'GÜVENDE VE SEKSİ'

'GÜVENDE VE SEKSİ'
'GÜVENDE VE SEKSİ'

Sarah Hughes

ABD'li fotoğrafçı Sarah Hughes, dünyayı dolaşıyor ve kadınların kendilerini hem güvende hem de seksi hissettikleri pozları ölümsüzleştiriyor. Hughes, geçen hafta Türkiye'deydi...
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

Türkiye ’de kadın olmak zor zanaat. En zengin, en özgür bölgede dahi yaşasa, evden dışarı saat kaçta çıktığına, eve kaçta döndüğüne, hangi mahalleden ve hangi sokaktan geçtiğine, ne giydiğine dikkat etmek zorunda. ‘Bayan’ dediğin toplu taşıma araçlarında, bacaklarını iki yana açan adamların yanında, iki bacağını birbirine yapıştırıp ‘hanım hanım’ oturmalı. 

Bu çelişki projeye döndü

Bu durum sadece Türkiye’deki kadınlara özgü değil elbette. ABD’de geceleri geç saatte evine dönecek bir kadın, sabahları kendini çekici hissettiği kıyafeti değil rahat hissettiği kıyafeti giymeyi tercih eder. Ve öğrencilik yıllarında her gün bu çelişkiyi yaşamak, fotoğraf sanatçısı Sarah Hughes’a bir proje fikrinin zeminini hazırlamış.
‘Seksi ve Güvende’ adını verdiği projede Hughes farklı coğrafyaları gezerek kadınlardan kendilerini en güvende ve en seksi hissettikleri kıyafetlerini giymelerini istiyor. Gittiği ülkelerde genellikle dışarıda çekim yapıyor. Şu ana kadar Güney Afrika, Brezilya, ABD, Kanada, İsveç gibi pek çok ülkeyi ziyaret eden Hughes, yaşadıkları coğrafyanın, kadınların beden dillerine yansıdığını söylüyor.
Proje kapsamında geçen hafta Türkiye’yi ziyaret eden Hughes’e poz verenlerden biri de ben oldum. Türkiye’deki yardımcısı Damla aracılığıyla kendisine poz vermek için 13-85 yaş arasında kadınları çekime davet eden Hughes, bu kez nüfusu ağırlıkla Müslüman olan bir ülkede çalışmak istemiş: “Hem Müslüman hem de kamusal alanda rahatça çalışabileceğim bir ülke seçmem gerekiyordu. Türkiye bu açıdan benim için uygundu.”
İlk kez İstanbul ’u ziyaret eden Hughes, burada daha çok başörtülü kadınlarla çalışacağını tahmin ederken, yalnızca bir başörtülü kadınla fotoğraflama fırsatı bulmuş. Modeli kendini güvende hissettiği hali için başörtüsü takarken kendisini seksi hissettiği kıyafetinde başörtüsü takmamış. Bu modelle çarpıcı bir çekim gerçekleştirdiğini söyleyen Hughes, başörtülü bir kadının kendini seksi bulduğu şekilde poz vermesinin büyük bir cesaret örneği olduğunu anlatıyor.

Konya’dan teklif var!

Taksim Gezi Parkı’nda buluştuğumuz fotoğraf sanatçısı, beş günlük çekim maratonunun son günündeydi. Direniş günlerinin ardından olağan seyrine dönen parkta meraklı bakışlar içerisinde çekim için uygun yer ve ışık arıyoruz.
Gezi Parkı’nı merakla inceleyen Hughes Türkiye’de yoğun bir ilgiyle karşılaşmış. İlgiden mutlu olan sanatçı, ülkedeki karşıtlıkları gösterebilmek için Konya, Kayseri, Diyarbakır gibi şehirleri de kapsayan daha geniş bir çalışma yapmak üzere bir kere daha Türkiye’ye gelmek istediğini söylüyor. Sanatçı Konya’dan bir davet almış bile.
Yardımcısı Damla şimdiye kadar 70 kadının fotoğrafçıya poz vermek için başvurduğunu anlatıyor. Ancak Hughes zaman darlığı sebebiyle yalnızca sekiz kadını fotoğraflayabilmiş. Ben dokuzuncu ‘model’im. Hughes kendisine başvuranların ağırlıkla genç olmasından yakınıyor. Çünkü 50 yaşının üzerinde yalnızca iki kadını fotoğraflayabilmiş.
Beş günlük çalışmanın sonucunda Türkiye’deki kadınları gözlemlediğinizde nasıl sonuçlara ulaştınız?” soruma cevabı şu: “Türkiye’de kadınlar taciz ya da tecavüz korkusunun yanı sıra etraftaki bakışlardan çok rahatsız. Kiminle konuşsam kınayan bakışlardan dolayı kendisini güvende hissetmediğini söylüyor.”
Bununla birlikte Türkiye’deki kadınların vücut dillerinin neredeyse androjen olduğunu söylüyor. Seksi kıyafetlerde bile bakışlarının sert, vücut dillerinin kapalı olduğunu ve bu kıyafetlerle dışarıda rahat hissetmediklerini anladığını ekliyor.

