Güncele yeni atardamar

Güncele yeni atardamar
Güncele yeni atardamar
Beyoğlu'nda 1910'lardan kalma bir binaydı, bir asır sonra güncel sanat mekânına dönüştü. Vehbi Koç Vakfı'nın çağdaş sanat müzesiyle nihayetlenecek projesinin adımlarından ARTER, vakıf koleksiyonundan seçkilerin yer aldığı sergi 'Starter'la açıldı
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Bugünlerde İstiklal Caddesi ’nden Tünel’e doğru yürüyecek olursanız, Odakule’yi geçtikten hemen sonra, sol koldaki camlardan birinin ardında, nefes alırmış gibi hareket eden dev, yeşil bir tankla çarpışacak gözleriniz, şaşırmayın. Vitrine yanaşın, tankı dışarıdan iyice incelediyseniz dahasını görmek üzere binaya girmek için sola kıvrılın. Şimdilik giriş Postacılar Sokağı’ndan. Kapıdaki ‘ARTER’ yazısı, Beyoğlu ’nun yeni sanat duraklarından birini işaret ediyor.
Çiçeği burnunda sanat mekânının görücüye çıkardığı ilk sergi; Berlin’de yaşayan enstalasyon sanatçısı Michael Sailstorfer’ın internetten sipariş edip Çin’den getirttiği, ufak teknik müdahalelerle ‘canlandırdığı’ şişirilebilir tankın (T 72) da dahil olduğu ‘Starter’. Sergi, ismiyle duyurduğu üzere bir ‘başlangıcı’ ifade ediyor; hem Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş yeni sanat mekânı ARTER hem de mekânın ‘babası’ diyebileceğimiz Vehbi Koç Vakfı için...
İstiklal Caddesi 211 numaradaki bu dört katlı bina, Vehbi Koç Vakfı’nın (VKV) nihayete bir çağdaş sanat müzesiyle erişecek bir dizi güncel sanat projesinin adımlarından biri. Vakfın sanat danışmanı Melih Fereli’nin isim babalığında ARTER adını almış ve memleketin çağdaş sanatla ilişkisine yeni nefesler getirmeyi amaç edinmiş bir yapı. Alt başlığıyla; ‘Sanat için alan’.
19 Eylül’e kadar alanı kaplayacak olan ‘Starter’ sergisi, vakfın bir süredir depolarda muhafaza edilen güncel sanat koleksiyonunun bir bölümünden oluşuyor. René Block küratörlüğünde hazırlanan ‘Starter’, Türkiye ve dünyadan 160’tan fazla işle, 60’lardan günümüzde çağdaş sanatın örneklerine yer veriyor olmasının dışında, güncel sanat takipçilerinin ayağını mekâna alıştıracak bir sergi aynı zamanda... 

Kollarını ‘yeni’lere açıyor
ARTER’in hikâyesi, VKV ekibinin 2007 itibarıyla kurumsal bir çağdaş sanat koleksiyonu oluşturmak için kolları sıvamasıyla başlıyor. Bu süreçte göreve gelenlerden biri, bir dönem İKSV Genel Müdürlüğü de yapan Melih Fereli.
Yolun başında olan biteni vakfın kültür sanat danışmanı Fereli’den dinleyelim: “Türkiye’nin çağdaş sanatının 1960’lardan günümüze kadar evrimini anlatan ama Türkiye’ye komşu geniş bir coğrafyayı da içine alan bir koleksiyon oluşturmaya ve ileride kurulacak bir çağdaş sanat müzesinde sergilemeye karar verdik. Müze çalışmaları yürüyor. Böyle büyük bir projeye odaklanınca diğer koleksiyonları ne yapacağınızı da düşünmeniz gerekiyor. Örneğin Sadberk Hanım Müzesi’nde biri Türk-İslam eserlerine, diğeri Anadolu medeniyetlerine odaklanmış çok önemli iki koleksiyon var. Bunları da çağdaş eserleri sergileyeceğimiz müzeye katmakta yarar var diye düşündük.”
Hedefleri, koleksiyonları birbiriyle teması olmayacak şekilde ayrı binalarda sergilemek. “Bu nereden baksanız dört-beş yıllık bir süreç” diye anlatıyor Fereli: “Çağdaş sanat yapıtlarını 2007’de almaya başladık, depoda duruyorlardı. ‘Bunlarla ne yapacağız bu arada?’ demeye başladık. René Block’tan yardım istemeye karar verdik, bir değerlendirme komitesi onun küratörlüğünde çalıştı. Ömer (Koç) Bey diğer disiplinlerdeki koleksiyonları nedeniyle de zaten sergileme arzusu içindeydi, bina arayışına girdik.”
ARTER, bir müze ya da hazır sergi alanı değil. ‘Starter’ ile birlikte elde var olan, vakfa ait eserlerden bir seçme yapılmış olsa da bundan sonra ‘yeni’ye daha fazla ağırlık verilmesi planlanıyor. 

