Görünür olmanın sırrı kolunuzda

Görünür olmanın sırrı kolunuzda
Görünür olmanın sırrı kolunuzda
Kimi koleksiyon yapıyor, kimi tek saatle ömür geçiriyor. Bu sezon erkeklerin bileklerine yerleşmeyi bekleyen saat modelleri nasıl? Hadi beyler, alışverişe çıkmadan saat modasına bakalım...
Haber: GÜLBİN ÖZBEY / Arşivi

Kol düğmesi, gözlük, belki bir yüzük… Erkeklerin aksesuvarda çok da seçenekleri yok. Hal böyle olunca özellikle saatler, erkeklerin hayatında önemli yer tutuyor. Spor kıyafetlerle taktıkları rengârenkleri ya da takım elbiseyle uyumladıkları o harika klasikler…
Saat modelleri bu yıl yuvarlak kasa modasının devam edeceğini gösteriyor. Bir yandan da kasa çapları giderek büyüyor. Tüm dünya artık saatlerin ‘görünür’ olmasını istiyor. Örneğin geçen yıl kasaların çapı 40-42 milimetreydi. Bu yıl 48-50’ye çıktı. Maskülen görünümlü, iri ve gösterişli modellerin revaçta olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ersa Saat Genel Müdür Yardımcısı Orhan Korkusuz’a göre çaplar büyüyor, ama inceliyor. İnce işçilik dikkat çekiyor. Deniz mavisinden çikolata kahvesine, farklı renklerde alternatifleri bulunan ve lazer teknolojisiyle hazırlanmış kadranlara sahip modeller erkeklere şıklık vaat ediyor.

Saatte eskitilmiş trendi sürüyor

Saat&Saat’in İletişim Müdür Yardımcısı Anıl Köprülü’ye göre, erkekler bu yıl hem günlük hem de gece stillerini mutlaka saatle tamamlayacaklar: “Sezonun öne çıkan model ve renkleri arasında rose renk kasaya lacivert kayış; gri kadran detaylar ve silikon kayışlar dikkat çekiyor. Eskitilmiş görünüm trendi hem kasalarda hem de deri kayışta devam ediyor. Erkek saatlerinde genel olarak mavi tonlarının kullanımını bu yıl daha fazla görüyoruz.”
Köprülü, Türk erkeğinin modayı yakından takip ettiği görüşünde: “İlk başta çekimser olarak baktığı farklı modellere çok çabuk adapte olup satın alabiliyor. Genel olarak hem günlük hem de spor tarzlarıyla kombinleyebilecekleri saatleri seçiyorlar. Tercihleri yuvarlak kasalardan yana.”
Köprülü, saatin artık sadece zamanı gösteren bir araç değil, modanın bir parçası olduğunu söylüyor. Bir erkeğin en önemli aksesuvarı! Stilin de gardırobun da tamamlanması için saat seçimi kilit önem taşıyor.
Peki önerileri var mı?: “Kıyafetinize ve gideceğiniz yere göre saat tercih edin. Örneğin günlük kullanımda veya temposunda daha spor, silikon kayışlı, kolunuzu rahatsız etmeyecek, hafif, rahat modeller, gece kullanımı için takım elbiselerinizin altına daha ince kadranlı, deri kayışlı ve koyu renkli saatleri tercih etmelisiniz.”

Kendi saatini yarat!


Erkekler için önemli bir aksesuvar, kadınlar için de sevdikleri erkeklere alabilecekleri kıymetli bir hediye saat. Milyonlarcası içinden hangisini alacağınıza karar veremiyorsanız, onun için bir saat de yaratabilirsiniz. Bu noktada Utku Subakan’ın kurduğu ‘saatiniyarat.com’dan bahsetmeliyiz. Hadi bilgisayarınızın başına geçin, siteye girin. Öncelikle saatinizin genel şeklini belirliyorsunuz. Sonra içine istediğiniz yazıyı yazdırabiliyorsunuz. Hatta dilerseniz fotoğraf bile yerleştirebilirsiniz. Tüm tasarımı online yapıyorsunuz. Birkaç dakika içinde tasarlayabileceğiniz bu saat, 24 saat içinde üretiliyor ve kargoya veriliyor. Böylelikle dünyada bir eşi daha olmayan mükemmel bir hediye almış oluyorsunuz.

