Gülben Ergen: Akılla söylenecek söz mü Can Dündar'a selam söylemek

Gülben Ergen: Akılla söylenecek söz mü Can Dündar'a selam söylemek
Gülben Ergen: Akılla söylenecek söz mü Can Dündar'a selam söylemek
Altın Kelebek ödül töreninde "Can Dündar'a selam olsun!" dediği için tepki alan Gülben Ergen "Ben yüreğimi dinlerim, aklımı-maklımı değil! Akılla söylenecek söz müymüş Can'a selam olsun demek? Bir ben miyim o salonda popüler olan?" diyor...

RADİKAL -  Hürriyet Pazar’da Ayşe Arman’ın yaptığı Gülben Ergen söyleşisi şöyle:

Gülben’cim geçmiş olsun. Bir ‘linç’in eksikti, onu da tamamladın! Can Dündar’a “Selam olsun” derken bu kadar küfür, kıyamet ve hakarete uğrayacağın aklına gelir miydi?
Hayır asla! Dehşete kapılacak kadar şaşkınım. Gerçi ilk linç operasyonum değil ama en ağır. Arkadaşıma, “Selam olsun!” dedim. Aptallığımdan mı bilmem ama şimdi olsa yine derim. Çünkü ben yargıdaki bir konunun altını çizmedim. Siyasi bir mesaj vermedim. Siyasetle işim yok benim. İnsanların gözü dönmüş, ne çok bilgi sahibi hepsi. Ben de kara cahil değilim, elbette yapılan haberin farkındayım ama TIR’larla taşınan silahların ya da bu cümlelerin içine çekilecek en son kişi ben olmalıyım. Yaşamını, çocuklar üzerine kurmuş, haddinden fazla iyilik ve iyi insan olma peşinde koşan biriyim ben. Can arkadaşım benim, ar-ka-da-şımm! Arkadaşım hapse girmiş, ben de selam olsun dedim. İnsanlığını gördüm, olması gerekeni yaptım. Yahu noluyoooo??? Vatan haini ilan edildim.

Nasıl saldırdılar?
Her taraftan. “Sen bizim kahramanımızsın” diyenler bir tarafta, vatana ihanetten asanlar, kesenler diğer tarafta. İltifat ve alkış için yapmadım. Hayata bakışım bu benim. Yaşam felsefemde bana iyiliği olan insanı unutmak yok. Zor gününde uzakta durmak yok, olmayacak da. Gündüz kuşağında, yani şarkılar söylenip, bolca göbek atılan sabah programları saatinde her gün yayınım vardı. Hatırla seni de arardım, kadın cinayetleri ile ilgili yaptığın haberlerin peşine düşerdi benim editör arkadaşlarım. Haberlerinden feyz alırdık. Başarıdan benim anladığım rakibimi geçmek değil, rakibimden farklı olmak. Yayınımı farklı kılan, benim hatır kredimin altını çizen bir arkadaşımdı Can. Kitabımda da kendisinden bahsettim. Oğullarıma izleteceğim belgesellere, kitaplara imza atmış bir adam. Şimdi yanlış mı yapmış? Yapmaması gereken bir haber mi yapmış? Savcısı değilim. Arkadaşıyım! Geçmiş olsun, selam olsun. İyi olsun... Bir çocuk tecavüzcüsüne mi selam gönderdim? Yoksa Özgecan’ın katiline mi, “Kardeşim selam olsun!” dedim? Neden bu kadar ikiye bölünmeye meraklı bir toplum olduk biz? Hata yapmışsa cezasını çeker, dost da selam eder, “Geçmiş olsun!” der. Savcı, yargıç, bilirkişi değilim, insanım insan...

Seni en çok delirten mesajlar hangileriydi? Gerçekten kıran, üzen…
“Vatanı satan olmak” beni delirtir. Çünkü vatanı için, bayrağı için burnunun direği sızlayan bir Cumhuriyet çocuğuyum ben. Köpek gibi çalışıyorum, bir dernek sevdasına düştüm beş yıldır. 30 tane anaokulunda dalgalanıyor benim bayrağım. Ben ölünce şarkılarımla değil, 'Çocuklar Gülsün Diye' anaokullarımla anılacağım. Şarkılar, sahneler, giyim kuşam benim görünen vitrinim. Ekmek param. Yatırımım değil artık. Üç evladıma daha farklı şeyler bırakıp gideceğim bu dünyadan.


