Haliç yükseliyor

İstanbul'un en eski semtlerini kıyısında barındıran Haliç, bugün yeniden hayata döndürülmeye, tabiri caizse rehabilite edilmeye çalışılıyor.

İstanbul'un en eski semtlerini kıyısında barındıran Haliç, bugün yeniden hayata döndürülmeye, tabiri caizse rehabilite edilmeye çalışılıyor. Hem de birden fazla proje ve pek çok farklı ulus ve kültürden kurum ve kuruluşun katkılarıyla. Buna şaşmamak gerek çünkü zaten Haliç'i çevreleyen
semtlerdeki yaşam tarih boyunca çokkültürlü, çok inanışlı ve çok renkli olmuş. Bugün neredeyse 15 yıldır yoğun bir biçimde sürdürülen projelere rağmen, çoğumuzun bu bölge hakkındaki düşünceleri önyargılardan ibaret. Oysa giderek sonucu alınmaya başlayan çalışmalar sayesinde İstanbul'un en eski kent merkezi artık yeni çehresine kavuşuyor. Sokaklar, mahalleler restore
ediliyor, buraya taşınmaya ya da geri dönmeye başlayan insanlar sayesinde sadece mimari değil, sosyal açıdan da bir rehabilitasyon dönemi yaşanıyor. Peki neler olacak?..
Yat limanı projesi
Fener Gönüllüleri Vakfı eski başkanı ve gazeteci Ersin Kalkan, Haliç'e bir yat limanı yapılması projesini, bu konuda yetkili olan üçü önemli merciyle görüştüğünü ve olumlu yanıt aldığını söylüyor. Limanlar Daire Başkanlığı, Marmara ve Boğazlar Liman Başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı
olası bir yat limanının, giriş-çıkış yapan tekne sayısını artırmak ve bu yolla sudaki sirkülasyonu sağlamak açısından da önem taşıdığını söylüyor: "Buradaki su sirkülasyonunu sağlayabilmek, azot miktarını azaltıp oksijen miktarını sürekli canlı tutmak önemli. Çünkü organik bakterilerin sürekli hareket halinde olması gerekiyor. Şimdi iş bir özel girişimcinin Haliç'e yatırım yapmasına bağlı."
Kentsel rehabilitasyon
Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Kültür Mirası Merkezi ilan edilen İstanbul'un en eski iki semti Balat ve Fener, 1 Eylül 2002 itibarıyla büyük bir değişime sahne olacak. 1987'de Unesco Dünya Mirası Merkezi, Fatih Belediyesi, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü ve Fener Gönüllüleri Derneği tarafından hazırlanan ve Fener ve Balat Semtleri Kentsel Rehabilitasyon Projesi adı verilen çalışma, bölgedeki 1267 tescil edilmiş binayı kapsıyor. Bu yönüyle proje, daha şimdiden TürkiyeÔde bugüne kadar hazırlanan en hacimli kentsel yeniden yapılanma planı olarak değerlendiriliyor. 1 Eylül'de, önceden seçilen 225 evin restorasyonuna başlanacak. Eski Fatih Belediye Başkanı Sadettin Tantan tarafından başlatılan proje, toplam 10 milyon dolarlık bir bütçeye sahip. Bu miktarın dörtte birinin finansmanını Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, kalanını ise AB karşılıyor.
Dev kültür merkezi
Geçelim Haliç'in öbür kıyısına. Sütlüce'de eskiden mezbahaların olduğu yerde bir kültür merkezi açılıyor: Sütlüce Uluslararası Kongre ve Kültür Etkinlikleri Merkezi. Gerçi henüz inşaat halinde ama dev bir kompleks burası. Açıkhava tiyatrosundan sinema salonlarına, sergi alanından konser salonuna her şey düşünülmüş. Düşünsenize, Haliç kıyısında konser dinlemek, tiyatro izlemek ne keyifli olur. Tabii hemen heveslenmemek gerekiyor, zira 1998 yılında inşaatına başlanan merkezin tamamlanıp hizmete açılmasına bir hayli var gibi görünüyor. Eh ne diyelim, geç olsun ama güç olmasın...

