Göz görmeyince anne katlanıyor

Göz görmeyince anne katlanıyor
Göz görmeyince anne katlanıyor
Melik Saraçoğlu'nun geçirdiği zorlu göz ameliyatları sırasında yaşananları Hakkı Kurtuluş'la birlikte perdeye aktardığı 'Gözümün Nuru', sinemaya güzelleme niteliğinde. Filmin kendine özgü mizahı da dozunda.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Tam bir ay kadar önce Altın Koza’da izlediğimiz ‘Gözümün Nuru’ hakkında şu satırları karalamışız: “Orada isimli ilk uzun metrajlarıyla tanınan Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun ‘Gözümün Nuru’ isimli filmi oldukça iyi bir final oldu. Sinema aşkıyla yanıp tutuşan ve eğitim almak için Lyon’a giden Melik Saraçoğlu’nun gözlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı süreci, zorlu ameliyatları ve sonrasındaki dönemi mizah ve melodramı ustaca birleştirerek anlatan ‘Gözümün Nuru’ herkesin beğenisini kazandı. ‘Görüyorum… Görüyorum..’lu Türk filmi sahneleriyle ‘Endülüs Köpeği’ göndermeleriyle sinema sevgisine bir saygı duruşu niteliği taşıyan filmin jürinin de dikkatini çektiği muhakkak.”
Öngörülü bir değerlendirme olmuş. ‘Gözümün Nuru’, ‘Yozgat Blues’la paylaştığı en iyi filmin yanı sıra senaryo, kurgu ve SİYAD ödüllerini kazandı. Büyük çoğunluğunu İstanbul Film Festivali ya da vizyonda görme fırsatı bulduğumuz yarışma seçkisinin gerçek keşfi olarak dikkat çeken ‘Gözümün Nuru’nun en büyük numarası ‘sinema aşkını’ görünür kılmasında yatıyor belki de.
Metin Üstündağ, kendi adına çıkardığı ‘met-üst’ dergisinin ilk sayısında yer alan bir yazısında ayağındaki problemi, onun sıkıntılı ve yıllar süren tedavi sürecini anlattıktan sonra şu soruyu soruyordu: “Sahi bir sanata dönüştü mü sizin de travmalarınız?” ‘Gözümün Nuru’ aslında bu soruya cevap olarak verilmiş bir ‘evet’ten ibaret. Çocukluk hayali olan sinema eğitimi almak için Lyon’a giden Melik Saraçoğlu’nun zaten biri görme yetisini kaybetmiş gözlerinden sağlıklı olanının da ciddi tehdit altında olduğunu öğrenmesi, apar topar Türkiye ’ye dönmesi ve zorlu tedavi sürecini takip ediyoruz filmde. Film, “Tarih iki kez yaşanır, birincisinde trajedi, ikincisinde komedi” sözünü doğrularcasına; o trajik anları mümkün olduğunca eğlenceli bir biçimde ele almayı başarıyor. Ana eksenini ‘görme’ ve ‘sinema’ üzerine kuran yapım, görme duygusunun sinemadaki önemine dikkat çekerken; annenin bitmek bilmeyen sabrı ve hassasiyeti, hasta ziyaretine gelen teyzeler, cefakâr abi, sıkıntısını belli etmeyen baba, görmüş geçirmiş dede gibi karakterlerin bu durum karşısında kaldıkları durumla da hikâyesini eğlenceli hale getirmeyi başarıyor.
Melik Saraçoğlu’nun on yıl kadar önce yaşadığı bu zorlu deneyimi aktarmak için hem kameranın önüne geçerek hem de bütün aile hayatını gözler önüne sererek aldığı riskler karşılığını bulmuş görünüyor. Filmin yapımcı, oyuncu gibi sektör bileşenlerine eğlenceli dokundurmalarından biz eleştirmenlerin de payını aldığını belirtelim. Kaldı ki filmin yönetmenlerinin de arada sırada film değerlendirmeleri kaleme aldığını düşünürsek bunu ‘içerden’ bir eleştiri olarak almak gerek!
Toparlarsak, ‘Gözümün Nuru’, Melik Saraçoğlu’nun Lyon’da gezinip sinemanın ne kadar muhteşem bir şey olduğunu, onu ne kadar çok sevdiğini tekrar tekrar söylediği ilk 15 dakikalık bölümden sonra hem ritmini hem de kendisine özgü mizahını buluyor. Gözünüzle görmeniz gerek!
GÖZÜMÜN NURUYönetmen:
Hakkı Kurtuluş, Melik Saraçoğlu
Oyuncular: Melik Saraçoğlu, Bilgin Saraçoğlu, Orhan Saraçoğlu
Yapım: 2013, Türkiye
Süre: 78 dk.

BUNLAR DA VAR


Son AşkPauline otobüste kendisine yardım eli uzattığı günden sonra inatçı ve yorgun Matthew Morgan bir kez daha mutlulukla tanışır. Genç kadının içten yaklaşımıyla yaşlı ayakları yerden kesilen sessiz öğretmen, eşsiz bir yaşam öğrencisine dönüşür. Sandra Nettelbeck’in yönettiği filmde efsane Michael Caine ve Clemence Poesy başrolde.
Buraya Kadar
James Franco’nun başrolünde yer aldığı film, Los Angeles’i yerle bir eden bir dizi tuhaf olayın ardından bir evde hapis kalmış altı arkadaşın yaşadıklarını konu alıyor. Seth Rogen ve Evan Goldberg birlikte yönetmiş.
Onur Savaşı
40’lı yaşlarındaki Lucas, kreşte bir bularak boşanma sürecini atlatmaya çalışır. Sonra işler tersine döner ve haksız yere çocuk taciziyle suçlanır. ‘Şölen’le tanınan Danimarkalı yönetmen Thomas Vinterberg’in imzasını taşıyan ‘Onur Savaşı’ (The Hunt-Jagten), başrol oyuncusu Mads Mikkelsen’e Cannes’da en iyi erkek oyuncu ödülü kazandırdı.
Paranoya
Liam Hemsworth, Harrison Ford, Gary Oldman ve Amber Heard gibi sıkı oyuncu kadrosuyla dikkat çeken ‘Paranoya’da dünyanın en güçlü iki teknoloji milyarderi birbirlerini yok etmek için her şeyi göze alıyor. Sınırsız gücün baştan çıkardığı genç yetenek Adam Cassidy, aralarına düşer ve çift taraflı casusluğun dolambaçlı ölüm-kalım oyununda kapana kısılır. Yönetmen Robert Luketic.
Kesişen Hayatlar
Bosna Savaşı sırasında Sırp askeri Marko, silâh arkadaşlarının Müslüman bir sivile yaptığı kötü muameleyi durdurmaya çalışırken kendi hayatını tehlikeye atar. Aradan 12 yıl geçer ama Marko’nun bu hareketinin babası, nişanlısı ve yardım ettiği adamda açtığı derin yaralar henüz kapanmamıştır. Srdan Golubovic’in Berlinale’de prömiyer yapan filminde Aleksandar Bercek, Leon Lucev başrolde.
Sev Beni
Aşk, Cemal ve Sasha’yı beklemedikleri bir zamanda Kiev’de yakalar. Zira Cemal yakında evlenecektir, Sasha’nın da bir sevgilisi vardır. ‘Kara Köpekler Havlarken’le dikkat çeken Maryna Er Gorbach ile Mehmet Bahadır Er’in yönettiği filmde Viktoria Spesivtzeva, Ushan Çakır, Güven Kıraç ve Yavuz Bingöl rol alıyor.