Gerçek vampirler: Haftada iki çorba kaşığı insan kanı içiyorlar

Gerçek vampirler: Haftada iki çorba kaşığı insan kanı içiyorlar
Gerçek vampirler: Haftada iki çorba kaşığı insan kanı içiyorlar
Yaşayan donörlerden steril bir şekilde kan alıp, haftada bir, iki kaşık içiyorlar. Kan içmek, kimi zaman cinselliğin bir parçası... 'Gerçek vampirler' kendilerini üç türe ayırıyor... The Daily Beast'ten Abby Haglage, 'gerçek vampirlerin' dünyasını, 37 yaşındaki, düzenli olarak insan kanı içen Merticus ile konuştu...

'Merticus' Atlanta’da yaşıyor, evli ve bir köpeği var. 37 yaşında. Radiohead dinliyor, 'Esaretin Bedeli'ni seviyor ve antika eşyalar satıyor. Dünyayı geziyor, açgözlü bir okuyucu ve zaman zaman da şair.
Haftada bir de insan kanı içiyor...
'Merticus' o kadar da yalnız değil... Uzmanların tahminlerine göre profesyoneller, arkadaşlarımız ve komşularımız arasında alenen ya da gizlice kendini 'gerçek vampirler” olarak tanımlayan binlerce kişi var. Merticus, 1997’den sonra (bu ismi o zaman kullanmaya başlamış) 'tabuttan çıkmış' ve kendini 'vampir' olarak tanımlamaya başlamış. Bunun için 'zayıfça tanımlanmış' bir kimlik diyen Merticus, bu kimliğin kanını veren donörlerden rol yapanlara, geniş bir kitleyi kapsadığını anlatıyor.

BİR TÜR AKIL HASTALIĞI MI?  
Elbette, vampirliğin gerçek olduğuna dair ne bir bilimsel kanıt ne de Merticus’un hayal gücünün ürünü olduğuna dair bir belirti var. Bilim ve tıp vampirliği reddediyor. Bunu görmek çok da zor değil. Hayatta kalmak için başka bir insanın kanıyla beslenmek gerçek anlamda korku dünyasının ürünü.
Vampirlerin, içinde bulundukları durumun gerçekliğini şiddetle savunmalarından etkilenen bir grup bilim insanı, bunun bir akıl sağlığı bozukluğu olabileceği olasılığını araştırmaya başladı. De Sales Üniversitesi’nde adli psikoloji profesörü olan Dr. Katherine Ramsland birkaç yıl önce 'Vampir Kişilik Bozukluğu' terimini türetmişti. Ramsland, kendisini 'gerçek vampir' olarak tanımlayanların delüzyona dayanan bir akıl hastalığı yaşadığını varsayıyor.

'VAMPİRLİK FİLMLERDE GÖSTERİLDİĞİ GİBİ DEĞİL'
Merticus’a göre vampirliği mitolojiden ayrı tutmak onu tanımlamak kadar önemli. “[Vampirlik] bir kült, din, zararlı bir etkinlik, parafili, BDSM (Rızaya bağlı fiziksel şiddet içeren cinsel ilişki) topluluğunun bir uzantısı ya da hayal kırıklığına uğramış bir grup gençten oluşan bir topluluk değil. Kitaplar, filmler ya da televizyonda gösterildiği gibi de değil” diyor.
'Tabuttan çıkmak', vampirleri kana susamış caniler olarak bilen bir toplumda yıllar süren araştırma ve kendi kendine düşünme süreci gerektirmiş. Merticus’un zihninde, bu bir tercihten çok kabulleniş ve kendi gerçek benliğinde bir 'canlanma': Gerçek vampir olarak kimliğim hayat boyu birlikteliği temsil ediyor, dönemsel ya da geçici bir eğilimi değil.
Çok özel olmasına rağmen, Merticus hikâyesini paylaşmaya açık. Bir kere tanışınca; dokunaklı, roman gibi e-postalar göndererek haftalık beslenmelerden fiziksel belirtilere, hayatının en ince ayrıntılarını paylaşıyor. Merticus’un hukuki yaptırım, akademi ve medya arasında bir irtibat görevi görmesini öğrenmek ise hiç şaşırtıcı değil. Karanlığa gömülmüş bir topluma göre, toplumsal bir figür olmaya çok yakın.

ÜÇ TÜR 'GERÇEK VAMPİR' VAR
Gerçek vampirleri anlamak üç farklı tipi ayırt etmekle başlıyor. 'Yaşam tarzı' vampirlerine 'hafif vampir' diyebiliriz. Onlara sadece vampir tarzı çekici geliyor, insan kanı tüketme ihtiyacı duymuyorlar. Kimlikleri daha çok dış görünüşle ilgili: Protez köpek dişleri, simsiyah kıyafetler ve renkli lensler...
Diğer iki tür olan kana susamış ve psişik vampir türleri ise bu tarzı kabul etmiyor. Williams bu iki türü 'kendi fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığını başkasının kan ya da yaşamsal güç enerjisini almadan yeterli şekilde sürdüremeyen kişiler' olarak tanımlıyor.

