HAFTANIN TORTUSU

Seçimleri hayırlısıyla bitirdik. Bizim evin karşısındaki direkte, üzerinde Tansu Çiller fotoğrafı basılı naylon bir bayrak kaldı ama, artık önümüzdeki seçimlere bakıyoruz.
Haber: Hakan Gülseven / Arşivi

Sandıktan bir ampul çıktı
Seçimleri hayırlısıyla bitirdik. Bizim evin karşısındaki direkte, üzerinde Tansu Çiller fotoğrafı basılı naylon bir bayrak kaldı ama, artık önümüzdeki seçimlere bakıyoruz. Tabii, Tansu Hanım karşıdaki direğin tepesinden gülümsedikçe ben de gülüyorum, o da işin eğlenceli kısmı...
Beşiktaş'taki Şahin Kıraathanesi'nin seçim sonrası gündeminde ise at yarışları ve gece hayatının akıbeti vardı. İstanbul'da bir ganyan bayiinin ve Bodrum'daki Old Cafe'nin sahibi olan, ama vaktini bizim kahvehanede bezik ve ohel oynayarak geçiren Tamer Abi, risk yönetiminden hiç anlamadığından dem vurup yakınıyordu. AKP'nin Meclis çoğunluğunu ele geçirmesinden sonra at yarışlarının ve alkolün yasaklanma ihtimalini düşünen Tamer Abi, "Doğru düzgün bir işe yatırım yapsaydık şimdi kara kara düşünmezdik tabii," diyordu.
Bu arada, kahvehanedeki otoriteler, İzmir, Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli'de tepki oylarının AKP'ye değil de Cem Uzan partisine gitmesini, alkol sorununa bağladı. Çokça rakı tüketilen bu illerde, AKP'nin İslami niteliği nedeniyle alkolün yasaklanması riskinin oy oranlarına yansıdığını savunanlar oldukça fazlaydı.
'Barajı geçtik, geliyoruz'
3 Kasım gecesi bizim evde oturmuş seçim sonuçlarını veren kanallar arasında dolanırken, Ulusal Kanal'a denk geldik. Kanalın Yayın Yönetmeni Ferit İlsever, bir spiker hanım ve tabii bir de Doğu Perinçek, illerden gelen seçim sonuçlarını değerlendiriyordu. Özellikle son hafta 'Barajı geçtik, geliyoruz,' sloganıyla seçim propagandasını yoğunlaştıran İşçi Partisi'nin yine yüzde 0.5'lik barajı aşamamasını yorumlayan Perinçek, "Bu 'süperNATO'nun bir oyunudur. İşçi Partisi'nin iktidara yürüdüğünü gören 'süperNATO' alelacele Cem Uzan'ın Genç Parti'sini örgütledi, bizim karşımıza çıkardı," diyordu. Bir yandan da, İşçi Partisi'nin esas oylarının yüzde 20 civarında olduğunu anlatıyordu.
Duyduk ki, Perinçek, eşi, iki çocuğu ve şoförü ile korumasının oy kullandığı sandıktan da İP'e sadece dört oy çıkmış. İki oy nerede? SüperNATO, çıkar o iki oyu!.. Sürreal bir durum yaratma memlekette...
Bağımsız aday olarak milletvekilliğine seçilen Jet Fadıl'ın dokunulmazlığını kazanması hadisesi ayrı bir mevzu. Memlekete gelmesi halinde, dokunulmazlık zırhına kavuşana kadar içeri atılır mı, atılmaz mı ihtimallerinden söz edilirken, bizim kahvehanenin gediklileri Meclis'e doğrudan paraşütle inebileceği kanaatine vardık. Tabii bir tek Jet Fadıl değil, tam 11 milletvekili hakkında daha Meclis'e girerken bir sürü dava bulunduğunu öğrendik ki, kendilerinden bundan sonra da iyi performans bekliyoruz.
AKP seçimden ezici bir üstünlükle çıkınca gözlerimiz ister istemez Nil Demirkazık hanımefendiyi de aradı. Ve buldu da. Nil Hanım aynen AKP Genel Merkezi'nin yolunu tutmuş, kameraların arasında dolanıyordu. Yalnız o kalabalığın içinde kendisine kimse ilgi-alaka göstermeyince biraz bozuldu. Aslında gidip Millet Partisi'nde şansını denemeli. Islahatçı demokrat Aykut Edibali kendisini kucaklayacaktır. Üstelik değişen ve Zümrüt-ü Anka kuşu haline getirilen amblemi de ampulle falan karşılaştırılamayacak kadar estetik görünüyor.
Bu arada öğrendik ki, Liberal Demokrat Parti sırf Besim Tibuk'un 'Asabı bozukların partisiyiz,' lafından dolayı dünyanın oyunu almış. Antidepresanlarla yaşayan arkadaş çevremde bir hayli kişi, "LDP bizim örgütümüz," deyip sahipleniyor partiyi.
Bırakalım şakayı da, şimdi gerçekten Tansu Hanım, Mesut Bey falan, yoklar mı yani artık? Alışabilecek miyiz dersiniz? Aslında gittiklerine, özellikle de Tansu Hanım'ın gittiğine pek inanmak kabil değil. Bir de hani korku filmlerinin sonunda, tam her şey bitti derken bir el çıkar ya bir yerlerden, öyle olacakmış gibi geliyor insana. Bizim kahvehanenin ihtiyar heyeti, "Bir yere gitmez o, tezgah, tezgah," diyor. Neymiş, tam "Ben gidiyorum," diyecekken, parti delegeleri "Bırakma bizi Ana," diye eteğine yapışacakmış. Hem sonra, kim birleştirecek sağı aynı çete, pardon çatı altında? Mehmet Ağar mı? Yok canım...
Tabii bir de bugüne kadar parti içinde ve dışında hep muhalefet olarak yaşayan Deniz Baykal'ın, ana muhalefet haline alışmamız gerekecek. Hiçbir şey olamadıysa, azmetti ve ana muhalefet oldu. Takdir ediyoruz. Neyse, bu seçim bir acayip seçimdi vesselam ve TBMM dayanamadı içindekileri kustu. Aslında bizim civarda AKP'ye sempati duyan kimse yoktur ama, ne yalan söyleyeyim, seçimlerde barajı aşamayan DYP ve ANAP'ın Beşiktaş ilçe binalarına kahvehane heyeti halinde bir 'Oh olsun'a gidelim diye düşündük. Ne dersiniz?..