Gezi Parkı sorunu global bir mesele

Gezi Parkı sorunu global bir mesele
Gezi Parkı sorunu global bir mesele
British Council'ın misafir sanatçı programı kapsamında Diyarbakır'a giden İngiliz sanatçı Cressida Kocienski, kentin mimari kimliğinde etkili bazalt taşı, mermer, çimento ve tuğlayı ele aldığı bir video hazırladı.

Genç , çekingen bir İngiliz kadın . Konuşurken o kadar sık “Yabancı olduğumun farkındayım, burada kimseye bir şeyler öğretmeye çalışmıyorum” diye altını çiziyor ki, neredeyse “Tamam tamam hiçbiri senin suçun değil” diyeceğiz. Batılı kimliğinin verdiği ağırlıktan rahatsızsa da, projesi için heyecanlı. Güncel sanatçı Cressida Kocienski’yle, bir ayını geçirdiği Diyarbakır’da şehrin binalarından ve bu binaları oluşturan taşlardan yola çıkarak oluşturduğu projesini konuştuk. 


Batılı sanatçıların rotası genelde İstanbul dışına taşmaz, peki sen neden geldin Diyarbakır’a? 


Başvurduğum program İngiltereli bir sanatçının Diyarbakır’da bir süre kalıp çalışması için organize edilmişti. Dolayısıyla başvururken buraya geleceğimi biliyordum. Daha önce Filistin’de çalıştım, halen Pakistan’da devam eden bir projem var. Diyarbakır
benim için çok uzak bir yer değildi. 


Bir yanda bazalt ve mermer, diğer yanda tuğla ve çimentonun endüstriyel kullanımını anlatan bir video projesi üzerinde çalışıyorsun. Bu fikre nasıl ulaştın? 


Yaptığım işlerin çoğu şehirle ve şehircilikle yakından ilgili. Burada da Diyarbakır’ın mimari tarihçesini araştırırken bazalt taşının önemini keşfettim. Bazalt kadar görünür olmasa da, kullanılan bir diğer taş da mermer. Bu ikisinin karşısında ise, günümüzün şehirciliğinin yapıtaşları çimento ve tuğla duruyor. Ben bu dört materyalin oluşumunu ve işlenmesini anlatan bir video enstalasyonu üzerinde çalışıyorum. Görüntülere burada yaptığım röportajlar eşlik edecek. 


Röportajlar ne içeriyor? 


Diyarbakır çok enteresan bir şehir, çünkü bir yandan restorasyona ve korumaya önem verirken bir yandan da hızla genişliyor. Bu değişim insanlara nasıl yansıyor, bunlar üzerinden konuşuyoruz. 


Kendini nasıl konumluyorsun bu projenin içinde? 


Bildik anlamda bir etnograf ya da bir belgeselci gibi çalışmak istemiyorum. İnsanların yüzlerini hiç göstermeden taşlar ve yapılar üzerinden bir anlatı yaratmak istiyorum. Elbette bu kadar katmanlı ve karmaşık bir şehrin yapısını böyle basit bir proje ile anlatmak imkânsız. Ama en azından buna işaret edebilmek istiyorum.


Mekân ve oluşumları üzerine çalışan bir sanatçı olarak Gezi Parkı olaylarını nasıl değerlendiriyorsun? 

Halkın kullanımına açık ortak alanların yıkılması ya da yok edilmesi hepimizi ilgilendiren global bir sorun. Öte yandan, dijital medyanın gücü yeni sınırlar, yeni ufuklar doğurmakta. Bugün hepimizin yazdığı tarih işte bu diijital sınırlardır.