Gotik korku, ustasını kaybetti

Gotik korku türünde çektiği siyah- beyaz başyapıtlarla korku sinemasının ustaları arasında sayılan emektar İtalyan yönetmen Antonio Margheriti, 4 Kasım Pazartesi günü Roma yakınlarındaki Monterosi'de bir kalp krizi...
Haber: Kaya Özkaracalar / Arşivi

Gotik korku türünde çektiği siyah- beyaz başyapıtlarla korku sinemasının ustaları arasında sayılan emektar İtalyan yönetmen Antonio Margheriti, 4 Kasım Pazartesi günü Roma yakınlarındaki Monterosi'de bir kalp krizi sonucu 72 yaşında yaşama ve sinemaya veda etti. Popüler sinemanın pek çok türünde ürün veren Margheriti, 1980'lerde Türk-İtalyan ortak yapımı iki film de çekmişti.
Margheriti'nin yönetmenlik kariyeri 1960'da İtalyan popüler sinemasında o tarihe kadar öncülü olmayan bir tür olan uzayda geçen bilimkurgu filmleriyle başlamış. Son derece düşük bütçeli bu filmlerin günün koşulları içindeki değeri en azından Stanley Kubrick tarafından takdir edilmiş olacak ki, 2001: Uzay Macerası projesinde özel efektlerde çalışması önerilecek ama Margheriti'nin başka angajmanları dolayısıyla bu işbirliği gerçekleşemeyecekti. Kubrick'in Margheriti'ye olan ilgisinin bir başka göstergesi olarak The Shining'deki bazı sahnelerin Margheriti'nin
The Unnaturals (1969) filminden esintiler taşıması gösterilir.
Filmlerine Amerikan yapımı izlenimi vermek için Anthony M. Dawson takma adını kullanan Margheriti, 'çığlık kraliçesi' kült oyuncu Barbara Steele'in başrolde olduğu iki gotik korku filmiyle yeteneklerinin doruğunu çıkacaktı. Fransız-İtalyan ortak yapımı Danza Macabra / Ölüm Dansı (1964), bir yan tema olarak ama pek de örtük olmayan, nispeten cüretkâr biçimde işlenen lezbiyenlik motifiyle o yıllarda bir hayli sansasyon yaratmıştı. I Lunghi Capelli Della Morte / Ölümün Uzun Saçları (1964) ise, Britanya yapımı The Wicker Man'den bariz biçimde kopya çekilen finali bir yana, en az Danza Macabra kadar başarılı bir çalışma olmasına karşın pek dikkat çekmemişti. Ancak geriye dönüp bakıldığında her iki film de siyah-beyaz gotik korku sinemasının en son başyapıtları olarak kabul ediliyor.
Andy Warhol'un himayesindeki avangard sinemacı Paul Morrissey o tarihe kadar ticari sinema deneyimi olmadığı halde 1973'te İtalya'da sıradışı bir Dracula filmi çekmeye yeltendiğinde, devreye Margheriti sokulacaktı. Andy Warhol'un Dracula'sı (1973) olarak bilinen bu filme Margheriti'nin katkısının boyutu sinema tarihçileri arasında halen tartışma konusudur. Amerikan tarafına kulak verenler, İtalya'da ortak yapımlara sağlanan vergi kolaylığından istifade etmek için Margheriti'nin kadroya dahil edildiğini ve yalnızca özel efektlere katkı yaptığını, İtalyan tarafının sözüne güvenler ise tersine Morrisey'in katkısının yalnızca ilk sinopsisle sınırlı olduğunu ve yönetmenlik işlevini aslında fiilen Margheriti'nin gerçekleştirdiğini savunurlar.
Margheriti'nin Türk-İtalyan ortak yapımları ise emektar sinemacının inişli çıkışlı kariyerinin ne yazık ki 'iniş' dönemlerine denk geliyor. Il Mondo di Yor / Yor'un Dünyası (1983), konusu tarih öncesinde geçen bir bilimkurgu filmi, ülkemizde İlahların Hazinesi adıyla oynayan I Sopravvisuti Della Citta Morta (1984) ise Kutsal Hazine Avcıları 'taklidi'.
Her iki filmde de Aytekin Akkaya yardımcı rollerde oynuyor. Bunlar yalnızca sıkı 'trash' film meraklılarına cazip gelebilecek ürünler ancak korku sinemasının altın çağından Danza Macabra'nın DVD'sinin ABD'de (Castle of Blood adıyla) piyasaya çıktığı günlerde 'Anthony M. Dawson'ın tam da yeni kuşaklar tarafından keşfedilecekken aramızdan ayrılması kaderin acı bir cilvesi oldu.