Göle su çalma zamanı geldi de geçiyor!..

Göle su çalma zamanı geldi de geçiyor!..
Göle su çalma zamanı geldi de geçiyor!..
'Altın Eşek Komedi Filmleri Festivali' dolayısıyla Akşehir'deydik. Festival bahane, yörenin konukseverliği şahaneydi. Bir de Hoca Nasreddin'in maya çaldığı göl suya hasret kalmasaymış.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

“Her şey bir telefonla başladı” derler ya, bu klişe girizgâh benim için de geçerli oldu. Yaklaşık üç hafta önce Reis (Çelik), aynı zamanda Film-Yön Başkanı ‘kimliğiyle’ de beni aradı ve “Uğur” dedi, “aramızda karar verdik, en komik eleştirmen sensin, dolayısıyla bu yılkı Altın Eşek Komedi Filmleri Festivali’nin hakem jürisi olacaksın.” Bu benim için bir iltifattı elbet ama ne böyle bir festivalden ne de nerede yapıldığından haberdardım. Reis hemen bilgileri verdi, festival Nasrettin Hoca’yı anma etkinlikleri kapsamında temmuz başında, Konya’nın Akşehir ilçesinde düzenleniyordu. Uçak fobimi de bildiğinden, “Biz seni arabayla götürürüz” diye de son notu düştü. 

Kraliyet kirazı! 
Hikâye önceki pazar başladı. ‘Momo: Kızkardeşim’ filminin yönetmeni (aynı zamanda kendisi Beyşehirli, yani yöreye hâkim) Atalay Taşdiken beni aldı, yaklaşık altı saatlik bir yolculuktan sonra olay mahalline ulaştık. Yörenin en ferah yeri Hıdırlık’ta Belediye Başkanı Abdülkadir Oğul ve Reis, bizi bekliyordu. İçilen çaylarla soluklanan bizleri Sayın Başkan , hemen ilk ‘özel’ ikramlarını sunmak üzere konukları için ayırdığı üzerinde halen meyveleri olan kiraz bahçesine götürdü. Kiraz, Akşehir’in en önemli ihraç ürünlerinden… Öyle ki İngiliz Sarayı’nın ihtiyacı bile bu yöreden karşılanıyormuş. Lakin bu yıl hasat erken ama erken olduğu kadar da az olmuş. Dolayısıyla fiyatlar da düşük tutulmuş, yani kiraz cephesinde işler kesatmış. Kiraz ziyafetiyle başlayan macera, yörede kaldığımız her an bir şölene dönüştü. Etli ekmekten özel yapılmış yoğurda, pidelerden özellikle helva çeşitlerine kadar her şeyin doğalı ve güzeli vardı Akşehir’de. Nitekim bozulmamış mimarinin de. İlçenin Sultan Dağı eteklerine doğru biçimlenen yerleşimlerinde klasik Türk evinin ve Rum mimarisinin muhteşem örneklerine rastlamak mümkündü. Selçuklu’dan kalan geleneğin izleri de cabası. Lakin biraz bakım ve restorasyona muhtaçtı yüzyıllara direnen bu yapılar (nitekim Atalay da 20 Eylül’de vizyona girecek olan yeni ilmi ‘Meryem’i bu evlerde ve sokaklarda çekmiş). Kent içindeki modern mimari ise her yerde rastlayacağımız türdendi.
Akşehir günlerimizin genel manzarası aşağı yukarı belli olmuştu: Yeme içme, sinema üzerine hasbihal, özellikle Gezi direnişi hatıraları ve süreç boyunca ortaya çıkan ‘orantısız mizah’ın izlerini sürmek… Bir başka ritüel de hafta boyunca gelen konuklara yöre halkının gösterdiği ilgi… Ee, aranızda mesela Nuri Alço olunca işin rengi değişiyor elbet. Nuri Abi’nin işi gazoz esprilerini savuşturmak ve sürekli olarak masamıza uğrayanlarla fotoğraf çektirmekti. Keza özellikle ‘Dondurmam Gaymak’la tanınan Turan Özdemir de bir başka ilgi odağıydı. Alço ve Özdemir gidince ‘bençten’ oyuna giren Ruhi Sarı ve Cengiz Bozkurt (namı diğer ‘Erdal Bakkal), Akşehirlilerin ilgisine mazhar olan isimler oldu. Serüvenin en ilginç etkinliklerinden biri de sinemamızda çektiği komedilerle ‘tarihsel’ yerini alan ‘rahmetli’ Ertem Eğilmez üzerine düzenlenen paneldi. Reis Çelik’in moderatörlüğündeki panel en çok ilgi gösterilen faaliyet olurken Jüri Başkanımız Yüksel Aksu, Nuri Alço, Turan Özdemir, Atalay Taşdiken ve bendeniz, sırasıyla Eğilmez’in sineması ve mirası üzerine görüşlerimizi açıkladık.