GÜL’ÜN DE SEZER’İN DE ERDOĞAN’IN DA DAVETLERINE GİTTİM
Deniz Seki ve Cumhurbaşkanı’nın yemeğine gidince de aynı şey mi oldu?
Ben Abdullah Gül’ün davetine de gittim, Ahmet Necdet Sezer’in davetine de gittim, Tayyip Erdoğan’ın davetine de gittim. Ülkemin cumhurbaşkanı beni davet etmiş, sağ olsun, gideceğim tabii. İlk gidişim de değil... Gittiğimde de başka bir taraf topa tutuyor, “Vaaay demek Saray’a gittin, demek sen de saraycısın!” Ne bu taraftarlar ordusu? “Erdoğan’ın davetine gidip, Can Dündar’a nasıl selam yollarsın?” E tabii, “Hacca gidip nasıl sahneye çıkarsın”a kadar uzuyor bu saçma ikilemler…

Tüm bunlar sana toplumun nasıl kutuplaştığını mı gösteriyor? “Benden değilsen düşmansın”ı mı?
Sanatın ve sanatçının bir duruşu vardır. Bu duruş iktidarla değişime uğramaz. Özgür düşünme herkesin hakkıdır. Bu, “Benden değilsen düşmansın!” tutumunu, futbol taraftarlarının fanatikleşince kabalaşmalarına benzetiyorum. Ne bu? Fenerbahçe-Galatasaray maçı mı? Vatan, bayrak, birlik bu kadar ucuz bir şekilde kutuplaştırılamaz…

Peki sence iktidar da zaman zaman böyle davranmıyor mu: “Ya bendensin ya düşmansın…”
İktidarla ilgili konuşmadım. Sen de buradan sorup iyice didikleme şimdi beni!

AKILLA SÖYLENECEK SÖZ MÜ?
Sen tam nerede duruyorsun?
Ben insana değer veren bir yerde duruyorum. Çocuğun, kadının, özgürce sanatın, demokrasinin, cumhuriyet ilkelerinin yanı başında duruyorum. Kendimi bildim bileli öyle. Deniz’i ziyarete gittiğimde, “Senin evlatlarına da uyuşturucu satsınlar, bakalım o zaman bu kadını savunabilecek misin!” diyebilecek kadar kin dolu insanların içi. Elbette bu çok sesliliği sosyal medyanın yükselen trendiyle duyar olduk. Eskiden bu kadar detaylı duymaz, bilmezdik insanların içini. Deniz benim arkadaşım. Zor zamanlar geçiriyor. Onu ziyarete gideceğim elbette. Deniz’i ziyaret etmek, onun yargı sebebine ortak oluyorum mu demek? Neden iyileştirme yerine, idam meraklısı bir toplum olduk biz? Evet, arkadaşım hata yapsa da, ben arkadaşımın yanında olurum, hatasının değil, arkadaşımın yanında olurum.

“Kendi aklımın süzgecinden geçeni yaparım, kimsenin bana akıl vermesine gerek yok!” mu diyorsun?
Ben yüreğimi dinlerim, aklımı-maklımı değil! Akılla söylenecek söz müymüş Can’a selam olsun demek? Bir ben miyim o salonda popüler olan? Aklını kullanan ödülüne teşekkür edip yerine oturdu, yüreğini dinleyen ben, falakaya yatırıldı…

ALLAH, HERKESE BİR YIL İÇİNDE 4 KEZ UMRE 1 KEZ HAC NASİP ETMEZ!
Bir de Hac deneyimin var, onu da sorguladılar. İnancının sorgulanması ağırına gitti mi? Ne hissettin?
Bizim Peygamberimiz, bizim kutsal kitabımız, “Ey iman edenler” der, “Ey insanlar” der, “Ey Müslümanlar” deyip bizimle sınırlı kılmaz. Bizim Peygamberimiz Hadis-i Şerif’inde, “Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin” der. Dinimiz hoşgörü dinidir. Affediciliği, tevazu sahibi olabilmeyi, karıncayı bile ezmemeyi anlatır bize. Kim, kimi bilmeden sorgularsa, yargılarsa yanar... Allah, herkese bir yıl içinde dört kez umre, bir kez hac nasip etmez! Ben öğrendiklerimden ve daha öğrenecek çok şeyim olduğunu bilmekten memnunum. Beni ya da başkalarını kıyafetiyle sorgulayanlar hep yüzeyde, hep sığ kalırlar. Allah’ıma ulaşma biçimim, tenimin çok daha derinlerinde, yüreğimde. Orası kapalı kutu...

Umre’ye gittiğinde seni alkışlayanlar, her fırsatta Atatürk fotoğrafı koyduğunda seni parçalıyorlar mı?
Ne cumhuriyetimle, ne ibadet biçimimle kimse beni alkışlamasın. Alkış sadece sahnede... Alkış şarkı bitince!
(HÜRRİYET)