Gürültü kopacak

Türkiye'de, müzik alanında kendine açtığı yolda sessiz sedasız ilerleyen mor ve ötesi, yeni albümüyle gümbür gümbür geleceğe benziyor. Grupla, son şarkılarından, Fikret Kızılok ve Ajda Pekkan cover'larından, kendilerinden bahsettik
Haber: MELİS DANİŞMEND / Arşivi

Bu röportaj, Dünya Yalan Söylüyor yayınlanmadan bir gün önce yapıldı. Ve bu yazı, mor ve ötesi'nin yeni albümünün ne kadar satacağının, çıkış parçaları Cambaz'ın beğenilip beğenilmeyeceğinin, konserlerde nelerle karşılaşacaklarının, dinleyicilerinin ne tepki vereceğinin bilinmediği bir zamanda yazılıyor.
Herkesin bilmediği bir şeyi bilmek, genelde insanı mutlu eder, gizliden gizliye kendine bir pay çıkarır, kendini bir adım önde, hatta önemli hisseder. CD çalar'ımda, henüz yayınlanmamış bir Dünya Yalan Söylüyor'un dönüyor olması, beni sadece bu albümü başkalarından önce duyduğum, ezberlediğim için mutlu etmiyor. mor ve ötesi'nin çok çok iyi bir albüm yapmış olmasını, hatta biraz iddialı olmak gerekirse, şimdiye kadarki en iyi albümünü yapmış olmasını herkesten önce biliyor olmak mutlu ediyor.
mor ve ötesi, heyecanlı ama yaptığı işten emin. "Albümün hazırlanış süreciyle çıkış arasında fırtına öncesi sessizlik zamanı oluyor. Şu anda o zamanın son günlerini yaşıyoruz ve olacakları merakla bekliyoruz. Gürültülü bir albüm yaptık ve gürültü koparmasını içten içe bekliyoruz," diyorlar. İlk albümleri Şehir çıkmadan önceki güne dönmelerini istediğimde gülüyorlar. "Ben çok net hatırlıyorum," diyor Harun. "İlk albüm çıktığı zaman gerçekten çok az insan fark etmişti. Çok heyecanlandık ama esas heyecanı klip çekildikten sonra yaşamıştık."
Keşke'siz albüm
Bundan 10 yıl sonrasına gidip geriye baktıklarında, Dünya Yalan Söylüyor'la ilgili fikirlerinin ne olacağını sorduğumda ise Kerem (Özyeğen) "Büyük ihtimalle 'Şurası şöyle olsaydı,' demeyeceğimiz bir albüm olacak. Çünkü önceki albümlerde oturmuşluk duygusunu yakalayamadığımızı hissediyorum. Bu albümde keşke dediğimiz hiçbir nokta yok," diyor.
Pasaj Müzik'ten çıkan Dünya Yalan Söylüyor, 10 senelik grubun olgunluk döneminin ilk ürünü denebilir. Bu, müzikten şarkı sözlerine, hatta Harun Tekin'in vokaline kadar her alanda kendini belli ediyor. Kerem Kabadayı'nın deyişiyle "mor ve ötesi'nin defanstan ofansa geçişi bu." Harun ise bu olgunluğu şöyle anlatıyor: "2003 yılında, yaklaşan savaş öncesinde, savaş karşıtı harekete dahil olup hasbelkader bir şeyler yapmamızla gelen bir dinamik oldu. Özleyip de bir türlü ulaşamadığımız, kaynaşamadığımız bir kitleyle bir araya gelmek gibi bir artısı oldu. Fanta'yla çıktığımız Türkiye turnesinde de, bir grubun grup olmasını sağlayan en önemli şeylerden birinin turne olduğunu gördük. 23 günde 17 konser verdik. Belki de o olgunluk biraz da turnede şekillendi. Ve Tarkan'la (Gözübüyük) çalışmaya başladık. O devreye girdikten sonra bizim için üretim biçimi anlamında yeni bir dönem başlamış oldu. Bir prodüktörün bir gruba neler katabileceğini gördük." Burak ekliyor: "Düşebileceğimiz hatalar olabilirdi, olmadı. Albümün hazırlanışı süperdi."
"Kendinize dışarıdan baksanız ne dersiniz mor ve ötesi ile ilgili?" sorusunu sırayla yanıtlıyorlar. Kerem: Son fotoğraflara bakınca 'Yakışıklı çocuklarmış,' derim. Burak: Çok pozitif olacak benimki ama kıskanırdım herhalde. Harun: Ben planlanmamış bir şekilde, düşük bir ivmeyle, devamlı yukarı doğru giden bir grafik olmasına hayranlık duyardım herhalde. Bayağı yetersiz diyebileceğimiz bir albümle yola çıkıp arkasından hasbelkader daha iyi bir yere gelmesi grubun. Herkes ilk albümden patlamak istiyor çünkü. Alternatif tavrımızı hep koruduk, hala koruyoruz ama dinleyiciyle diyalog da kurmak zorundayız. Ama bu, onlar için bir şey yapmak değil. Biz kendi doğrularımız içerisinde bir şey yansıtıyoruz. Bunu da kendi kendimize oturma odasında yapmak değil de, mümkünse kitlelerle paylaşarak birlikte yoğurmak gibi bir tercih noktasına geldik.
mor ve ötesi'nin alternatif tarzına bakıldığında, resme uymayan tek şeyin Yaz Yaz Yaz olduğunu düşündüğümü söylüyorum. "Aslında o bizim için amacı, başı, sonu belli olan bir proje," diyor Harun. "O sırada (Fanta turnesi öncesi) stratejik olarak yayınlamamız gereken bir single ya da albüm vardı. Gittiğimiz yerlerde eski albümden parçalar çalmak yerine ufak da olsa yeni bir şey çalmak gerekiyordu. Yeni besteleri kaydedip harcamak yerine daha kolay ve o anda zevkli olanı tercih ettik. Bu gereklilik sanatsal mı? Belki hayır ama ortalama 15 bin kişiye çaldığın 17 tane konser olduğu zaman, o kitleyi bulmuşken onları etkilemek ve daha sonra yapacağın şeylere kanalize etmek için. Bence çok doğru oldu ama farklı görüşler var. 'Hiç yapmasaydınız,' diyenler de oldu, 'Bestelerinize dayanamıyorum ama cover harika diyenler,' de, çok beğenenler de.
Şu vites hikâyesi
2001'de çıkardıkları Gül Kendine için bir araya geldiğimizde sorduğum
"Sizi takip eden hatırı sayılır bir kitle var, medya da size ilgi gösteriyor ama buna rağmen her şeyi ağırdan alıyormuş gibi bir haliniz var. Sanki dördüncü viteste gidiyorsunuz da, beşe atmıyorsunuz bir türlü," sorusu üzerine epey konuşmuştuk.
Grubun birkaç hafta önce, Bronx'ta bize (Radikal'e) özel yaptığı 'albüm ön dinletisi'ne giderken yine kafamda bu soru vardı. "Acaba beşe atabildiler mi?" Çünkü şahsi fikrim, iki albüm arasındaki zamanda katılmış oldukları Fanta turnesi ya da cover'ladıkları Yaz Yaz Yaz, vitesi yükseltmeye yeterli olmamıştı. Başka bir şey gerekiyordu. Daha güçlü, tatmin edici.
O gün, Dünya Yalan Söylüyor'u CD çalar'a koydular. Harun, her parçadan önce, parça ile ilgili çok kısa açıklamalar yaptı. Albüm bittiğinde, kontrol altına almaya çalıştığım bir sevinç duydum. Bu, belki de grubu gerçekten seven biri olarak, fazla taraflı bir fikir olacak. Ama mor ve ötesi artık beşinci viteste gidiyor. Ve onları durduracak bir şey olduğunu pek sanmıyorum.



