Güllerin Savaşı'ndan 3 nasihat!

Güllerin Savaşı'ndan 3 nasihat!
Güllerin Savaşı'ndan 3 nasihat!
Güller Savaşı dizisinin üç yıldızı Canan Ergüder, Damla Sönmez ve Barış Kılıç yeni sezon öncesi oyuncularıyla aşkı, hırsı ve entrika üzerine düşündüklerini anlattı

RADİKAL -  Birbiriyle hem sevgi, hem nefret ilişkisi yaşayan iki kadın ve aynı adama duydukları aşk... Geçen sezon izleyiciyi ekran karşısına kilitleyen ‘Güllerin Savaşı’ yeni bölümleriyle bu gece Kanal D’de başlıyor. Dizinin başrol oyuncularıyla aşkı, hırsı ve entrikayı Hürriyet gazetesinden Hakan Gence konuştu.

CANAN ERGÜDER:  ERKEKLERE ASLA SÖYLENMEMESİ GEREKEN ŞEYLER VAR

 

Dizideki gibi size âşık olmayan bir adam için savaşır mısınız?

- Hayır. ‘Gülfem’ karakterinin de ‘Ömer’ için savaşı geçen sezon bitti. ‘Gülfem’ kaybetmeyen bir kadın. ‘Ömer’i kaptırmak ona ağır geldi. Onun savaşını veriyor.

Aşk için verilen savaşta ne kadar ileriye gidilir?

- Bu kadar hastalıklı bir şeyin içine asla girmek istemem. Sakin ve sağlıklı olmayı seviyorum. Aşk için çok fedakarlık yapılabilir ama aşkın bittiği ve psikolojik sağlığın başladığı bir yer var. İnsanlar âşık olduklarında genelde kendilerini unutuyor. Bu yüzden kendileri de sağlıksız oluyor.

Kötüyü oynamanın en yorucu kısmı ne?

- Kötüyü oynadığıma katılmıyorum. Evet, yaptığı korkunç şeyler de var fakat onun çerçevesinden bakınca aslında haklı yere yapıyor.

‘Takıntılı aşk yaşayan kadın’ karakterleri oynuyorsunuz. Ne öğrendiniz bu karakterlerden?

- Erkeklere söylenmemesi gereken şeyleri...

Behzat Ç.’de söylediğiniz “Seninle mutsuzluğu da varım” lafı hâlâ dillerde. Mesela bir erkeğe bunu söyler misiniz?

- Asla. Hiçbir erkeğe bunu söylemem ve söylenmemesi gerektiğine de inanıyorum. Sadece kültürümüzün arabesk haleti ruhiyesine uyduğu için insanlar öyle romantik tepkiler verdi.

Maskülen bir havanız var... 

- Maskülen duruşumun sebebi İstanbul ve Türk kültürü. Ataerkil bir toplumda, kendisini daha önemli gören erkekler arasında yaşıyoruz. O tutuma karşı bir koruma...

Türkiye ’de kadın olmak zor mu?

- Evet. Hele güçlü bir kadın olmak kadını daha da yalnız yapan bir şey.

Neden?

- Türk erkeği güçlü kadından hoşlanmıyor. Bu yüzden düzgün ve aydın fikirli erkeklere ihtiyaç var. Allahtan biraz varlar.

 

DAMLA SÖNMEZ: KENDİNİZE ZARAR VERECEK KADAR HIRSLI OLMAYIN

 

 ‘Güllerin Savaşı’nda iki kadın aynı adamın aşkı için savaşıyor. Bir adam için siz bu kadar savaşır mısınız?

- Aşkın ve sevginin bu kadar acı veren bir şey olmadığını düşünüyorum.  Böyle bir durumun içinde kalsam “Ne yapıyorum ben böyle” deyip, oradan kaçarak uzaklaşırım.

İki kadın arasındaki bu savaş nereye kadar gider?

- Gülru ve Gülfem arasındaki aşk-nefret ilişkisine benzeyen bir şey var. Bu yüzden savaşıp birbirleriyle mücadele ediyorlar. Bu savaş biraz da onların varolma sebeplerine dönüşmüş durumda. 

Yaklaşık bir buçuk senedir Gülru karakterini canlandırıyorsunuz. Bu karakter size ne öğretti?

