Gökyüzünün yarısı tecavüze uğruyor

Gökyüzünün yarısı tecavüze uğruyor
Gökyüzünün yarısı tecavüze uğruyor
Gazeteci Nicholas Kristof ve Sheryl WuDunn, gökyüzünün yarısını oluşturan kadınların trajik hikâyelerini topladı
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

Siz bu satırları okurken hemen yanı başınızda veya dünyanın çok uzak bir köşesindeki bir kadının başına acaba neler geliyor? Tecavüze mi uğruyor, yoksa fuhuşa mı zorlanıyor? The New York Times köşe yazarı Nicholas Kristof ve eşi Sheryl WuDunn’un birlikte kaleme aldığı ‘Half The Sky’ adlı kitap işte bize bu soruyu sordurtuyor. Kristof ve WuDunn, kadın haklarını 21. yüzyılın ahlaki sorunu olarak görüyor. Çift, yazdıkları kitapta kadın cinayetleri, tecavüzler, anne ölümleri, seks ticareti ve kız bebek ölümlerini gerçek vakalarla anlatıyor. Doğan Kitap tarafından ‘Gökyüzünün Yarısı’ adıyla çevrilen kitabın önsözünü ‘Kız kardeşlik’ başlığıyla Elif Şafak yazdı. Kristof ve WuDunn, “Kadınlar” diyor, “Kadınlar, Gökyüzünün Yarısıdır”! 

Seks köleliği
15 yaşındaki Kamboçyalı Rath, arkadaşlarıyla birlikte bulaşıkçılık yapmak üzere Tayland’a gidiyor. Mafya, Rath ve arkadaşlarını oradan alıp, Malezya’ya götürüyor. Kendini birden genelevde bulan kızlar haftanın yedi günü, günde on beş saat zorla çalıştırılıyor. Kaçmalarını önlemek için çıplak dolaştırılıyorlar. En ufak bir direniş mi var? Saatler süren dayaklar geliyor. Bir gece kızların birkaçı sıkı gözetim altındaki genelevden kaçıp, bir karakola sığınıyor. Yasadışı yoldan ülkeye giriş yaptığı için bir yıl hapis yatan Rath, ülkesine iade edilmeyi beklerken, kendini bir polisle Tayland sınırına doğru yürürken buluyor. Rath, polisin kendisine eşlik ettiğini sanıyordu. Oysa o polis Rath’ı başka bir geneleve satacaktı. Pakistanlı bir doktor, tecavüze uğrayan hastalarına, polise gitmemelerini söylüyor: “Çünkü bir kız polise giderse, polis de ona tecavüz eder.” Polis çoğu zaman genelevde çalıştırılan kızlar için bir çıkar yol olmaktan uzak. Zira onlar da kızların müşterisi, üstelik bedel ödemeden! Sadece Çin’de her yıl 100 bin genç kız kaçırılıp geneleve satılıyor. Genç kızları fuhuşa zorlama yöntemleri ise aşağılama, tecavüz ve dayak. Örneğin, Taylandlı bir kıza, işe başlarken kendine olan güvenini kırmak için köpek pisliği yedirilmiş. 

‘Değersizler’
Değersiz olduğu için kız bebek istemeyen ailelerin kürtaja başvurmasını engellemek için Çin ve Hindistan’da doktorların bebeğin cinsiyetini söylemesi yasak. Ama işin ilginç kısmı burada başlıyor. Kürtaj olmak yasaklanınca kız bebek ölümlerinde artış gözleniyor. Çünkü kasıtlı olarak bakımsızlığa terk edilen bebek, hastalıktan ölüyor. Dünya genelinde yanlış kürtaj uygulamaları yüzünden her yıl ölen kadın sayısı 70 bin. Kamerun’da yaşayan Prudence, doğum sancısı başladığında, bir ebenin karnına oturup zıplamasından sadece birkaç gün sonra öldü. Pakistan’da Şahnaz adındaki bir kadın, kız çocuk doğurdu diye kayınpederinden dayak yediği için bebeğini zehirledi. Kız çocuklarının gördüğü bu muameleyi elbette kadınlar da görüyor. Afganistan’da yaşayan Sedanşah “Bir oğlan vazgeçilmez bir hazinedir, ama bir kadının yeri başkasıyla doldurulabilir” diyor. Kadınların bu kadar ihmal edilmesinin nedenlerinden biri de dini. Nicolas Kristof, Afgan bir gencin kendisine “Annem hiç doktora gitmedi, gitmeyecek de” dediğini anlatıyor: “Şu an burada kadın doktor yok, erkek doktora gitmesine ben izin veremem. İslam’a uygun olmaz”. 

