'Güncel sanat ve tarihi aynı anda hissetmek herkesi mutlu edecek'

'Güncel sanat ve tarihi aynı anda hissetmek herkesi mutlu edecek'
'Güncel sanat ve tarihi aynı anda hissetmek herkesi mutlu edecek'
Haliç Kongre Merkezi, ArtInternational için usta mimar Erhan Patat'a emanet. MSW Architekten, Venedik Mimarlık Bienali'nde sergilenen işleri ve özellikle Irak asılı İngiliz mimar Zaha Hadid ile yaptığı ortak projelerle tanınan Patat'la tasarım sürecini konuştuk.

Hâlihazırda bir mekanı alıp yeniden tasarlayarak sanat işlerinin sergileneceği bir alan yaratıyorsunuz. Bütün bu süreci nasıl kurguladınız?
Var olan bir mekânı değiştirmek, restore etmek veya modern bir ekleme yapmak her zaman daha zordur, çünkü saygı göstermek gereken parametreler daha fazladır. Her binanın da bir tarihi ve ruhu vardır ve bunu yeni bir amaç için kullanmak kolay olmayabilir. Haliç Kongre Merkezi mesela, aslında fuar yapmak amaçlı tasarlanmamıştır. İki büyük ve üç küçük oditoryumu var ve bunların her biri büyük sahnelere ve teknik alanlara sahip. Her projede avantajlar ve dezavantajlar olabilir, fakat amaç durumun özelliğini görebilmek ve zayıf bir noktayı belki büyük ve etkileyici bir avantaja çevirmektir. Misal olarak, ben oditoryumları farklı performanslarla, konuşmalar ve konferanslarla aktif hale çevirdim ve bu insan akışını da etkileyecektir.

Mimarlığın sanatla olan ilişkisini nasıl tarif edersiniz? Mimarlığın bir sanat olduğunu düşünüyor musunuz?Bence mimarlık ve sanat birbirine uzak olmasa da çok farklı disiplinler. Sanat her zaman çok serbest ve parametreleri tamamen bir fonksiyondan bağımsız olarak sadece sanatçının fikirlerine dayanır. Mimar ne kadar sanatkâr olsa da sonunda insanların kullanabileceği mekânlar oluşturmak zorunda. Tabi ki mimarlar arasında da çok farklı karakterler var ve bazıları işin teknik ve mühendislik tarafını öne çıkarırken, bazıları bugünlerde sadece tasarımı sanat olarak görüyorlar. Ama bu ikinci grup mimarlar da bir noktada projelerinin inşa edilebilirliği noktasında veya finansal açıdan problemlerle karşı karşıya kalıyorlar. İyi bir mimarı zorlayan konu, burada güzel bir denge kurabilmektir. Bu konuda sanatçıların daha rahat olduğunu düşünüyorum ve bir noktada uçabilme imkânı olabilir, sınırsız kelimesi burda anlam kazanıyor.

Fuar ziyaretçilerine özellikle buraya uğramadan geçmeyin diyeceğiniz bölümler nereler?
Bence teras bölümünün Haliç kenarı heykellerle düzenlenmiş olması çok kalıcı bir etki oluşturacak. Su kenarı beni her zaman çekmiştir. Güncel sanat ve tarihi aynı anda görüp hissedebilmek herkesi mutlu edecektir. Bunun dışında oditoryumlarda olacak konuşmalar, konferanslar, performanslar ve yerleştirmeler fuara daha derin bir anlam katarak güzel bir sosyal mekân ve tartışma ortamı sunacak. Umarım birçok ziyaretçi fikirlerini paylaşıp farklı bakış açılarına sahip olan insanlarla tanışabilir.


ERHAN PATAT
1972’de Frankfurt am Main’da dünyaya geldi. Eğitimini Almanya’da tamamladı, Technische Universitaet Darmstadt’ta Yüksek Mühendis Mimar unvanını aldı. 2004’te 'pad' patat architecture + design’ı kurdu ve burada pek çok sıra dışı projeye imza attı. Venedik Bienali’nde de sergilenen 'Cafe Lilu' adlı 4-6mm çelik sac levhalardan oluşan yüzebilir bina inşaatıyla dikkatleri çekti. 2006’da yerleştiği Londra’da ünlü Iraklı mimar Zaha Hadid’le beş sene boyunca ortaklaşa projeler tasarlayıp geliştirdi ve pek çok ödüllü çalışmaya imza attı. 2011’de İstanbul ’a yerleşen Patat, Almanya, İngiltere, Fransa ve Türkiye ağında çalışmalarını sürdürüyor.