HER VAMPİR GOTİK OLMAK ZORUNDA DEĞİL...
Kana susamış vampirler az miktarda insan ya da hayvan kanı içerek enerji kazanırken psişikler yaşamsal güç enerjisiyle besleniyormuş. Merticus 'yaşam tarzı vampirler'e kin beselemese de ikisi arasında ayrım yapmaya çalışıyor. “Ben tipik olarak baştan aşağı siyah giyiniyorum ama hiçbir zaman protez köpek dişim olmadı” diyor ve ekliyor “Sosyal kimlik açısından kendimi gotik kültürüyle birlikte tanımlamıyorum."
Kana susamış ve psişik vampirler ise 'gerçek vampirliği' bir yaşam tarzı seçimi değil kimliklerinin uzantısı olarak ele alıyor. Beslenmemek bir seçenek değil. “Bir vampir beslenmezse uyuşuk, hastalıklı ve depresif olur; sıkça fiziksel acı çeker ve rahatsız hisseder” diyor.
Merticus, vampirliğin sinemadaki temsilini gerçekçi bulmuyor.

YAŞAYAN DONÖRLERİN KANINI İÇİYORLAR
Merticus’un da aralarında olduğu ve beslenmenin doğruluğuna inananlar, vampir kelimesinden uzak duruyor. “Kendisini gerçek vampir olarak tanımlayanlar ‘vampir’ kelimesini mecazi anlamda kullanırlar çünkü kendilerini özel güçleri olan ya da ölümsüz yaratıklar olarak addetmezler” diyor. “Kulağa çok ironik gelse de bu tür vampirler gerçekçidir ve enerji yetersizliklerinin, psişikliklerinin ya da ihtiyaçlarını ve arzularını enerji ya da kanla tatmin edebileceklerinin gerçekten farkında olan insanlardır.”
Merticus’la e-posta görüşmelerimin en sarsıcı kısmı beslenme eylemi. Bu sürecin kendisi şaşırtıcı bir şekilde çok sistematik. Süreç, gerçek vampirlerin kanını içmesine izin veren 'yaşayan donör'lerle başlıyor. Bir donör bulmak hatta güvenlik incelemesi yapmak hiç kolay değil. Çoğu kana susamış vampir, kan yoluyla geçen hastalıkların önlenmesi için yaşayan donörlerin dikkatlice sağlık kontrolünden geçmesini talep ediyor.

HAFTA İKİ ÇORBA KAŞIĞI KAN İÇİYOR
'Can atılan kırmızı sıvı'nın paylaşılması ise, Merticus’un söylediğine göre, çok kolay. Genellikle haftada bir defa, bir ya da iki çorba kaşığı ölçüsünde 'besleniyor'. Vampirlerin kanı muhafaza etmeyi değerli görmediğini söyleyen Merticus, açlıklarını tatmin edecek bir donör bulamazlarsa bazen hayvan kanına başvurabileceklerini de anlatıyor. Merticus için beslenme eylemi cinsellikle iç içe geçmiş ama diğerleri için böyle değil.
Vampirlerle ilgili popüler anlatıların tam tersine dişler beslenmek için kullanılmıyor. “Isırarak kan içmek hijyenik ya da güvenli bir şey değil” diyor. Sırtta küçük bir yarık açmak için neşter ya da sterilize bıçaklar kullanıyor. “Kendini vampir olarak addedenlerin büyük bir çoğunluğu etik ve güvenli beslenme uygulamalarına bağlı kalıyor. Onlar, sağlıklı bir aklın ve kararın ürünü ayrıca üretken bir şekilde topluma katkı sağlıyorlar” diyor.

CİNSELLİK HER ZAMAN TEK AMAÇ DEĞİL
Merticus sürecin, kanı almasına yardımcı olacak bir 'bağ' hissetmesi için parmaklarını derinin üzerinde gezdirmesiyle başladığını anlatıyor. “Eterik vücudu benimkiyle uyuşan birisinin kanıyla derin bir seviyede beslendiğim zaman bütün hislerimin kuvvetlice yoğunlaşmasıyla ateşlenen rahatlatıcı bir enerjik titreşim ya da karıncalanma hissi sarıyor” diye anlatıyor.
Merticus bu şekilde beslenme ve BDSM arasında paralellikler görürken bunların çok belirgin oluşumlar olduğu konusunda ısrar ediyor. BDSM’ye iştirak etmek vampirliğin ön koşulu değil. “Cinsel enerjiden beslenme iddiası taşıyan vampirler için cinsel birliktelik her zaman tek amaç değil” diyen Merticus “Ön sevişme ve partnerin aldığı zevk, genellikle bir vampirin beslenmesi için yeterli olan enerjiyi elde etmek için asıl gerekli şey” diyerek ekliyor.