Laf atan atana…

Ve sonunda çekim sırası bana geliyor. Kendimi ‘güvende’ hissettiğim bol gömleğimle gerçekleştirdiğimiz ilk çekim sırasında birkaç kişi geliyor yanımıza. Bir, iki laf atıp geçiyorlar. Sarah Hughes endişeli gözlerle bana bakıyor “Ne dediler?”. “Esprili bir dille laf atıp geçtiler” diyorum. Hughes ne olup bittiğini anlayamıyor ama aldırış da etmiyor.
Ardından kendimi çekici hissettiğim kıyafeti giymek üzere etrafta uygun bir yer arıyorum. En yakınımızdaki bir börekçiye giriyorum. Spor kıyafetle girip, mini etek ve topuklu ayakkabıyla çıkıyorum. Çalışanların garip bakışları arasında tekrar Gezi’ye doğru yürüyorum.
Genelde spor giyindiğim için bu kıyafetle rahat değilim. Tam da Hughes’ın öğrenciliğinde ABD’de yaşadığı gibi rahat olabilmek ve günün her saati, her sokakta rahatça yürüyebilmek için fazla dar ve dikkat çekici kıyafetler giymeyi tercih etmem. “Acaba ben muhafazakar biri miyim” diye bir iç hesaplaşmayla vardığım Gezi Parkı’nda Sarah “Süper şimdi bana en seksi halini göster” diyor. Bu lafa daha da utanarak poz veriyorum. Etraftan gelip geçenler yine geçerken laf atıyor. Bu kez Damla yanımızda bekleyip duran çocukları uzaklaştırıyor. Böyle sona eren çekimin ardından projenin bir parçası olarak fotoğrafçı da benimle röportaj yapıyor.
Genelde soran taraf ben olduğum için yanıtlamaya alışık değilim. “Dışarı çıkarken hiç güvenliğini düşünür müsün?” diye soruyor. Bunu düşünmediğimi ancak bu ülkede yaşayan kadınların otomatik olarak bu önlemleri aldıklarını anlatıyorum. “Neler sizi güvende hissettirir?”, “Neler sizi seksi hissettirir?”, “Birisi size ıslık çaldığında nasıl hissediyorsunuz?” sanatçının diğer sorularından.
Röportajımız tamamlandığında ben kendisine gittiği ülkelerde giyimine dikkat edip etmediğini soruyorum. Hughes gittiği ülkelerde şimdiye kadar hiç kötü bir deneyim yaşamamış. Ancak giyimine en çok dikkat ettiği ülke Türkiye olmuş: “Müslüman bir ülke olduğu için daha dikkatli olmam gerektiğini düşünerek bol kıyafetler tercih ettim ancak gördüm ki burada gayet rahat, seksi bir şekilde dolaşan kadınlar var.”
Hughes’dan çalıştığı ülkelerde karşılaştığı kadınlar arasında bir karşılaştırma yapmasını istediğimde başlıyor anlatmaya: “Güney Afrika’da kadınlar tecavüzden endişe ederlerken, Brezilya’da temel korku hırsızlık.” İsveç’te çekimlerin nasıl geçtiğini sorduğumda, kadınların kendilerini güvenli ve seksi hissettikleri kıyafetler arasında derin farklar olmadığını öğreniyorum: “İsveç’te kadınlar genelde renklere göre ve kesimlere göre kendilerini daha seksi ya da daha rahat hissediyorlar.”
Sarah Hughes’ın çalışmak istediği diğer ülkelerin başında Rusya Hindistan ve Çin geliyor. Şimdilerde Türkiye’deki çalışmasını devam ettirebilmek adına ABD’ye gidip sanat bursu bulmaya çalışacak olan sanatçı geri gelmek istediğini söylüyor.