'Gişe canavarı' filmin on püf noktası

'Gişe canavarı' filmin on püf noktası
'Gişe canavarı' filmin on püf noktası
The New York Times muhabiri Brooks Barnes bir süre önce eline bir senaryo alarak Hollywood'un yolunu tutmuş ve 'gişe canavarı' bir film yaratma yollarını işin profesyonellerine sormuştu. Peki bu iş Türkiye'de nasıl olur? Önemli olan 'kahvedeki adam'ın ruhunu yakalamak. İşte on maddede 'yerli gişe canavarı' yaratmanın yolu.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

1) Karakter halktan biri olmalı


Eğer komedi çekiyorsanaz karakteriniz halktan biri olacak. Hatta günlük hayatımızda hem yüzüne hem de arkasından güldüğümüz insanlara benzemeli. Düşünün, Recep İvedik’i ya da G.O.R.A’daki Arif’i her gün mahalledeki kahvede görmüyor muyuz? Sonuçta, sana bulaşmadıkları sürece adamlar komik.

2)Vurduğu yerden ses gelmeli


Yok, eğer bir Fatih Sultan Mehmet bir Polat Alemdar yaratayım da salonlar dolsun taşsın diyorsanız dikkat! Kimse mahalle kahvesinde bir Polat Alemdar görmek istemez. Fatih’in okeye döndüğünü hayal edebiliyor musunuz? ‘Vurduğu yerden ses getiren abi’ olarak tanımladığımız bu karakterler etrafta bulunamaz ama izleyen erkeğin olmak istediği adamlar olmalı. İzleyici filmi izlerken gemileri karadan yürütecek kudrete, Filistin’i tek başına kurtaracak cesarete sahip olduğunu hissetmeli.

3)‘Gizem’ şart ama…


Baştan söyleyelim ‘gizemli’ meselesini doğru anlamak lazım. ‘Gizemli adam’la ‘gizemi olan adam’ arasında ince bir çizgi var. Biz öyle gizem falan bilmeyiz. Delikanlı gibi her şeyimiz meydandadır. Ama ‘gizem’ yaratmak da bizim olayımız. Öyle ‘Issız Adam’ın sulu sepken ‘gizemli’ adamındansa Polat Alemdar gibi Eşkıya gibi Mahsun Kırmızıgül, Özcan Deniz gibi kodu mu oturtan ama hep böyle bir gizemli, hep böyle bir ‘cool’ takılanları severiz.

4)Aşktan uzak durun


Bakın Türkiye ’de son yirmi yılda en çok izlenen filmlere, hangi delikanlı kahramanımız âşık olmuş. Haşa Fatih’in bir kadın uğruna fetihten vazgeçmesi mümkün mü? Recep’in durumu zaten Allahlık. Eyyvah Eyvah’ın Hüseyin Badem’i ise ‘romantik’ değil ‘komik’ âşık. Vesselam biz gerçek hayatta beceremediğimiz şeyleri sinemada görmek istemeyiz. Aşk, delikanlı adamı bozar. Allah’tan kadın sinemaseverler var da kimi aşk filmleri 1-2 milyon seyirci yapabiliyor.

5)Kadından başrol olmaz!


Altın kural! Kadınların başrol olduğu filmler gişe rekoru kırmaz! En azından Türkiye’deki gişe rakamları öyle söylüyor. Yani ‘kadının sinemada da adı yok.’ Son yirmi yılın en çok izlenen filmleri listesinin ilk 15 filminin hiçbirinde bir karaktere dönüşen kadın bulamazsınız. Onlar hep ortalıkta şirinlikler ya da kahramanlıklar taslayan ergen erkeklerin gücüne güç katmak için vardırlar. Bu ciddi bir mesele bu konuda geyik yapmayacağız.

6)Kendi esprisine gülen bir milletiz


Bakın etrafınıza; işyerinde, kahvede, okulda espri yapan erkek çocuklarına… Yaptıkları esprilere en çok kendileri gülmüyor mu? İşte sihirli formül bu! Filmde ‘halkın güldüğü espriler’ yapmaya dikkat edeceksiniz. Dolayısıyla ‘mahalle kahvesi’ buradaki tek kriter olmalı. Girin bir kahveye her türlü el şakasını, küfrü, laf cambazlığı not edin. Önemli olan kahvedekilerin gülüp gülmediği değil, espriyi yapan gülüyor mu? O zaman kullanın filmde. Sıkıntı yok seyirci güler ona… Gülmeyen seyirci de Cem Yılmaz beklesin…

7)Ağla ağla öldük…


‘Duygusal milletiz’ neticede. Kadınların kompleksleri olmadığı için öyle ağlama konusunda yer mekân seçmiyorlar ama ‘delikanlı milletiz’ de bir yerde. O yüzden kimse görmediği için karanlık sinema salonlarında kıyın kıyın ağlamak delikanlıyı rahatlatabilir. Hem dünyanın hangi ülkesinde bir filmi tanımlamak için ‘ağla ağla öldük’ diye sözcük kalıbı var ki. ‘Babam ve Oğlum’, ‘Güneşi Gördüm’ vb. filmler gibi damarı bulursanız akın gitsin.

8)Çok para harcamış gibi yapın


Dozunda bir gösteriş şart. Film daha çekilmeden ne kadar büyük bir set kurulduğunu, oyuncuların kostümlerinin bulunmaz Hint kumaşından yapılacağını, patlama sahneleri için hiçbir masraftan kaçınılmayarak Hollywood’un en meşhur ekibinin çağrıldığını sızdırın medyaya. Önemli olan bize ilkleri yaşatacak bir film çektiğinize ikna olmamız.

9)Tanıtım şart


Filmin vizyon tarihi yaklaştıkça bütün otobüs duraklarında, AVM’lerde afişlerini görmemiz şart. Filmden çarpıcı bir kare mutlaka magazin basınına sızmalı. Sonra filmin oyuncularının gece gezmelerindeki haberleri ‘X filminde Y‘yi canlandıran Z’ girişiyle filmi gündeme taşımalı. Ama asıl hedef: Beyaz Şov’a film ekibinin topluca katılması ve tabii ki Ayşe Arman’ın yönetmen ya da oyuncularla yapacağı röportajı olmalı.

10)Devam filmini hemen ilan edin


Baktınız filme seyirci ilgi gösteriyor devam filmini hemen ilan edin. Ama arayı fazla açmayın. 10 ay bilemedin bir sene sonra salonlarda olsun yeni film. Zaten senaryo dediğin bir ayda yazılır. Ekibi toplamak bir ay sürse, altı haftada da çekersiniz. Bir o kadar da post-prodüksiyon işleri tutsa. Tanıtıma da bir ay verelim. Altı ay sonra yeni film vizyonda.