kitapta neler olacağını çok iyi biliyorum. Bilim kurgu dünyasında yapabileceğiniz birçok şey var. Keşif yapabileceğiniz fazlaca nokta var ve birçok farklı yöne gidebilirsiniz.


Bir sonra ki kitabı konuşmuşken bir sonra ki film nasıl olacak?
Niccol:
Stephenie’yle beni tekrar isteyip istemeyeceği hakkında konuşmam gerek. Çok gizli çalışıyor, ben bile bir sonraki kitapta ne olacağını bilmiyorum. Hala kesin bir şey yok. İkinci bir kitap olmadan ikinci bir film için konuşamam ama onunla tekrar çalışmak çok isterim. Çok eğlenceli bir işbirliğiydi.
Meyer: Bence film serisini devam ettirmek isteyecekler. Benimle bu şekilde konuşuldu. Sanırım en büyük engel benim yavaş yazıyor olmam.
Kruger: Benim karakterimin geliştirilmek için büyük potansiyeli var, özellikle insan tarafının.


Filmde kitaptan farklı olarak yaptığınız bir şey var mı?
Niccol:
Kitapta avcılar insanları yakaladıklarında siyah giyinmiş olarak tasvir edilmişler ama insanlar ruhlarda saf masumiyet görüyor. Bende bu yüzden beyaz giydirmeyi önerdim. Meyer’da bunu teşekkür ediyorum ki kabul etti. Ayrıca kitapta avcılar silah taşıyıp bizi uzaylı nezaketiyle öldürüyorlardı. Ben de sadece insanların silah taşımasını ve ruhların bizi başka şekillerde yakalamalarını ve öldürmelerini önerdim. Sadece barış için geldikleri imajını sağlamlaştırmak istedim. Bu romanın büyük bir parçasıydı, Meyer hemen kabullendi ve değişikliğe onay verdi. Bazı önerilerimi kabul etmediği zamanlarda oldu. Mesela, uzaylı parazitlerin vücuda direk gözlerden girebilecek kadar küçük olmalarını önerdim. Kitapta ise ensede bir kesik açarak içeri giriyorlar. Fakat Stephenie uzaylıların göz kadar narin bir organdan içeri girmelerinin seyirciler tarafından garip karşılanacağını düşündü. Bende kitaba sadık kaldım.