Gidenin ardından...

Gidenin ardından...
Gidenin ardından...
Tiyatrocu Berkun Oya, genç yaşta ölen oyuncu arkadaşı Onur Bayraktar'ın ardından yazdı

98 yılı, herhalde ekim sonları, konservatuvar. Ben üçüncü sınıftayım. Sahnede arkadaşlarla bir oyun çalışıyoruz. Tiyatroyu, sanatı, her şeyi eşşek gibi ciddiye aldığımız ve her şeye eşşek gibi güldüğümüz yıllar. Akvaryum balığı gibi koridorlarda dolanan birinci sınıflardan bazılarını tanıyoruz; daha sosyal, daha girişken olanları. Onur’u tanımıyoruz, henüz... O sınıf arkadaşlarından farklı, bunu hissediyoruz. Aramızda Onur hakkında dedikodular, bahisler dönüyor.
Derken Onur usulca çalıştığımız odaya giriyor. Sabaha karşı bir tıkırtıyla uyanarak yatağımdan kalkıp salonun ortasında karşılaştığım bir hırsız kadar yabancı ve kırık bir aynadaki suretlerim kadar yakın, tanıdık bir adam.

Biriyle yeni tanışmakla ilgili yıllar içinde şöyle bir tespitim oldu kendimce. Bazı insanlarla tanışma anında tanışan ben, tanışılan karşı taraf oluyor, bazen de tersi. Onur, benim tanıştığım insanlardandı, ben tanıştım onunla, tanışılması gereken oydu.

Her konuda, her zaman hep yarım olmak...
O meraklı / vahşi / güzel / yaratıcı / zeki / efendi / zevkli / serseri / iddialı / genç / genç / genç / genç bir adamdı. Onur gencecik bir adamdı. Zaman zaman iyi anlaştık, zaman zaman kavga ettik onunla, sert ve ciddiye alınan ilişkilerin tabiatına uygun olarak.
Onur’u epey zamandır görmedim, özellikle son dönemi ile ilgili çok daha fazla bilgi sahibi olan, çok daha yakınında olan kişiler var mutlaka. Ben onu son zamanlarda hep uzaktan takip ettim, merak ettim. Uzaklarda bir duvarda asılı kocaman bir nazar boncuğuydu o benim için. Aklıyla, cesaretiyle, yetenekleriyle, hayalleriyle.
Her konuda, her zaman hep yarım olmak, hep yarım yapmak, yarım bırakmak ve yarım bırakılmak korkarım bu ülkenin ve içinde yaşayan bizlerin kaderi.
O sabah haberi aldığımdan beri çatlarcasına başım ağrıyor ve kırık aynadaki suretlerim hep bir ağızdan hıçkıra hıçkıra ağlıyor. 25 Kasım gecesi, güzelim nazar boncuğu hain bir refüjde parçalandı, bu ülkenin ve ortak kaderimizin yakışıklı kurbanı, sevgili Onur yarım kaldı...