HAFTANIN TORTUSU

ABD'de 1998 yılının ocak ayında bir sabah bomba patladı: Gazeteler, Seinfeld'in, o sezon son kez ekranlara geldiğini bildiriyordu.

Seinfeld bitmiş!
ABD'de 1998 yılının ocak ayında bir sabah bomba patladı: Gazeteler, Seinfeld'in, o sezon son kez ekranlara geldiğini bildiriyordu. Dokuz yıldır yayınlanmakta olan dizinin yaratıcıları, zirvedeyken bırakma kararı almıştı ve dizi mayısta yayınlanacak son bölümüyle ekranlara bir daha dönmemek üzere veda ediyordu. Kıyamet koptu tabii. Rating rekorlarını altüst eden ve geniş kesimler tarafından yıllardır dikkatle izlenen dizinin vedası da sessiz sedasız olacak değildi elbet. Ocaktan mayısa kadar son bölümle ilgili müthiş bir kampanya yürütüldü.
En son ve en önemli bölüm için, diziden çoktan ayrılmış senaristler geri çağırıldı. Bölümün senaryosu son ana kadar devlet sırrı gibi korundu; dergiler, gazeteler, basına tamamen kapalı setten haber sızdırmak için birbirleriyle yarıştılar. Ama her biri suskunluk anlaşmasına imza atan oyuncular ve teknik elemanlar nuh dediler, peygamber demediler, ülkenin her yerinde son bölümün konusuyla ilgili bahisler oynandı ve Amerikan halkı, 1998 mayısında bir gece sokakları boşaltarak, Seinfeld'in son bölümünü izlemek üzere ekranların başına geçti. O gece bütün önemli talk şovlar Seinfeld'e ayrılmıştı. (Hatta Jay Leno'nun programına da, dizinin bir bölümünde adı geçen rahmetli JFK Jr. konuk olmuştu.) Televizyon tarihine altın harflerle yazılan bir olgu söz konusuydu yani.
Peki de biz bunları niye anlatıyoruz? Niye biliyor musunuz? Pek iyi bir işe başlayıp Seinfeld dizisini yayımlayan CNBC-e kanalı, geçen hafta Seinfeld'in bu bölümünü sessiz sedasız yayınladı. Hem de nasıl biliyor musunuz? Bir saatlik özel bölümün ilk bölümünü bir pazar gecesi, ikinci bölümünü de bir sonraki cumartesi gecesi yayınlamak suretiyle. El insaf! Üstelik de o bir sonraki cumartesiden sonraki pazar gecesi, Seinfeld'in eski bölümlerinden biri tekrar yayına sokuldu. Yani, dokuz yıl boyunca yayınlanan bölümlerde izlenen birçok oyuncunun tekrar rol aldığı o çok özel ve güzel bölüm, sıradan bir bölüm gibi geçiştirildi. Ala u vala ile yayınlamaya başladıkları bu diziye, dolaylı olarak da biz izleyicilere bu kadar saygısızlık etme hakkını nereden buluyorlar diye merak ettik doğrusu. İki cevap geldi aklımıza: Bir, umurlarında değil, iki, durumdan haberleri yok. İkisi de çok vahim değil mi?



Ally McBeal öpüştü de, göremedik
Ally McBeal dizisinin geçen hafta çarşamba günü yayınlanan Buried Pleasures / Gömülü Hazlar adlı bölümü oldukça ilginçti: Ally ile Ling arasında lezbiyen, daha doğrusu muhtemelen biseksüel, bir yakınlaşma mı başlıyordu yoksa? Her ne kadar ikisi de içlerindeki şüphenin geçici bir meraktan kaynaklandığını savunup "aslında günün sonunda istedikleri şeyin penis" olduğu konusunda birbirlerine güvence verseler de, içleri bir türlü rahat etmiyordu. Belki de "nasıl olacağını görmek" için her şeye karşın öpüşmeliydiler. İki kadının yüzü birbirine yaklaşırken... Araya reklamlar girdi! Reklamlardan sonra ise Ally, Rene'ye Ling ile iki kez öpüştüklerini anlatıyordu... Acaba bu öpüşme sahnesinden yalnızca biz mi mahrum kaldık yoksa orijinalinde de Ally'nin sözlü anlatımıyla mı yetiniliyordu diye merak ediyorsanız ilk seçenek doğru, bizler ikinci sınıf dünya vatandaşları olmaya layık görülüyoruz. RTÜK'ün demokles kılıcı sebebiyle oto-sansürü içselleştirmiş olan CNBC-e'de Ally ve Ling'in öpüştükleri yaklaşık bir dakikalık sahne makaslanmış durumda. Acaba alaturka makaslar devreye girmese dizinin hayranı genç, güzel ve bekâr kızlarımız Ally'yi kendilerine örnek alıp mazallah en yakınlarındaki hemcinslerinin dudaklarına mı atlarlardı? Oysa bu epizod Kuzey Amerika'da ilk olarak 11 Kasım 1999'da yayınlandığından beri bir lezbiyenlik / biseksüellik patlaması yaşandığına dair herhangi bir duyum yok. Tam tersine bu epizodun erkek izleyicilerin televizyonda futbol maçı yerine bu soap-operayı tercih etmelerine ve dolayısıyla reytingin tavana vurmasına yolaçtığına dair haberler günün Amerikan medyasında genişçe yeralmış. Zaten epizodun bütünü gözönüne alındığında bir hayli 'fallus-merkezli' sayılması gerektiği (iki kadın finalde "penisin" eksikliğini hissettiklerini birbirlerine teyit ediyorlar) de ayrı konu, hatta Amerikalı eşcinseller epizoda tepki göstermişler. Peki, meşhur sahnede ne oluyor? Fonda "Kızım, arzunu gizliyorsun / ve öpüştüğümüzde, ooh, ateş... / hey, hey, ateş... / öpücükler ateş gibi" sözleri olan romantik bir şarkı çalınırken Ally ve Ling öpüşüyorlar. Sonra da aralarında şu diyalog geçiyor: L: "Fena değildi" A: "Hiç fena değildi" L: "Bir tane daha?" A: "Küçük bir tane" Ve ikinci öpüşme esnasında ekran yavaşça kararıyor... İnanmıyorsanız http://members.fortunecity.de/cootv/serien/kissthegirl.html adresinden izleyebilirsiniz. Postmodern çağımızda modern teknolojinin arkaik yasakları nafile kıldığına dair liberal argümanlara en azından bu bahisde hak vermemek elde değil.
Kaya Özkaracalar