‘Tohumlama alanı’ olacak
Sergiler direktörü ve küratör Emre Baykal, buranın kendi projelerini üreten bir mekân olacağını anlatıyor: “Sunulan projeleri değerlendirmeye alacağız ama bunun ötesinde belli bir çizgiyi takip edebilmek, hedeflerimizi gerçekleştirmek için kendimiz bir program oluşturuyoruz. 2012 ortasına kadar bir sergi programı çıktı. Bir koleksiyon sergisiyle başladık ama önümüzdeki iki yıl VKV’den bir koleksiyon sergisi daha planlamıyoruz.”
‘Starter’dan sonraki serginin tamamen yeni üretimlere odaklanan bir sergi olmasını istiyor ekip. Açılıştan önce, ARTER’in de ortaklığı ve TBA 21’le işbirliği halinde Viyana’da bir sergi yapılmış: 15 Türk sanatçının katıldığı ‘Tactics of Invisibility’. Baykal, Daniela Zyman’la birlikte bu serginin küratörlüğünü de yapmış, müjdeyi de o veriyor: “O sergi Viyana’dan sonra Berlin’e gitti, 2011 başında da İstanbul’a, ARTER’e gelecek. O zaman sergiyi oluştururken de en azından bazı işlerin yeni olmasını istemiştik ve dört-beş özel iş yapıldı. 2011’de bir kamusal alan projesi düşünüyoruz. Sadece mekânın sınırları içinde değil, kentsel alanda da yeni işler yaratmak, sanatçılarla ortak işler yapmak... Bunu bienalle eşzamanlı düşünüyoruz.”
Kapılarını ‘Sanatın atardamarı’ olma gayretiyle açan ARTER, bir yandan kurgulayacağı projeler için yerli, yabancı, genç ya da rüştünü çoktan ispat etmiş sanatçılara yeni işler üretmesi için önayak olurken, bir yandan da göbek bağı olan VKV’nin var olan koleksiyonlarına dönemsel ya da tematik başlıklarla açacak kendisini. Fereli’nin deyişiyle, bir ‘tohumlama alanı’ olacak.

Şapkacı, plakçı, banka, sanat alanı...
VKV yöneticilerinin hayallerini gerçekleştirmek üzere aradığı bina, Genel Koordinatör Bahattin Öztuncay’ın tabiriyle ‘şans eseri’ Beyoğlu’nda bir emlakçıda çıkmış karşılarına. 1910’larda, dönemin 6. Belediye Dairesi (Beyoğlu) mimarı Petraki Meymaridis Efendi tarafından inşa edildiği tahmin edilen bina, Cumhuriyet döneminde kayıtlara ‘Meymaret Han’ adıyla geçmiş. 1908, 1909 ve 1910 yıllarının ticaret defterlerinde, binanın alt katları plak satıcısı ve şapkacı olarak görünüyor. Üst katlarsa ev. Öztuncay, 2005’te binayı satın aldıkları zaman burada biri Koçbank olmak üzere birkaç farklı banka bulunduğunu hatırlatıyor. ARTER’in yan kapısının açıldığı Postacılar Sokağı ise bir vakitler Fransa, Avusturya ve İtalya postanelerinin bulunduğu aralık. Bina sergi alanına dönüşmek için yüksek mimar Fahrettin Ayanlar başkanlığında üç yıl süren bir restorasyon döneminden geçmiş. Dört kata yayılan sergi alanı, toplamda 864 metrekare...

Eğlenceli ve sesli bir başlangıç
İlk sergi ‘Starter’ın küratörünün ismi tanıdık; 1995’te 4. Uluslararası İstanbul Bienali’nin de küratörü olan René Block. Sergi sıkı çağdaş sanat takipçilerine de, acemilere de keyif verecek işler barındıyor.
Merdivenleri kullanırsanız, Ayşe Erkmen’in katlar arasında dolanan renkli harf ve rakamlarını (‘Harflerin Renkleri’) takip ederek ulaşıyorsunuz sergi alanlarına. Adel Abidin, Halil Altındere, Nevin Aladağ, Maja Bajevic, Elina Brotherus, Cevdet Erek, Ebru Özseçen, Michael Sailstorfer, Joseph Beuys, John Cage, Cengiz Çekil, Rebecca Horn, Gülsün Karamustafa, Nam June Paik gibi isimlerin yayıldığı binanın en ‘gürültülü’ ve oyuncaklı alanı, üçüncü kat: Müzikal enstrümanları işlerinin parçası haline getiren Fluxus sanatçılarının eserlerinden örnekler burada. Başrolde şekilden şekle girmiş piyanolar var. ABD, Avrupa, Japonya’dan sanatçılarla 60’ların başında Fluxus’u kuran George Maciunas’ın tuşları çivilediği piyanosu ‘Piyano Parçası’, Carles Santos’un ‘Parçalanmış Piyano ve Fotoğrafı’ adlı işi, Japon Ay-O’nun (Takao Iijima) ‘Ay-O ve Joe’nun Ses Kutusu’ adlı, her düğmesinden farklı ses çıkaran turuncu küpü, Mozart’ın çeşitli opera, konçerto ve kompozisyonlarını aynı anda dinleten John Cage imzalı ‘Mozart Mix’...
Cevdet Erek’in halısının (‘SSS / Sahil Sahnesi Sesi’) talimatlarını izleyip kendi sesinizi çıkarabilirsiniz. Sol köşedeki pinpon masasının etrafına saçılmış yumurta kabuklarına basmaktansa çekinmeyin! ‘NIDO’ adlı işin sahibi Mircea Cantor, kabuklara basılmasını özellikle istiyor, zaten ARTER ekibi de İstanbul Culinary Institute ile buradan sergi alanına bol bol yumurta kabuğu taşımak üzere anlaşmış...