HAFTANIN TORTUSU

Sürekli olarak fikir değiştiren Digiturk sözlerini tutmamayı alışkanlık haline getirdi

Digiturk'ün vaatleri
Digiturk'ün ekstra paketinde yer alan MovieMax kanalları bir süredir tuhaf ve bir türlü rasyonalize edilemeyen değişimden geçiyor. Standart paket parasının üzerine, film izlemek için fazladan para verilerek üye olunan ekstra paket, başlarda vaat ettiği çeşitlilikten çok uzakta ve kısır bir programla karşımızda. Şöyle; eskiden iki ayrı film kanalı, dolayısıyla iki ayrı programı olan MovieMax kanalları şimdi birbirini tekrar ediyor. Birincisinde başlayan film, iki saat sonra diğerinde tekrarlanıyor. Bu her şeyden önce gösterilen filmlerin yarı yarıya azaldığına işaret ediyor. Ancak, bu değişimle beraber Digiturk yetkilileri tuhaf bir açıklama yaparak Lig TV üyelerini memnun etmeye çalıştıklarını söylüyorlar. Yani haftada üç gün, iki saat maç seyredenler filmleri kaçırmasın diye bütün bir haftanın film programını alt-üst etmek gibi dahiyane bir fikir bulmuşlar! Öyle açıklıyorlar kendilerince, ama bu "Paramız bitti, krizdeyiz, yeni film alamıyoruz,"un kibarcası olmalı. Sonuçta paralı televizyon mantığı izleyicileri kendi aralarında bölmeyi hedefler: Belgesel seyredenler belgesel alır, film izlemek isteyenler film izler. Maç izlemek isteyenler de maç seyreder. Bugüne kadar Lig TV'deki maçları seyrederek MovieMax'te film kaçırılmayacağına da bizzat tanıklık etmişliğimiz vardır ayrıca.
Öte yandan, bu yeni uygulama Digiturk'ün daha kuruluş aşamasında izlediği çizginin bir yeni halkası: Verilen sözleri tutmamak. Örneği ekstra paket ilk kez gazlanırken bir komedi kanalı kurulacağı ve birçok Amerikan dizisinin de burada yer alacağı TV reklamlarıyla duyurulmuştu. Sonradan ses çıkmadı.
Ayrıca Digiturk'ün Philips kumandalarında yer alan bir TXT düğmesi var. Bu da opsiyonel altyazı sistemini aktif hale getirmek için. Yani ister altyazılı ister orijinal dilde, isterseniz de dublaj izlemeye elveren bir sistem. Ne yazık ki Digiturk'çüler ekonomik kriz çıktığında bu projeyi de askıya aldılar.
Dijital paketin günahları bununla da bitmiyor: Amerika'da hayli iyi prodüksiyonlara imza atan Showtime kanalının logosunu taşımalarına rağmen, orijinaline yaklaşamayan bir dinginlikte kanalı yürütüyorlar. Örneğin Showtime'nın kendi yapımı Queer As Folk gibi dizileri yayınlamayı düşünmüyorlar bile. Onun yerine, bize dünyada şifresiz yayınlanan sit com'larla, dizilerle idare etmemizi söylüyorlar.
"Alternatif istiyoruz"
MovieMax'lerle beraber bir değişiklik de kendi kitlesini yaratan Hallmark kanalında yaşandı: Kimi zaman ünlü yıldızların televizyon için çektikleri özel filmleri yayınlayan bu kanal şimdi bilindik Hollywood yapımlarına yönelmiş durumda. Halbuki bu filmleri zaten yayınlayacak (MGM gibi) kanallar mevcut. Hallmark'ın yapısını bozmaya ne gerek var?
Digiturk, izleyicilerinden gelen talep üzerine 'blockbuster' denen ses getiren yapımlara yer verdiğini söylüyor. Oysa bu ülkede sinemasever diye bir şey var; bu insanlar festivalleri dolduruyor, DVD ısmarlıyor ve sinemalara gidiyor. Tabii evlerine de sinema kanalı bağlatıyorlar.
İstedikleri, alternatif. Yani sinemalarda göremedikleri, başka yerde göremeyecekleri filmlere ulaşmak. Muhteşem Avrupa yapımlarından, bağımsız sinema örneklerine kadar. Ki MovieMax 2'nin bugüne kadar fena olmayan bir sicili vardı bu konuda. Şimdi ise Men In Black gibi (üstelik birincisi) çok bilinen, çok kolay yeniden izlenebilecek yapımlarla saatleri doldurmaya çalışıyorlar. Kısacası bağımsız ruhumuzu geri istiyoruz.
Digiturk bizlerin para verdiği, dolayısıyla üzerinde herhangi bir kamusal yayından daha fazla söz hakkımızın ve talebimizin olabileceği bir kurum. Bizim paramız onları yönlendirmeli. Bu yüzden de sık sık yükselttikleri ücretlere ses çıkarmamamızın karşılığını, yani iyi filmleri, çok seçeneği almak istiyoruz. Alana kadar da susmaya niyetli değiliz.
Oray Eğin



Sürç-i ilan!
Anlaşılan, Türkiye-AB ilişkisi açısından bir mihenk taşı olacak kritik Kopenhag Zirvesi'ne doğru adım adım ilerlerken, milletçe kendimizi yok ekonomik kriterlerdi, yok hukuki düzenlemelerdi, yok insan hakları sorunuydu fazla kaptırdık. Nereden mi çıkarttık bunu? Baksanıza, bir şirket, 'İnsan Hakları Müdürü aranıyor' diye ilan vermiş! Tabii (veya ne yazık ki) buradaki politikleşme sadece tashih hatasından kaynaklanıyor. Aranan elbette insan hakları değil, insan kaynakları müdürü. İlanı dizgiye veren kişi herhalde ülkedeki insan hakları sorununu çözecek bir 'müdür'ün hayalini kuruyor...
(İlan 17.11.2003 tarihli Hürriyet IK'den)