Gerçeküstücü devrim

İspanyol Juan Miro'nun tek renk üzerine ince çizgili, alacalı tablolarından tutun da Georges Bataille'ın Güneş Anüsü adlı belden...
Haber: DEVRİM İŞCEN / Arşivi

İspanyol Juan Miro'nun tek renk üzerine ince çizgili, alacalı tablolarından tutun da Georges Bataille'ın Güneş Anüsü adlı belden aşağı gülmece kitabına kadar birbirinden oldukça farklı 600 yapıt Georges Pompidou Sanat Merkezi'nde meraklıları bekliyor. Serginin, Paris'in eski hal bölgesinde bundan 30 yıl kadar önce kurulmuş, su boruları, elektrik bağlantıları gibi bütün tesisatının bina dışına verildiği bu sanat merkezinde düzenlenmesi, isabet oldu. İçinde Modern Sanat Müzesi'nden büyük bir kütüphaneye kadar birçok mekan barındıran merkez, yıllardır değişik kültürel ve entelektüel etkinliklere zemin oluşturdu. Örneğin 1996 yılında 100'ü aşkın filmin yer aldığı Türk sineması anma gösterimi de burada gerçekleştirilmişti.
Adını akımın önemli yayınlarından biri olan Gerçeküstücülük Devrimi dergisinden alan sergi, daha ilk günlerinden dolup taşmaya başladı bile. Yoğun ilgi yüzünden özellikle hafta sonları, merkezin son katında bulunan sergi alanının önünde kuyruklar oluşuyor. Son 30 yılın gerçeküstücülüğe ayrılmış en önemli sergisini kimse kaçırmak istemiyor haliyle. Ziyaretçileri gerçek yaşamdan kopararak düşler alemine götüren 2 bin 200 metrekarelik bu inanılmaz sergiyi düzenleyen Werner Spies, gerçeküstücülüğü "20. yüzyılın en büyük macerası" olarak niteliyor. Amaç bu kapsamlı akımı, işlenen konuların çeşitliliğini, kullanılan tekniklerin farklılığını ve onu ortaya çıkaran sanatçıların birlikte yürüttükleri fikir yapısını en iyi şekilde tanıtmak. Dolayısıyla birbirine bağlı 19 salondan oluşan labirenti dolaşmak, kartezyen düşüncenin dışına çıkıp günlük gerçekleri reddeden ve belli bir anlam taşımayan görüntüler arasında kaybolmayı kabul etmeyi gerektiriyor. Sergiyi daha göremeyenler taze gezmiş arkadaşlarına "Nasıldı, anlat," diye sorduklarında ise yalnızca "Gerçeküstüydü," yanıtını alıyorlar zaten.
Sansürsüz bilinç
Gerçeküstücülük savaştan doğmuş bir akım. İstememelerine rağmen Birinci Dünya Savaşı'nda etkin görev alan sanatçların, yaşadıkları insanlık dışı, absürd olaylara karşı tepkileri aslında. Akımın kurucusu ve önderi Fransız ozan André Breton savaşta bir psikiyatri hastanesinde çalışmış örneğin. Bir başkaldırı akımı olan Dadaizm de Breton ve arkadaşlarının esin kaynağı oluyor. Yazın dalında başlayan akım kısa sürede resim, heykel, sinema, fotoğraf gibi diğer sanat dallarına da bulaşıyor. Aragon, Chirico, Paul Eluard, René Magritte, Max Ernst, Salvador Dali, André Masson, Juan Miro, Man Ray, Yves Tanguy, Pablo Picasso, Luis Bunuel ve daha birçok sanatçı akıma bir yerinden katılıyor, bu türde yapıtlar veriyor.
