'Global' halk ozanları

Pentagram ismini daha çok Türkiye'de müzik dinlemeye meraklı, daha doğrusu rock'a meraklı belli bir kuşak (herhalde 70'lerin başında doğanlar) biliyor.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

Pentagram ismini daha çok Türkiye'de müzik dinlemeye meraklı, daha doğrusu rock'a meraklı belli bir kuşak (herhalde 70'lerin başında doğanlar) biliyor. Daha barlarda cover grupları yeni yeni çalmaya başlarken 80'lerin sonunda Pentagram ismi bir efsane gibi dilden dile dolaşırdı. Pek çok eleman değiştiren ancak neredeyse 20 yıldır ayakta kalmayı başaran grup geçen yıl iki albüm kaydetti. Alman Noise firmasıyla anlaşmaları doğrultusunda İngilizce Unspoken yurtdışı için, Böcek Yapım ile anlaşmaları doğrultusunda Bir Türkiye için. Unspoken oldukça iyi tepkiler aldı, Pentagram'ın Avrupa'nın önemli heavy metal grupları arasına girmesini sağladı. Hatta bu yıl 13'üncüsü yapılan (bir nevi heavy metal'in Woodstock'ı) Wacken Open Air'de çalan Pertagram büyük ilgi gördü. Bir ise kriz mriz derken bir türlü çıkamadı. Daha doğrusu ancak geçen ay çıkabildi. Bu vesileyle davulcu Cenk'in (Ünnü) müzik dükkanında Tarkan (Gözübüyük), Hakan (Utangaç) ve Metin (Türkcan) ile buluşup en yakın çay bahçesine geçtik. İnce belli bardaklarda kaşıklar dönerken sohbet ettik.
Bir geçen yıl çıkacaktı ama bir türlü çıkmadı, neden geciktiniz?
Hakan:
Tabii ki ülkedeki ekonomik durumla ilgili.
Tarkan: Üzerimizden hakikaten büyük bir yükü atmış hissediyoruz. 99'dan bu yana kayıtlar sürüyor ve sonunda Bir ile iki albümü de yayımlamış oluyoruz.
Avrupa'da nasıl durumlar?
T: Unspoken dünya basınından iyi tepkiler aldı. Röportajlar oldu, yazılar çıktı. Tarzın önemli bir temsilcisi olduğumuzu söylüyorlar. İlgi iyi.
Türkiye'yi temsil ediyorsunuz bir anlamda.
T: Bizimki bireysel bir iş aslında ama tabii ister istemez öyle oluyor. Türkiye'den çıkan bir grup olduğumuz gündeme geliyor, Türkiye'yle ilgili sorular soruluyor.
İnternet'te okuduğum kadarıyla fanlarınızın bir kısmı kullandığınız Anadolu ezgilerini size yakıştıramıyor. "Bunlar da bozuldu" tarzında görüşler var. Geliyor mu böyle şeyler kulağınıza?
T: Avrupa'nın birçok yerinde, Amerika'da kimse böyle değerlendirmiyor müziği ya da şu ezgi katılınca kötü oldu diye bir şey yok. Bu zaten çok yeni bir müzik bence. Bazı hayranlarımız çoğu zaman yaptığımız işi değerlendirmek yerine kendi sorunlarıyla ilgili mesajlar atıyor. Türkiye'de dinleyicilerin yorumlarını okuduğumuzda parçalara ilişkin düşüncelerden ziyade kişilerin özel sorunları ve hayata bakış açıları hakkında bilgiler elde ediyorsunuz.
"İdealist olmalısın"
Neredeyse 20 yıldır bu işin içindesiniz. Türkiye'de rock dinleyicisi geçen yıllarda nasıl değişti?
H: Büyüdüler öncelikle. O yüzden bugün Pentagram'ın bugün 50 yaşında da dinleyicisi var, 18 yaşında da. Son 20 yıl nasıl değişti derseniz, çok az grup var o dönemden bugüne gelebilen, piyasa çok farklılaştı ve işimiz giderek zorlaştı tabii. Dinleyici için de aynısı geçerli.
T: Rock 'ın doğasında kendini bozup yeniden yaratmak var. Son 20 yılda buna çok kez tanık olduk. Bir yere gelince tükeniyor ve underground (yeraltı) oluyor.
Rock'ın başına da aynısı mı geldi?
T: Tam öyle de değil çünkü bu Avrupa müzik endüstrisinin ürettiği bir kavram ve oraya daha iyi uyuyor. Türkiye'de tam karşılığı yok. 200 yıldır batılılaşmayı istiyoruz, o kültürün materyalist anlayışını gayet iyi özümsüyoruz ama üç temel unsur açısından hep geride kalıyoruz. Hukuk, teknoloji ve sanat. Bu işlerle uğraşan insanlar da doğal olarak hep yıpranıyor. Bu işi yapıyorsanız idealist olmanız ve motivasyonunuzu yüksek tutmanız şart.
Sizi bunca zaman motive eden neydi?
T: Valla öyle yazarlar sanatçılar var ki motivasyon sahibi; onlar dururken... Yani bu soruyu onlara sormak lazım.
Sizi buldum size soruyorum ben de...
T: Biz zaten her sorunu göze aldık en başında. En çözülmez durumda bile bir yolunu buluyoruz. Seviyoruz bu müziği.
En büyük hayaliniz neydi başlarken?
T: Yurtdışında konser vermek, büyük gruplarla turneye çıkmak, başta bunlardı.
Cenk: Albüm çıkarmaktı aslında en önce.
Aşağı yukarı hepsi olmuş bir şekilde. Şimdi işiniz daha mı zor sanki?
T: Zaman geçtikçe yeni hedefler koymak giderek zorlaşıyor açıkçası. Şartlar değişiyor, biz değişiyoruz, müzik değişiyor ama başlangıçtaki heyecanı hiçbirimiz kaybetmedik.
H: Son üç yıldır neredeyse tüm mesaimizi bu işe ayırdık.
Yakında konser ya da turne var mı?
H: Evet ancak tarihleri henüz kesinleşmedi.
T: Mezarkabul.com isimli yeni bir web sitemiz var. Çok yakında açılıyor. Bizimle ilgili tüm haberler orada olacak.
Anadolu'da çok konser verdiniz mi?
H: Adana, Mersin, Antalya'da konserlerimiz oldu. Ama Karadeniz'e ya da Doğu Anadolu'ya hiç gitmedik mesela.
Gider misiniz fırsat olsa?
T: Çok isteriz. Şu ana kadar konserlerimize hep rock dinleyen kitle geldi. Son dönemde Türkçe parçalar da yazıyor olmamız rock dinleyicisi dışındaki kitleye de hitap ediyor diye düşünüyorum. Önümüzdeki konserlerde amacımız bütün Anadolu'yu dolaşabilmek. Hatta Ortadoğu'da da çalmak istiyoruz.