- Asla kendinize zarar verecek kadar hırslı olmayın!

30’lu yaşlara az kaldı. Sizde neler değişti?

- 28 yaşımda artık başka yönlerimi keşfettim. Daha sabırlı birine dönüştüm. Hayatta bazı şeyleri çok ciddiye aldığımı anladım. Hep postallarım ve kotlarımla bir oğlan çocuğu gibiydim. Artık elbiseleri de beğeniyorum ve daha sakin bir Damla ile tanışıyorum. Yeni tiyatro oyunum başlayacak. ‘Deniz Seviyesi’ filmiyle Milano Uluslararası Film Festivali’nde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü almaya gidiyorum. Evimi de taşıdım. Güzel ve her şeyin yenilendiği bir dönem.

İki senede gelen bu şöhretle genç yaşta nasıl başa çıkıyorsunuz?

- Aslında 16 yaşımdan beri bu işi yapıyorum. Herkesin nasıl bir mesleği varsa benimki de oyunculuk. Tanınıyor olmak bu işin yan etkisi gibi. Yakın çevrem hâlâ yakın çevrem. İnsanların televizyondaki karakterle dertlenip ya da sevinmeleri tatlı geliyor. Sadece bizim o karakterler olduğumuzu zannedenler garip hissettiyor. 

Son konuştuğumuzda “Ülkede yaşananlar, yabancılaşma hissi getirdi” demiştiniz. O yabancılaşmayı üzerinizden attınız mı?

- O zaman da garip bir dönemdi. Şimdi de okuduğum her şeye çok üzülüyorum. Bunlar olmadan da yaşanabilecek bir dünyanın varolduğuna inanıyorum. Değer vermemiz gereken tek şey din, dil, ırk değil; insan. Bunu zor yoldan anlamamamız için dua ediyorum. Bu bir süreç, olacakları göreceğiz.

 

BARIŞ KILIÇ: BIRAKIN İNSANLAR FLÖRT ETSİN

 

İki kadının aynı adama saplantılı aşkından daha tehlikeli bir şey var mı?

- Hayır! Aşk dediğin şey başlı başına bir tehlike, bir de iki kişi arasında kaldığını düşünürsen bu tehlike ikiye katlanıyor.

Peki bir adam aynı anda iki kişiyi sevebilir mi?

- Bunun bir sınırı yok. Sadece sevmenin dozuna bağlı. Birisine düşkün olup bu duyguyu sevmeyle karıştırıyor olabilirsin.

Size aynı anda iki kadın âşık oldu mu?

- Olmuştur.

Durumu nasıl çözdünüz?

- İdare etme duygusu çok yorucu. İdare edemeyeceğimi hissettirdiğimde onların da umudu sönmüştür. Sonuçta benimde âşık olup ilgi duymam lazım.

Çapkın mısınız?

- Çapkınlık meselesi her erkeğin yaşamak isteyip bununla yüzleşemediği ya da ulu orta bunu söylemediği bir mesele. Kendine bakan, hayatına özen gösteren herkes bence biraz çapkındır. Mesela, yolda bizi etkileyen birini gördüğümüzde kafamızı mı çeviriyoruz? Hayır, bakıyoruz. İnsanız nihayetinde.

Eşiniz bunları okuduğunda kızmayacak mı?

- Neden kızsın? Toplumda bir baskı var. Herkes inanmadığı şeyi söylüyor. “Niye bakıyorsun” lafı yüzünden ölenler var. Bunların kırılması lazım. Bırakın insanlar birbirine baksın, gülsün, flört etsin.

Türkiye’nin en seksi erkeği seçildiniz. Seksilik sizce ne?

- Bu tamamen karşı tarafa verdiğin hisle alakalı. Güven sağlıyorsun, seni dinlediklerinde iyi bir şey duyduklarına inanıyorlarsa bu seksilik...

35 yaşından sonra en popüler döneminizi yaşamaya başladınız. Orta yaşta şöhret olmanın hayata etkisi ne?

- Pozitif yönleri çok fazla. Savrulmanı engelliyor. 20 yaşımda şöhret olsam belki sadece bu hazzı yaşamakla vakit geçirecektim ama sonra bu ilgi kaybolunca hayatına son verenleri bile gördük. Bu yüzden iyi ki bu yaşta böyle bir güzellik bana yansıdı.