Akımın kuramsal bir zemine oturtulmasında büyük rol oynayan André Breton'un 1924'te yayımladığı Gerçeküstücülük Manifestosu, akımın temelini atıyor. "Sözlü, yazılı ya da başka her türlü yoldan düşüncenin gerçek işleyişini ifadeyi amaçlayan ruhsal özdevinim," diye açıklık kazandırıyor Breton gerçeküstücülüğe. Yani sanatçının, herhangi bir rasyonel düşünce zincirine dayalı olmadan, bilinç kontrolüne, 'sansür'üne izin vermeden, yarattığı sırada aklından geçen düşünce ya da görüntüleri kağıt üzerine dökmesi. İşte Breton'un ünlü özdevinimsel yazımı écriture automatique bu şekilde ortaya çıkıyor. Bu dönemde Freud da psikolojide ve dolayısıyla insanlık tarihinde devrim yaratacak kuramlarını ortaya atıyor. Her şeyin çocukluk anılarına dayalı olması ve düşlerin, bastırılan duyguların canlandırılması gibi tezlerin üzerine giden gerçeküstücüler aklın, düşüncenin sanat yapmaya yaramadığına, dolayısıyla sanat nesnesinin akıl mekanizmasının dışında aranması gerektiğine inanıyorlar. Bu tür yapıtların en çarpıcı örneklerini de Dali'nin tablolarında buluyoruz.
Anlam mı?
Gerçeküstücülüğün Avrupa'daki yaşam süresi olan iki savaş arası dönemi kapsayan sergi, kronolojik bir sıra izlemekten çok düş, gece, şehir gibi değişik temalar etrafında toplanmış salonlardan oluşuyor. Böylece bir sanatçının yapıtları ayrı yerlerde görülebiliyor. En etkileyici salonlardan biri de André Breton'un çoğu Afrika'dan gelme heykelcik ve süs eşyalarından oluşan çalışma atölyesinin, bırakıldığı gibi tekrardan canlandırıldığı vitrin-duvar kuşkusuz. Tamamı ancak iki saatte gezilen serginin duvarlarında yer yer Breton'un Gerçeküstücülüğün Özet Sözlüğü'nden alınan tanımlar da göze çarpıyor. Ancak kiralanan kaset rehber ve serginin planıyla, tanıtıcı iki sayfa yazının bulunduğu broşür dışında açıklama notlarına kesinlikle rastlanmıyor. E, doğru ya, böyle bir sergide anlam aramak niye?
Teknikler
Özdevinimsel yazım (Écriture automatique): Üzerinde oturup düşünmeden, planlamadan, akla fikirler geldikçe kağıda dökülen yazılar.
Sürtme ya da karalama (Frottage): Kurşun kalemi kâğıda sürterek karalama resim çizme sanatı.
Katlama kâğıt oyunu (Cadavre exquis): Bir kâğıdın eşit bölümlerine her sanatçının bir diğerinin çizdiğini görmeden, onun bıraktığı yerden devam ederek uzattığı resim.
Çıkartma (Décalcomanie): Bir kâğıdın ortasına dökülen bir damla boyanın üzerine başka bir kâğıt koyup boyayı yayarak elde edilen resim.
Rayogramme: Daha etkileşmemiş bir fotoğraf kâğıdının üzerine koyulan bir nesneye ışık verilerek yapılan fotoğraf.
Yolunuz düşerse...
Tarih: 6 Mart-24 Haziran 2002
Yer: Pompidou Sanat Merkezi
Gün ve saatler: Salı günleri hariç 11.00-21.00, perşembeleri ise 23.00'e kadar...
Giriş: 8.5 euro...
Kaset rehber: Almanca, Fransızca,
İngilizce ve İtalyanca; 4.5 euro...
Rehberli ziyaretler: 28 Mart ve 4, 11, 18 ve 25 Nisan Perşembe günleri 19.00'da...
Sergi kataloğu: 440 sayfa, tamamen renkli ve bol resimli,56 euro...
Yapıtları olan sanatçılar: Chirico, Max Ernst, André Masson, René Magritte, Salvador Dali, Yves Tanguy, Joan Miro, Victor Brauner, Jean Arp, Alberto Giacometti,
Brassai, Pablo Picasso, Man Ray, Luis Bunuel, Roberto Matta, André Breton, Soupault