"HALK ŞİİRİ İÇERİK OLARAK BİZE YAKIN"
Yeniliklere ne kadar açıksınız?
Şu an böyle bir ihtiyacımız yok. Biz elimizdeki enstrümanlarla yaşadıklarımızı ifade etmeyi öğrendik zamanla. Böyle de devam edeceğiz ama birgün başka bir şeye ihtiyaç duyarsak onu da yaparız. Yeniliklere kapalı olduğumuz söylenemez yani.
C: İlk albüm Pentagram'ın yeri ayrıdır. Biraz taklit vardı tabii. Slayer'dan çok etkilenmiştik.
T: Ama artık gruplardan etkilenme dönemi bitti. Yani 70'lerden beri dinlediğimiz gruplar var. Onların dışında artık müziğimizi yaşadıklarımız etkiliyor dinlediklerimizden ziyade.
Müziğinizde yerel ezgiler kullanıyorsunuz. Bu tarz denemeler yapılıyor bazen çok iyi oluyor bazen de hiç olmuyor. Nasıl kuruyorsunuz bu dengeyi?
T: Rock artık küresel dünyanın halk müziği olarak tanımlanıyor. Anadolu halk şiirinin hem içerik olarak bize yakınlığı hem de ifade yalınlığı çok değerli özellikler. Bunları kullandığınızda sırıtmıyor hiçbir yerde.