Dalış tutkunlarına Momo


Hikâyesi 1960’lara dayanan MomoDesign, İtalyan tarzını yansıtan modern ve yenilikçi saat tasarımlarıyla dikkat çekiyor. İtalyan kültürünü yansıtan eşsiz, sofistike ve farklı tasarımlar markanın temel özellikleri olarak öne çıkıyor. ‘Dive Master’ serisi, spor tutkunları, özellikle de dalış meraklıları için fonksiyonel ve güvenilir olduğu kadar şık da... Bir dalış saatinde ne ararsınız? Paslanmaz çelik kasa, yansıma önleyici safir cam, vidalı tepe, kompozit kauçuk kayış? Hepsi var. Üstelik 10 ATM su geçirmezlik özelliğine sahip olan model, siyah ve pembe altın kaplama kasası seçenekleri de sunuyor. Fiyatını merak ediyorsunuz değil mi? 1000 Euro…

Babamın saati, benim saatim, çocuğumun saati...
BURAK KURU
burak.kuru@radikal.com.tr
Beş ya da altı yaşındayken tanık olmama rağmen çok net hatırlıyorum. Babam masada oturmuş, içerisinden ‘maneviyatın sırrı’ çıkacakmışçasına bir merak ve heyecanla bir ambalajı açmaya çabalıyor. Bana göre bir anlık -ona kim bilir ne kadar- bir süre içerisinde de merakı son buluyor: Kutuyu açıyor ve hâlâ ‘iyi para eden’ o saatini, yastığına sarılı şekilde eline alıp incelemeye koyuluyor. ‘Peder Bey’in gösterdiği ihtimamla “Saat önemli bir şey herhalde” düşüncesinin aklıma ilk kez düştüğü bu anın sonrasında o saatin kutusuyla günlerce oyalandığımı hatırlıyorum. Dışı gri, içi beyaz, kumaş kaplı, markanın yaldızlı olarak kazındığı bir kutuydu...

Oyalanmam bittiğinde çocuk hevesi ve şaşkınlığıyla çevremdekilerin kol saatlerini incelemeye başlamıştım. Merakımı sonunda dedem fark etmişti: “Buna iyi bak” diyerek sırtıma sorumluluk yüklercesine camı çatlamış, Macar yapımı olduğunu söylediği bir saat vermişti bana. Aklım erdiğinde Macar yapımı olup olmadığı ya da ederine bakmadım hiç. Veren elin kıymetini geçemeyecekti nasıl olsa. 

Yıllar içerisinde heves ederek aldığım saatler bir aksesuvardan çok arkadaş oldular bana. Beraber gezdik, anı biriktirdik, önemli anları not etmesi için en meşgul olduğum anımda bile ona saati sordum. Aldığım cevabı da unutmadım hiç.

Yoldaşım olan bu nesneye zarar gelmesin diye, yazdığım elim olduğu için sağ kolumda taşıdım onu -nedenini her sorana açıklamaktan yıldığım için artık sola takıyorum, o ayrı mesele.
Zamanla saatlerin benim için önemini babam da anlamış olacak ki 20 yılı aşkın süre kolunda taşıdığı ‘o saat’i bir kenara koydu ve uzun zamandır benim ona hediye ettiğim saati taşıyor kolunda. 

Aslında tüm amacım şunu demekti: Mutlaka saat takın. Onlar sadece zamanı söylemeyecek, sizin hikâyenize de tanıklık edecek. Ve o hikâye siz izin verirseniz başka kişilerde devam edecek: Dedede, çocukta, torunda... Nasıl? Hayali bile cihana değer, değil mi?..