ŞARKILARIN HİKÂYESİ
Yardım Et: Albümün genel sound'unu, duygusunu barındıran, bir nevi albümü temsil eden bir şarkı. Şebnem Ferah'in de vokali var.
Cambaz: Oldukça köşeli, bir yanda da gırgır bir şarkı. Çünkü o müzikten beklenmeyecek şeyler söylüyor bize. Televizyonla, televizyon haberciliğiyle, haberin bize aktarılışı biçimiyle ilgili bir ışık yakmaya çalışıyor.
Bir Derdim Var: Mustafa Hakkında Her Şey'de kullanıldı ama grubun dertleriyle ilgili bir şarkı.
Re: Bir bebeğin ağzından yazılmış bir şarkı.
Sevda Çiçeği: Kerem'e borçlu olduğumuz bir şarkı. O önerdi. Fikret Kızılok'un Zaman Zaman albümü çok özel bir albüm.
Serseri: Şarkının ilk çıktığı formattan şu ana baki kalan sadece adı belki de. İlk yaptığımızla hiç alakası kalmadı. Sona çocuk korosu eklendi. (Çocuk korosu Burak'ın ve Tarkan'ın yeğenlerinden ve Burak'ın abisinin komşusunun kızından oluşuyor.) Kolektif üretimin şaha kalktığı bir şarkı.
Aşk İçinde: Adını duyduğunuz zaman aşk şarkısı zannediliyor ama ilgisi yok. Televizyon, medya ile ilişkili. İnsanları bu konular üzerine düşünmeye davet ediyor.
Az Çok: Benim için (Harun) çok özel bir şarkı. Albüm hazırlanırken çocukların her gün 'Bu şarkı şöyle güzel, sözleri şöyle güzel,' diye başlarının etini yedim. Az çok, minimalist söylemin en tepe noktasındaki çok kısa bir cümle. Çok şey söylenebiliyor bu cümleyle.
Son Deneme: Eski albümlerle bağlantı kuran, hem de yeni albümdeki olgunluğumuzu yansıttığımız bir şarkı.
Uyan: Albümün kapanışı. Tekrar albümü dinleme isteği uyandıran bir şarkı.
(Albümde, 17 dakikalık bir de 'hidden track' var.)