Gezi'den sonra 'The Wall' çok anlamlıydı

Gezi'den sonra 'The Wall' çok anlamlıydı
Gezi'den sonra 'The Wall' çok anlamlıydı
Roger Waters'ın İstanbul'daki 'The Wall' konserinin yıldızlarından gitarist Dave Kilminster ve üç oktavlık sesiyle dikkat çeken Murray Hockridge ile Türkiye turnesi öncesi bir aradaydık.
Haber: ESRA ÜLKAR - esraulkar@gmail.com / Arşivi

Tanışmanız nasıl oldu? Projenin gelişmesinden biraz bahseder misiniz?
Dave Kilminster:
Yaşadığım yerin yakınlarında bir kafede otururken köşede bir ses duydum. Bunun kaynağını merak ettim ve sesin olduğu yere gittim. Bir adam kötü bir mikrofon ve yanında pilli bir amfi ile şarkı söylüyordu. Buna rağmen çok güzel bir sesti. Performansı bitince Murray’le konuştuk. “Neden bir albüm yapmıyoruz?” dedik ve müzik yapmaya başladık.
Murray Hockridge: Dave ile yaptığımız projenin özel bir şey olmasının sebebi her ikimizin de hangi anda öne çıkıp ne zaman eşlik haline geçeceğinin çok iyi farkında olması. Bu da ben bir şey söylediğim zaman Dave’in eşliğe geçmesi veya Dave güzel bir solo çalarken benim arkaya eşlik konumuna geçip onu dinleyerek bir şey çalmam.
Projenin ileriki aşaması nedir? Kendi şarkılarınızdan oluşan bir albüm çalışması var mı ufukta?
Dave: Bir sonraki aşama olarak eskiden olduğu gibi bir seyirci oluşturma düşüncemiz var. Proje başladığı zaman Amerika, Kanada gibi birçok yerde çaldık. İnsanlardan güzel tepkiler aldık. Buna devam etmeyi düşünüyoruz. Şu an albüm çıkarabilmek için biraz beklemek gerektiğini düşünüyoruz.
Roger Waters ile çalmaya ne zaman başladınız?
Dave: Kim? Hiç duymadım (Gülüyor). 2006 yılında ‘Dark Side of The Moon’ turnesiyle çalmaya başladım. Roger Waters’ın bir gitarist aradığını duydum. Onun üzerine sabah saat 10’da, gitar çalmaya pek müsait olmayan bir zamanda seçmelere gittim.
Nasıl geçti seçmeler?
Berbattı. Tam bir felaketti. Roger Waters’a “Hangi şarkıyı istersiniz?” diye sordum. O da ‘Money’ isimli şarkıyı istedi. Hangi gitar partisyonuyla çalmamı istediğini sorduğumdaysa, “Gitar partisyonlarıyla ilgili bir sıkıntım yok. Şarkıyı söyleyebilir misin?” dedi. Beklenmedik bir soru gelince durakladım. Sabahın 10’unda, hem çalıp hem söylüyorum ve karşımda Roger Waters duruyor. İşi benim aldığımı söylediklerinde inanamadım.
‘The Wall’ın dünyanın en büyük prodüksiyonu olduğu söyleniyor. Böyle bir sahnede olmak nasıl bir duyguydu?
Dave: Çok özeldi. Turneden iki buçuk hafta öncesinde, Madonna’da olan bir unvanı aldığımızı fark ettik. Solo bir sanatçı tarafından yapılmış en büyük bütçeli, en geniş kapsamlı ve en çok kazandıran turne olduğunu öğrendik. Dünya üzerinde yapılmış aynı unvana sahip üçüncü prodüksiyon. Böyle bir prodüksiyonda çalışmaktan dolayı her şeyden önce gurur duydum ve belki biraz ukalaca olacak ama kendimi önemli hissettim.
Murray bu proje öncesi neler yapıyordun?
Murray: Anne ve babam müzikal sanatçıları. Davul çalarak başladım. Babam “Müzikten uzak dur. Bir iş bul, onunla uğraş” diyordu. Müzik yapmak ve müzikle ilgili bir şeyler yapmak için ağabeyimle birçok grupta çaldık. Daha sonra şarkı da söyleyebildiğimi fark ettim. Bu, zamanla ilerleyip birikerek mevcut duruma dönüştü.
Bir ses yarışmasına katılmışsın...
Murray:
Organizatör bir arkadaşımın tavsiyesiyle bu yarışmaya girdim. O esnada da Dave, ‘The Wall’ turnesindeydi. Uzunca bir süre birlikte bir şey yapamayacağız, ilginç olabilir diye düşündüm. BBC’nin ulusal yayın olmasından dolayı ne yapmanız gerektiğini size dikte eden bir mekanizma var. Bir noktadan sonra yeter deyip bıraktım.
Türkiye sonrası turneniz devam edecek mi?
Dave: 9 Aralık’ta bitiyor turne. Ben tatile çıkıyorum. İki yıldır tatile çıkmadım ve artık tatile çıkacağım.
Murray: Turneden sonra ilk önceliğim şarkı yazmaya dönmek olacak. İkincisi, İsviçre’de kayak sezonu açılınca Alpler’de birçok yerde şovlar olacak. Bazılarında akustik gitar çalacağım, bazılarında perküsyon çalacağım. Daha sonrasında bahar döneminde Dave ile bir araya gelip bu projeye devam edeceğiz.
Roger Waters, Rolling Stones dergisine verdiği röportajda, “Dünya turnesi kapsamında, en ateşli kalabalık İstanbul ’daydı. En fazla ses İstanbul’dan çıktı” demiş. Sizce de öyle miydi?
Dave: Roger Waters’ın bu yorumuna katılıyorum. Ayrıca ‘The Wall’ konseri öncesinde Murray ile turnemiz dahilinde İstanbul’daydık. Konserden sonra buradan gitmek istemedim ve bu yüzden uçuşumu iptal edip birkaç gün daha burada kaldım. Bu süreç de Gezi olaylarının hemen öncesine denk geliyor.
Gezi eylemleri konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dave: Hükümetin yaptığı şeyler çok kötü olduğu için uçuşumu iptal edip burada kalmamın sebebi buydu. Korkunç şeylerdi. Burada kalıp bu insanlarla birlikte olmak istemiştim. Burada sokaklarda tanıştığımız, sohbet ettiğimiz insanların hepsi oradaydı. 1 Haziran’da dönmek zorunda kaldım. Kalma ihtimalim olsaydı muhtemelen ben de parkta olacaktım. 2010’dan beri ‘The Wall’ turnesi bünyesinde dünyanın çeşitli yerlerine gidip geliyoruz. İtalya’da, Bulgaristan’da, Atina’da olan durumlar da belli. Orada büyük bir felaket hali var. Ama İstanbul’daki konseri özel kılan durum insanların özellikle Gezi sürecinden sonra hükümet karşıtı, mevcut siyasal durum karşıtı bu şovu farklı bir şekilde hissettiklerini ve bu performansla daha büyük bir empati kurduklarını düşünüyorum.

TURNE TAKVİMİ

Bugün: İstanbul/KadıköySahne
Yarın: Ankara /The Big Bus
5 Aralık: Eskişehir/SPR Pub
6 Aralık: İzmir/Hayal Kahvesi
7 Aralık: Balıkesir/Gönen Sanat Cafe& Bar
8 Aralık: Sakarya/Radio Pub Performance Hall