Gülerken ağlayanlar

Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Osman Sınav’ın ne yapmaya çalıştığını anlamak mümkün değil! ‘Hayatımın filmi’ dediği ama beklediği ilgiyi ve beğeniyi göremediği ‘Uzun Hikâye’nin hemen peşine eklemlediği ‘ Aşk Kırmızı ’yla bambaşka bir kulvara akmaya çalışıyor. Ancak bu çabanın hem sinemasal hem de duygusal olarak bir karşılık bulduğunu söylemek zor.
Üçlü bir aşk hikâyesinin karanlığına çekmeye çalışıyor bizi Sınav, birçok örnekte başarıyla yapılageldiği gibi. Ama bu hikâyede bizi inandıracak malzemeye sahip olmadığının farkında değil sanki. Üçlünün merkezinde duran erkek , ne yardan ne serden vazgeçiyor ve tipik Yeşilçam melodramlarının düştüğü tuzaklara sokuyor filmi. Kadınlarsa, içine düştükleri durumun zorluğunu yansıtmaktan ziyade, erkeğin hamleleri arasına sıkıştırılarak eziliyorlar. Anlayacağınız, tam bir ‘erkek bakışı’ hâkim filmde ve bu bakışın ‘kaybeden’i kadın oluyor doğal olarak. Önümüze getirilen hikâyenin hiçbir orijinalliği yok ayrıca; defalarca ısıtılıp sunulandan farklı bir yaklaşıma rastlamıyoruz Sınav’ın filminde.
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, kahkahalar eşliğinde izlenen bir filme dönüşüyor ‘Aşk Kırmızı’. Yoğun melodramatik yapının hizmetindeki bir filme böylesi tepkilerle yaklaşmak normal değil. Filmin bir ‘parodi’ olmadığı kesin ama bir parodiymiş gibi yaklaşmak zorunda bırakılıyoruz. Hikâyedeki her bir karakter, karikatürden öteye bir anlam ifade etmiyor, tipten karaktere geçiş bir an olsun hissedilmiyor.
Oyunculuklaraysa bir şey söylemek istemiyoruz. Sınav’ın hikâyesine inanmadıkları çok açık. Sözün kısası, Osman Sınav’dan beklenmedik bir hamle ‘Aşk Kırmızı’, sinemacının en zayıf (ve de en komik) çalışması olduğuysa kesin.