Tecavüz
Tecavüzün salgına dönüştüğü Güney Afrika’da, tıp teknisyeni Sonette Ehlers, Rapex adlı bir ürün geliştiriyor. Ehlers’in iki ilham kaynağı var: Bir tecavüz kurbanının ağzından çıkan “Keşke oramda dişlerim olsaydı” sözleri. Bir de penisi fermuarına sıkıştığı için acı çeken bir adam. Rapex, en genel tanımla ‘içinde dikenli teller olan bir tüp’.
Oranlara gelirsek, Ganalı kadınların yüzde 21’i ilk cinsel deneyimlerini tecavüzle yaşamış. Güney Afrikalı kadınların da yüzde 21’i 15 yaşına gelmeden tecavüze uğramış. Tecavüz, bazen bir aileyi cezalandırmak için de kullanılıyor. Pakistan’da bir aşiret, bir aileyi cezalandırmak için, o ailenin bir ferdi olan Muhtar isimli genç kız hakkında toplu tecavüz kararı veriyor. Kadınlara tecavüz eden erkeklerse, ruhen tecavüz edenler de bazen kadınlar oluyor. Kadın işbirlikçi kurbanı kandırıp, tecavüz bölgesine getiriyor. ‘Eylem’ devam ederken de kadının kaçmaması için etrafı kolluyor.
Cinsel şiddetin en fazla yaşandığı ülke ise Doğu Kongo. Kongolu milisler kadınlara sopalar, bıçaklar veya süngülerle tecavüz ediyor ya da kadınların vajinalarının içine ateş ediyorlar. Kongo’da yaşayan 17 yaşındaki Dina, milisler tarafından kaçırıldığında tarladaki işini bitirmiş, evine yürüyordu. Beş adam Dina’ya tecavüz ettikten sonra, bir tanesi genç kızın içine sopa soktu. Sopa, idrar borusuna ve rektuma girince, dokularda bir fistül (delik) açıldı. Sonuç olarak vajinasına, oradan da bacaklarına sürekli idrar ve dışkı sızmaya başladı. Fistül hastaları, toplum içinde istenmediklerinden, evden ayrı barakalarda yaşıyorlar. Yedikleri yiyecekler, bacaklarından dışkı olarak aktığı için de birçoğu yemeği kesip, açlıktan ölüyor. 

Namus cinayeti
Birçok ülkede insanların kaderi hâlâ çarşaftaki kan lekesine bağlı. Urfa’da aile büyükleri, 14 yaşındaki Emine’nin amcaoğluyla evlenmesine karar veriyor. Emine bu evliliği istemiyor ama o bölgede ret söz konusu değil! Sonra birdenbire Emine’nin köyden bir başkasından hamile olduğu dedikodusu yayılıyor, kızın ‘lekeli’ olduğuna karar veriliyor. Bu da ölüm fermanı demek! Emine’ye diyorlar ki, “Kendini ya elektrikle, ya yakarak ya da asarak öldüreceksin. Ya da silahla biz öldüreceğiz”. İntihar etmeyen Emine, başka biriyle evlendiriliyor. Ancak reddedilen amcaoğlu bir türlü peşini bırakmıyor. Emine, yeni eşinin evinde, amcaoğlu tarafından, eşarpla boğularak öldürülüyor. O da diğerleri gibi polisten medet ummuş, bir mektup yazmıştı. Şöyle diyordu: “Benim hamile olduğumu söylüyorlar. Ben ne hamileyim, ne kürtaj yaptırdım. Benim yaşım ne başım ne?”

%57’si öz baba
Türkiye ’de resmi olmayan rakamlara göre 2011’in ilk yedi ayında 935 kadın öldürüldü. Cinsel şiddet verilerine gelince, 2009’da yapılan Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre kadınların yüzde 7’si on beş yaşından önce cinsel istismara maruz kalmış. Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ufuk Sezgin’in klinik çalışmalarına göre yüzde 57’si öz babalar, yüzde 4’ü öz ağabeyler, yüzde 13’ü yakın akrabalar, yüzde 26’sı ise ikinci dereceden akrabalar.

Kadınlara gerçek koruma!
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, bugün saat 1815'teTünel’den Taksim’e yürüyor. Beren Saat, Azra Akın ve Nur Sürer’in de katılacağı yürüyüşte kadınlar devlete ‘Katillere en ağır cezayı uygulayın’, ‘Kadınlara gerçek koruma verin!’, ‘Yasa tasarısını artık uygulayın!’ ve ‘Kadınlar için çalışan bir bakanlık kurun!’ diyecek.

‘Aile İçi Şiddete Son’ konferansı
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Hürriyet Aile İçi Şiddete Son Kampanyası’nın 2005 yılından bu yana her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği ‘Aile İçi Şiddete Son’ konferansı bugün ‘Gökyüzünün Yarısı’ adıyla gerçekleşiyor. Konuşmacılar arasında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Apne Aap, Equality Now ve Foundation for Local Democracy gibi dünya genelinde faaliyet gösteren STK temsilcileri, Hürriyet Aile İçi Şiddete Son Kampanyası, Mor Çatı ve Kamer sözcüleri bulunuyor. Konferansta ayrıca şiddet mağdurları kendi öykülerini anlatacak.