Geyik Aile

Geyik Aile
Geyik Aile

Geniş Aile yeni bölümüyle bu akşam saat 20.00 de Star TV de ekrana geliyor.

Bu akşam 'Geniş Aile' yi izlerken toplumsal kaygılarımıza boş verip içimiz acıya acıya gülmeye devam edeceğiz
Haber: AHU ERKIVANÇ YILDIZ - ahuerkivanc@gmail.com / Arşivi

Yazıma Türkiye televizyonları tarihinin en sosyolojik saptamasıyla başlamakta sakınca görmüyorum; zira patenti bana ait bu müthiş saptamanın ne denli haklı sebeplere dayandığını siz de kavrayacaksınız: Türkiye komedi dizisi olarak adlandırabileceğimiz her örneğin ana teması ailedir. ‘Baskül Ailesi’, ‘Çarli İş Başında’, ‘Bir Demet Tiyatro’, ‘Kaygısızlar’, ‘Avrupa Yakası’, ‘Ayrılsak da Beraberiz’, ‘Çocuklar Duymasın’, ‘Türk Malı’... İstisnalar ise bir elin parmaklarını geçmez. 

Temel espri malzememiz: Aile
“E, ne var bunda?” diyeceksiniz. Gelenekselci-muhafazakar-demokrat toplumsal yapımızın mizahını bizzat aile üzerinden üretiyor olması pek şaşılası bir durum değil. Kaldı ki arkadaş ortamında bir espri patlatacak olduğumuzda, en fazla zaman geçirdiğimiz insanlara, malzemenin en bol olduğu aile mevzularına dalarız yine. İyi hoş da, dünyanın en eğlenceli mizah dergilerinden bazılarına imza atan bir ülkede, komedi dizisi denince yaşanan senaryo kabızlığını genelgeçer açıklamalarla izah etmek yaratıcılık evrenine haksızlık değil mi?
Haydi bu meseleyi sosyologlara bıraktık, bari uzmanlık alanımızda ne kadar başarılıyız? Bir sıralama yapmaya kalkışırsak birinciliği ‘Kaygısızlar’a veririm. Döneminin ötesinde bir komedi dizisiydi ‘Kaygısızlar’; değeri de yeterince anlaşılmadı zaten. 

‘Geyik’ bir dil yaratmak
Türkiye’nin hızla değişen toplumsal yapısında değişmekte olan mizah anlayışının sinyallerini saçıyordu. Daha birkaç yıl öncesine kadar “Mizah nedir?”e kafa yormak beyin fırtınası addediliyordu. Her şeyde ciddiyet arayan, en küçük meseleleri bile sorunsallaştırıp toplumsal bir idealle taçlandıran 68 kuşağından doğma çocuklar çok başka yerlerdeydi artık. Darbenin tanklarıyla ezilip büzülen eğitim-öğretim sisteminin tedrisatından geçmişti onlar. Gülmeden düşünmek değil, düşünmeden gülmek istiyorlardı. Madem tartışmak, konuşmak, fikir sahibi olmak tehlikeliydi, o vakit yaşama dair ne varsa altını boşaltmaktan başka yol yoktu: Kendine özgü, yeni, örtük bir eleştirelliği barındıran “geyik” bir dil yaratmak...
O kuşak da büyüdü. Bugün söz sahibi. Televizyonlara yaptıkları işlerde bu dili daha fazla kullanıyorlar. ‘Geniş Aile’ o dilin en yetkin örneklerinden. Ayçekirdeğinden hallice bir aile var karşımızda. Bir baltaya sap olamamayı yaşam biçimi olarak gören, büyükannelerimizin “serseri takımından” diye yaftalacağı baş karakterimiz Cevahir Kirişçi... Bir mesleği olan ve mesleğini geliştirmeye çabalayan ve belki de bu yüzden zekası hafif geri imajı yaratılan damat Mürsel... Dizinin yegane ciddiyet ve dürüstlük timsali, o yüzden de çağın gerisinde kalmaya mahkum baba Kuddusi. Büyük şehrin karanlığında gaspla, tecavüzle aklını bozduğundan endişe kumkumasına dönüşen anne Muazzez. Babasının mirasıyla hava atan Koyu Bilal. Hayatta iyi bir ev kadını olmaktan öte kendine bir misyon biçmeyen evimizin kızı Nazan. Kalıpları zorlayan espri gücüyle bilge değil bilir kişi babaanne Hafize. Zekasını cinliğe çalıştırmanın derslere çalıştırmaktan çok daha fazla prim yaptığını çoktan anlamış küçük kardeş Zekai. 

Tipik bir Türk ailesi
Liste böyle uzar gider, ama diyeceğim o ki Kirişçi ailesi tipik bir Türk ailesi. İtiraz edenleriniz olacaktır. Ama diziyi “sulu zırtlak, saçmasapan, laubalilik diz boyu” diye tanımlayan ebeveynlerin tersine, bir sonraki espriyi kaçırırım korkusuyla yüksek sesle kahkaha atmaktan bile çekinerek ekrana kilitlenen bir dolu insan var. Tıpkı Cevahir gibi geleceksizliği kabullenmiş, emek harcamadan yemek sahibi olmaktan başka çıkar yol bulamamış, suçu ne kendisinde ne de başkalarında aramaktan çoktan vazgeçmiş bir dolu insan... Babanın çekmecesinden para yürütmek ayıp değil beceriklilik meselesi artık; kutsal aile bağları klişesini mezara gömüp aile fertlerine türlü oyunlar çevirmek sıradan bir sanat ... ‘Geniş Aile’ olsa olsa bu manzaranın fotoğrafını çekiyor. “Geyik çevirmenin” yaratıcı örneklerinden oluşan replikleriyle, bu dilin en isabetli sloganını kulaklarımıza üflüyor: Süsleyip püslemeye, alınıp bozulmaya gerek yok; geldiğimiz nokta budur. Gerçek bundan ibarettir.


    ETİKETLER:

    Türkiye

    ,

    RTÜK

    ,

    sanat