Günahıyla sevabıyla H2000

Ömerli'nin yemyeşil çayırlarında biriken kalabalık, İstanbul gecelerinin "vazgeçilmez simaları"...
Haber: MELİS DANİŞMEND / Arşivi

Ömerli'nin yemyeşil çayırlarında biriken kalabalık, İstanbul gecelerinin "vazgeçilmez simaları", in kulüplerde arz-ı endam eden
"tanınmış yüzler" değildi. Çoğu 20 yaşından büyük olmayan, "Etkinlik yüzü görelim," diye değil, müzik dinlemek için toplanan bu kalabalığın beklentileri vardı. Festival başladı ve müzik, sıcak, sıkıntı, protesto, eğlence, öfke birbirine karıştı.
Üç senedir İstanbul yazlarını çekilir hale getiren H2000'in belki de en önemli özelliği seyircisinin amaç, hal, tavır ve tarzının belli olması. Özellikle bu sene, festival seyircisinde gözle görülür bir oturmuşluk ve doğallık vardı. Bikinisini, şortunu giyen, saçına bir toka tutturan, yalın ayak atmıştı kendini festival alanına. (Not: Üstsüz dolaşanlara da rastlanmıştır!) Festival alanı adeta yazlığımızın iyi müzikle şenlendirilmiş haliydi.
Yiğidi öldür hakkını yeme
Gazetelere, televizyonlara yansıdığı gibi asap bozacak türden aksilikler yaşanmadı değil. Evet, tuvaletler düşman başınaydı, kapıdaki güvenlik "Nezaket mi, o da ne? Pasifik'te bir ada mı?" edasıyla çantalara ellerini daldırıp haşır huşur arama yapıyordu, para yerine kullanılan kartları yüklemek için sırada beklenirken cânım konserler kaçıyordu, gündüzleri "sıcak altında pişmece" dışında oynanacak oyun yoktu, insanlar ilk gün saatlerce kapıda bekletilmiş, çadırlar karanlıkta kurulmuş, bu yüzden su oluklarının üzerine çadır kuranlar yağmur banyosu yapmışlardı, yiyecek ve içecek fiyatlarına isyan edilmişti, son gün "17:30'dan sonra dışarı çıkan giremez" gibi anlamsız bir kural konmuştu, vs.
Fakat burada atlanan birkaç nokta var. Birincisi, H2000'de başarılı bir sivil hareket görüldü. İsyan edilen bira fiyatları düşürüldü (Son gün Miller 2 milyondu, ki Efes'ten daha ucuzdu). İkincisi, 17:30 kararı alkışlarla medenice protesto edildi, kavga, küfür görülmedi. Organizatörlerle konuşuldu ve karar iptal edildi. Burada izleyiciler kadar organizasyonun da yapıcı tavrını es geçmemek lazım.
Sonuçta 10 bin kişiyi bir araya getiren kutsal bir neden vardı: Müzik. Dört gün sonunda zaten herkes evine, rahat yatağına, hijyenik koşullara kavuşacaktı. Burada amaç H2000'in şakşakçılığını yapmak değil ama bazı konularda hakkını vermek ve "vurun kahpeye" kolaycılığına kaçmamak. Neticede kimse bu festivale silah zoruyla katılmadı.