Güneşin Kızları'nın suskun kadınları

Güneşin Kızları'nın suskun kadınları
Güneşin Kızları'nın suskun kadınları
2015 yazının en popüler dizisi 'Güneşin Kızları'nın kadınları zamanında aynı evi paylaşmış, ortak sırları yastıklarının altına koymuş ve bir o kadar da susmuş da susmuş kadınlar... Dizideki 'suskunluk kardeşliğini' Ekranella'dan Özge Doğan yazdı...

Kabül, 'Güneşin Kızları' bize nurtopu gibi genç ve yetenekli erkek ve kadın oyuncular kazandırdı. Tolga Sarıtaş onca 'Muhteşem Yüzyıl', 'Benim Adım Gültepe' geçmişine rağmen geldi, bu rolde patladı. Hande Erçel? Böyle bir isme kulaklarımız âşina bile değilken, o Beren Saat’den sonra ekranların en affedilesi göz süzen karakteri oldu. Hiç göze batmadan o, hem şaşaadan gözü kamaşmış şımarık kızı oynuyor, hem de “Ali’nin içinden iyi bir insan çıkarmazsa ölecek” hastalığına yakalanmış aşığı. 
Dizinin suskun kadınları.
Yeri gelmişken bir de dünyanın en heyecanlı âşık insanı Nazlı’yı oynayan Burcu Özberk var. Savaş’la buluşurken gerçekten de kalbi hop diye ağzından düşecekmiş gibi izliyorsunuz onu. Çok kolay abartıya kaçabilecek rol, onun elinde böyle tatlılaşıyor.

Beter ol Haluk

2015 yazının en popüler dizisi hakkında ilk defa yazınca böyle oluyor işte, belirtmeden geçemeyecekleriniz kısmı. Asıl geleceğim konu ise dizinin kadın karakterleri. Bunlar zamanında aynı evi paylaşmış, ortak sırları yastıklarının altına koymuş, susmuş da susmuş kadınlar.
Ama ne susmak! Biri oğlunun gözünün önünde, öyle böyle değil tam teçhizat dövülmesine gıkını çıkarmamış bir kadın. Sevilay. Evliliğinin bekası için. Mertoğlu saltanatı için. Sahip olduğu modaevi için. Kayıtsız şartsız âşık olduğu Haluk’un yanında gelen gösterişli paketi de (ev, araba, yat, kat) kaybetmemek için oğlunu kaybetmeyi göze almış bir kadından bahsediyoruz.
Sevilay, Perihan Mağden’in yazılarında çokça örneklediği Amerikan suç hikâyelerindeki 'işbirlikçi kadınlar'a benziyor. Hani çocuğunu yıllardır evinin bodrumunda saklayan psikopat baba ve bu duruma itirazı bırakın kocasının bir dediğini iki etmeyen eşleri gibi. Yıllarca, babanın türlü işkencesini içselleştirip, normalleştirip sonra marketten yulaf ezmesi falan alan kadınlar.

Tabii bizim durumda Sevilay kırmızı tuvaletini giyip kokteyllerde, davetlerde boy göstermeyi seviyor. Yanındaki İnci’yle gıybet yapıyor. İnci’nin IQ’su tek basamaklarda gezdiği için ondan alacağını alıp, başka bir masaya donmuş gülüşünü gösteriyor. 

İnci, Ahmet’in eşi, aynı zamanda Haluk’un baldızı. Haluk’tan korktuğu kadar Rana’dan da korkuyor. Her ikisine de yaranma gülücükleri mide kaldıran türden. Evdeki tüm şiddete ve kötü muameleye uzaktan da olsa onun da şahit olduğunu biliyoruz. Sevilay ona izin verdiği ölçüde ailenin önemli sırlarının taşıyıcısı. Evde ne olup bittiğini, Ali’nin başından neler geçtiğini iyi biliyor. Ve buna rağmen bir şey yapmıyor. Mertoğlu kardeşlerin zamanında hastaneye yatması gereken psikopat babasını Ahmet’ten dinleyerek olayları hale yoluna koyma, “Bu işte bir terslik var” deme şansı olmasına rağmen.
Daha da beteri, bunu Sevilay’dan daha kolay yapabilir. Haluk’a göbekten bağlı değil, âşık değil, takıntılı aşkın yuvarladığı karanlık çukurda değil, daha temiz, daha sağlıklı bir yerden gözlemleyebilir her şeyi. Ahmet’in atölyesinden mesela. Ahmet, Haluk’a göre daha normal, konuşup anlaşılabilir bir tipe benziyor çünkü.
Burada da İnci’nin sonradan görme halleri ve üstünden akan zenginlik merakı giriyor devreye. Elinin tersiyle itemeyeceği kadar büyük bir servet var önüne serilen ve bunun karşılığında onun tek yapması gereken şey susmak.
Genişletebiliriz; inkar etmek, Rana’yla iyi geçinmek, Haluk’u kıllandırmamak, Sevilay’la teması koparmamak, önemli kişilere durumu çaktırmamak, Ahmet’le de yuvarlanıp gitmek.

Oyunu, İzmir’den gelen kadın bozuyor. Güneş. Tüm o peşine adam takmalar, geçmişini öğrenmeye çalışmalar, bir eksik gedik bulmaya uğraşmalar bu yüzden, kadın yıllardır kendilerini inandırmaya doyamadıkları büyüyü bozdu. “Ne güzel yaşayıp gidiyorduk” değil mi? Biri, sonunda odadaki koca fili nasıl görmezsiniz dedi. “Aman Haluk sinirlenmesin” diye parmak ucunda yürüdükleri odada biri, sonunda, camı çerçeveyi indirdi.
Aralarında en akıllı ama en az diğerleri kadar suç ortağı olan Rana uyandı ilk kez bu duruma. Sevilay, Haluk’un verdiği ayarlara, Ali’nin kalp kırıklığına rağmen hala pek farkında değil.  Oğlu, ondan yardım isterken kadın kapısının kilidini değiştirdi, inanılmaz. Trenler nasıl makas atar, birden başka bir raya geçer, kıvılcımlar çıkar, Sevilay’ın da öyle bir makasa ihtiyacı var ama henüz o kıvama gelmedi. İnci için ise önemli olan düzeni, o devam ettiği sürece o ya da bu kişinin yanında yer alabilir. Yarın Sevilay’ı karşısına alabilir, öbür gün medyaya açıklama yapabilir, İnci bu yapar.
Güneş, Mertoğlu ailesinin hayatından ebediyen çıksa bile artık olan oldu, suskunluk zinciri kırıldı. Haluk’a göre “Kaos başladı."
'Güneşin Kızları', Haluk’u ve kurduğu kusursuz suskunluk düzenini izledikçe kızdırıyor, kudurtuyor. Suskun kadınların bir bir Haluk’a karşı cephe alma ihtimalini izlemek için ise sabırsızlandırıyor. 

KAYNAK: EKRANELLA