'Gezi referandumuna' Ankara modeli mi?

'Gezi referandumuna' Ankara modeli mi?
'Gezi referandumuna' Ankara modeli mi?
AK Parti sözcüsü Hüseyin Çelik, Gezi Parkı'nın akıbetiyle ilgili olarak referandum mesajı verdi. Ancak hukuki statüsü tartışma yaratan bu önerinin bir benzerini dört sene önce Ankara'da görmüştük.
Haber: Alpbuğra Bahadır Gültekin - bahadir.gultekin@radikal.com.tr / Arşivi

Bugün itibariyle Gezi Parkı direnişi 17. gününe giriyor, ancak tartışmalar son hızıyla devam ediyor. ‘Gezi Parkı Heyeti’ ile bir araya gelen Başbakan Erdoğan ’ın, Topçu Kışlası için “referandum yapalım” önerisiyle geldiği açıklanınca, düne ve bugüne damgasını vuran çiçeği burnunda gündem maddemiz de referandum oluverdi bir anda. Tabii kafalarda da sorular sorular…

Akıllara ilk kurcalayan “kimlerin oy kullanacağı” oldu. Sonra da bu referandumun hukuki statüsü… Ardından Danıştay Başkanı topa girdi, “Bunu referandum olarak algılayamıyorum. Daha çok kamunun isteklerini ortaya çıkarmak için yapılan bir oylama. Yargı kararının önüne geçemez” deyiverdi.

Bir örnek Ankara ’dan

Tabii mevzu bahis ‘bölgesel’ bir halk oylaması olunca, tarihimizde de buna benzer bir örneğe rast gelmiyoruz. Ne var ki bu tartışmalar akıllara Ankara’yı ve tabii ki Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’i de getirmiyor değil.

Zira Gezi Parkı’nın akıbetine benzer bir ‘referandum’ (aslında herhangi bir bağlayıcılığı bulunmayan bir anket) 27 Eylül 2009’da Ankara’da yapılmıştı. Belediye, Bahçelievler sakinlerine “Aşkabat Caddesi (7. Cadde) trafiğe kapatılarak yaya bölgesi haline getirilsin mi?” başta olmak üzere 14 farklı soru yöneltmişti.

Ve yine içki tartışmaları…

Tabii bu ‘referandum’ da, daha sandıklar kurulmadan pek çok tartışmaya gebeydi. Bölgedeki içkili mekânların kaldırılmasına yönelik soru, daha sonra gelen tepkiler üzerine kaldırıldı. Ve Eylül ayı geldiğinde her eve yalnızca bir adet anket formu dağıtıldı, seçim gerçekleştirildi. Ama ne acemilikle!

Sadece hane reisinin oy kullanabileceği söylense de, formu ikametgâhı orada bulunan biri olarak ben doldurdum. Referandum günü mahalleye kurulan sandığa attığımda da ne kimlik kontrolü vardı ne de başka bir şey. Formu sandığa attım, imzamı çaktım ve eve geri döndüm. Sonrası ise hem benim hem de komşular için meçhuldu…

Çünkü sandıktan nasıl bir sonucun çıktığını kimse bilmiyordu ama kulaktan kulağa ilgili tasarıya hayır sonucu çıktığı belirtiliyordu. Belediyenin sitesinden baktığımızda da ankete katılan 1831 kişinin 1003'ünün trafiğe kapatılmasına karşı çıktığı öğrenmiştik. Ha çıkmasa dahi yasal bir bağlayıcılığı da yoktu zaten... Hem ek olarak diğer 13 soruyla ilgili herhangi bir bilgiye de ulaşamamıştık.

Ankara’daki ‘bölgesel’ halk oylaması denemesi böyleydi, bakalım ‘Gezi Parkı referandumu’ projesi ete kemiğe bürünürse, mevzu nasıl işleyecek? Acaba Ankara gibi herhangi bir bağlayıcılığı olmayan, bir kamuoyu yoklaması mı olacak? Yine tartışmalar ışığında, olup biteni hep birlikte göreceğiz.