ORTAÇAĞDA ÖLÜLER HASTALIĞI OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYORDU
Merticus’un anlattıkları dışında gerçek vampirler hakkında çok az bilgi var. Başka bir insanın kanını içme eylemi etrafında gelişen bir durum için böyle olması çok da şaşırtıcı değil. Dünyada bu konuda kitap yazan bir avuç bilim insanından sadece bazıları, vampirliği üzerinde çalışılacak kadar meşru görüyor. Willims, birkaç saniye içinde bütün kitap başlıklarını sayabiliyor.
Araştırma grubu düzenli bir iletişim halinde sürekli yeni sonuçları ve keşifleri paylaşıyor. Kimse sadece bir 'açıklama' üzerine yoğunlaşmış gibi gözükmüyor. Araştırmacı Nick Lane, 2002’deki çalışmasında yazdığı teoride vampirliği, güneş ışığına aşırı hassasiyet yaratan bir kan hastalığı olan porfiriyle açıklıyor. Geçmişte, diğer araştırmacılar, mağdurlar kan öksürdüğü için tüberküloza ya da vücudun ceset gibi donuk kaldığı katalepsi hastalığına dikkat çekmişti. Ortaçağda ise vampirliğin bir ölüler hastalığı olduğu düşünülüyordu. 1800’lerde de cinsel bir durum olarak görülüyordu.

BİZE GÖRE KAN İÇMEK, SAĞLIKLI YAŞAM DEMEK 
Günümüzdeki en geçerli teori ise 'vampirlerin', 'kan fetişisti' oldukları yönünde. Bu etiket aslında 'kana susamış vampirler'in beslenmesiyle benzerlik taşıyor. Joseph Laycock, 'Vampires Today: The Truth About Modern Vampirism' kitabında bu bağı detaylı bir şekilde inceliyor. Bazı örtüşmeleri kabul ederken ikisi arasındaki farklara da dikkat çekiyor: Kan fetişistleri ölülerin kanını tüketir, vampirler değil.
Merticus'a göre bu iki tür örtüşebilir ama ikisi aynı anlama gelmiyor: "Kan fetişistleri kanı görerek, koklayarak ve kana dokunarak harekete geçer. Kana susamış vampirlerse az miktarda kan içmenin arzu meselesindense sağlıklı ve kaliteli bir yaşamı temsil ettiğine inanırlar.”
Bilimin, vampirliği ciddi bir araştırmaya değer görüp görmeyeceği hâlâ belirsiz. Şu anda başka bir araştırma üzerine çalışan Williams bu konuya daha çok ışık tutmak istiyor. Merticus ise sadece huzur istiyor gibi gözüküyor. “Bu artan merakın daha çok kabullenmeye yol açıp açmayacağını bekleyip göreceğiz” diyor: "Tek istediğimiz açık fikirlilik, hoşgörü ve kendi hayatımızı özel bir şekilde yaşama hakkı.” 

VAMPİR BİRLİKLERİ İÇİN ÇALIŞIYOR
Vampir topluluğuna bağlılığı ve ona hizmet için yaptığı fedakarlık çok derin. 2005 yılında, 'yeni canlananlar'a destek sunan ve birlikteliği teşvik eden 'Atlanta Vampire Alliance'ın (ACA) kurulmasına yardımcı olmuş. Bugün, ACA dünyadaki en geniş kapsamlı gerçek vampir örgütü. Bir yıl sonra, en geniş vampir araştırma şirketi olan Suscitatio Enterprises, LLC’yi kurmuş. Şimdi, 2008’de kurduğu vampirlere ait bir sosyal medya platformu olan Vampire Community News’ü işletiyor ve idare ediyor.
Bu sayede iki sosyal hizmet uzmanının ülke genelinde manşet olan çalışmasına çok değerli kaynaklar sağlamış. Critical Social Work dergisinde yayınlanan çalışmada kendini vampir diye tanımlayanlar sosyal hizmet uzmanlarına konuşmuş ve vampirliğin zorluklarından bahsetmişti. Merticus bu çalışmanın yazarlarından ve daha önce de bu konu hakkında yazdığını bildiği DJ Williams’la ilk iletişime geçen kişiydi. Idaho State Üniversitesi’nde sosyal iş alanında doçent doktor olan Williams, gerçek vampirler üzerinde 10 yıldan fazla süredir çalışıyor. Başta konuya şüpheci yaklaşsa da kendini gerçek vampir olarak tanımlayan bir kadınla tanıştıktan sonra durumun gerçekliğine ikna olmuş. Bu konuda bana konuşan tek akademisyen de konu hakkında çok tutkulu. “Bizim ahlak kurallarımız var ve açık fikirli olmak konusunda konuşuyoruz ama bunları müşterilerimizde uygulayabildiğimiz konusunda çok emin değilim” diyor.
(The Daily Beast'ten çeviren: Naz Vardar)