Güzelim gölü sinekler ve leylekler sarmış
Benim bu serüvendeki en ilginç anılarımdan biri de Reis’le araba kiralayıp önce çevre köylere, sonra da Akşehir Gölü’ne doğru yaptığımız yolculuktu. Köyde rastladığımız ve bizi kahvedeki masasına buyur eden Aziz Amca (soyadı Çanta’ydı ve 72 yaşındaydı ve Hollanda’da çalışmış bir emekçiydi), bizi en tepelere, soğuk suların yanına, gizli kalmış cennet yörelerine götürdü, rehberlik etti. Göl macerası ise hüsrandı. Çünkü artık suları çekilmişti ve geride bıraktığı alanda, ilerlemek zordu. Arabamız bir noktaya kadar gidebildi. İndik ve yaya olarak yaklaşık iki km. yürüdük ama yine de suya ulaşamadık. Sinekler ve leylekler bu yürüyüşteki dostlarımızdı. Görüntü ise yeşil renklere bulanmış bir çöl manzarasıydı. Hoca Nasrettin, yıllar önce göle maya çalmıştı ama artık torunlarının göle su çalma zamanı çoktan gelmiş de geçmişti.
Ya asli işimiz, yani filmler? Ben yarışmalı bölümde yer alan yapımların çoğunu seyretmiştim. İzlemediğim ‘Bir Hikâyem Var’ ve ‘Bana Bir Soygun Yaz’ı da Akşehir’de seyretmiş oldum. Oylama basitti, çünkü festivale bizatihi gelen yönetmenlerin oylarıyla karar verdik. ‘Bir Hikâyem Var’ın yönetmeni Talip Karamahmutoğlu ve ‘Bana Bir Soygun Yaz’ın yönetmeni Biray Dalkıran’ın yanı sıra Yüksel Aksu ve benim katıldığım bu küçük jüri, ‘En iyi film’ olarak Onur Ünlü’nün ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’yi onurlandırdı. ‘Komedi oyuncusu’ dalında da, özellikle ‘Tepenin Ardı’ndaki performansıyla birçok yerde ödülleri silip süpüren Mehmet Özgür, bu kez ‘Bana Bir Soygun Yaz’daki ‘Dini bütün mafya lideri Hacamat’ karakteriyle bizim gönlümüzü çaldı.
Sonuç? Nasrettin Hoca’nın memleketi öncelikle tekrar gölüne kavuşmayı, daha fazla kiraz rekoltesi bekliyor. Öte yandan bu yıl ikincisi yapılan film festivalinin, özellikle okulların açık olduğu dönemde, öğrencilerin de ilgi göstermesi bakımından daha farklı bir zaman dilimine kaydırmak gerekiyor.
Bu serüvenden benim payıma düşen özel notlarsa Belediye Başkanı Abdülkadir Oğul’un aydın ve nazik kişiliği, helvalarına bayıldığımız ‘Necmi Usta’nın bilge ve hınzır bakış açısı, Ruhi Sarı’nın lafı dönüp dolaştırıp Beşiktaş ’a ve Çarşı’ya getiren muhabbetleri, Reis’in fotoğrafçılık azmi, Yüksel Aksu’nun her daim neşeli ve dobra kişiliği, Talip Karamahmutoğlu’nun Trabzonsporluğu, Atalay’ın yöreye, geleneklere ve insanlığa hâkimiyeti, Turan Özdemir’in Nâzım dizeleriyle yaptığı özel gösteri, Cengiz Bozkurt’la duvar pası içerikli espriler ve festivalin gerçek emekçisi, Reis’in asistanı Burcu Karataş’ın çalışkanlığı oldu. İleride ‘Sulu bir Akşehir’de buluşmak üzere Hoca Nasreddin’e en içten sevgilerimizle diyerek bitirelim…