  • Ersin Kalkan (Gazeteci-Hürriyet)
    Balat ve Fener'in hayata döndürülmesi için en çok çalışan isimlerden biri Fener'de doğup büyümüş olan Ersin Kalkan: "1984'te buradan ayrıldık çünkü tam bir çöküş yaşandı.
    700-800 yıldır burada yaşayan Rumların gözyaşları içinde burayı terk ettiğini gördüm. 2 yıl önce tekrar buraya yerleştim. Bu süre içinde Fener ve Balat'la ilgili çalışmalarım sürdü. Şu anda Balat Derneği ile birleşmiş olan Fener Gönüllüleri Derneği'ni kurup başkanlığını yaptım. Tantan'a destek verdim. Şu anda oturduğum ev, 1891'de yapılmış bir Rum evi. Restorasyonu 8 ay sürdü. Bahçesinde Bizans'tan kalma 3 yapı var. İkisi 11., biri 9. yüzyıldan.
    Şehirliler kente küsüp Şişli, Etiler gibi banliyölere taşındı. Benim için merkez burası. Şimdi Galata, Cihangir, Beylerbeyi gibi semtler hayat kazanıyor. Burası Taksim, Eminönü gibi merkezlere 10 dakika uzaklıkta. Bu sadece fiziki restorasyon değil, bir sosyal rehabilitasyon projesi. Fatih Belediyesi, eski Kızılay binasını aldı. Buraya sağlık merkezi kurulacak. Dimitr Kantemir'in sarayı Berlin ve İstanbul Teknik Üniversiteleri'nin ortaklaşa çalışması sonucu restorasyon okulu olacak. Sanat ve bilgisayarlı eğitim merkezi, mahalle evi de diğer projeler."
  • Ayşegül Kaya (Semt sakini)
    "1994'ten beri eski evlerde oturuyorum. Kasım'da buraya taşındım. Komşularımla çok sıcak diyaloğumuz var. Sabah işe giderken kapıda sohbet ediyoruz. Hiçbir anormallik yok. Burası daha sakin. Yabancı bir yerdeymişim gibi hissetmiyorum. İnsanlar burayı aldığım zaman 'Ne yapıyorsun, orada çocuk büyütülür mü?' dediler. Sınıflar, statüler yaratmak isteyenler varsa bilemem ama ben kendimi ve çocuğumu başka yere koymayı uygun görmüyorum. Evi alınca 'Deli misin?' diyenler, buraya geldiklerinde hiçbir gariplik olmadığını görüyorlar.
    İnsanların çevreleri ile ilişkilerine bakışlarında sorun var. Yalnız bir kadın olarak soruyorsanız, her yerde aynı reaksiyonla karşılaştım. Önce izliyorlar, sonra bir elektrik oluşuyor ve alışıyorlar. Hiç garip gelmiyor. Ama onların aile yaşamından farklı bir hayatımız var tabii ki."
  • Yeşim Yalman (Otel işletmecisi)
    "Burada yabancıyız, o kesin. Yabancı gibi davranıyorlar ama iyi davranıyorlar," diyen Yalman üç aydır burada oturuyor, ileride ev alıp yerleşmeyi planlıyor: "Buraya taşınmamın
    iki sebebi vardı. İlki, 6 yıldır Taksim'de yaşıyordum. Çok sevmeme rağmen çok sıkılmıştım. Burası hem hayata yani Nişantaşı, Taksim'e yakın hem de bir o kadar uzak. Bakkalından manavına tam bir mahalle yaşantısı var. İkinci sebep ise işime yakın olmasıydı. Evimle işim yürüyerek bir buçuk dakika. Deniz manzaralı, bahçeli bir ev için normalde vereceğim kiranın dörtte birini ödüyorum. Evim restore edilmiş üç katlı bir Rum evinin en alt katı. Ailem ve arkadaşlarım
    burayı görünce 'Aaa başka yer var mı?' demeye başladılar."
    Bir bilen anlatıyor
  • Prof. Dr. Mustafa Öztürk (İBB Çevre Koruma ve Geliştirme Daire Başkanı)
    "Haliç'in bütün noktalarında balık ve canlı faaliyeti var. Bugün 30'a yakın balık türü yaşıyor. Atık su girişi hemen hiç kalmadı. Yalnız Kâğıthane deresine zaman zaman arazözle atık su deşarj ediliyor. Bu durumu da büyük ölçüde kontrol altına aldık. Haliç ve çevresi yakın zamanda bir kültür vadisine dönüşecek. Parklar yapılıyor, doğal adacıklar
    restore ediliyor. Göçmen kuşların korunması için bir doğal hayat projesi başlattık. Sütlüce Kültür Merkezi yapımı devam ediyor. Feshane'de çalışmalar sürüyor. Amaç, Haliç vadisini doğası ve kültürüyle yeniden kazanmak.
    Haliç durgun bir su olması nedeniyle kirlenme
    açısından hassas bir yer. Yüzyıllardır derelerin getirdiği alüvyonlarla dolmuş. Üç yıl önce 5 milyon metreküplük bir tarama yapıldı. Bu alüvyonların iki-üç yılda bir, 50 bin-100 bin metreküplük taramalar halinde düzenli olarak alınması gerekiyor. Tüm gelişmeler sonucunda Haliç'in atık su değerleri uluslararası kirlilik standartlarının altına indi. Haliç mavi bayrak alabilecek noktaya gelmiştir."
    Eski-yeni mekânlar
    Balık Cibalikapı'da yenir
    Haliç'e bakan üç katlı ahşap binanın kapısında Cibalikapı Balıkçısı yazıyor. Eski Türk filmlerinden fırlamış gibi bir yer burası. Fonda da hafif hafif rebetikolar, Münir Nurettinler, Udi Hırantlar... Geçen yılın başında kapılarını açan Cibalikapı, aslında yeni bir mekân sayılabilir ama şimdiden ünlü-ünsüz müdavimleri var. Tabii Bodrum'dan transfer edilen Giritli Şaban Usta'nın marifetleri sayesinde. Pazartesi hariç, hafta içi 17.00-24.00, hafta sonu 15.00-24.00 saatlerinde balık yiyip demlenmek mümkün. Bu arada Cibalikapı, Türkiye'den yedinci olarak Dünya Restoranları Rehberi'ne dahil edildi. Son olarak önemli bir uyarı: Kredi kartı geçmiyor!
    Adres: Abdulezelpaşa Cad. No:7 Cibali
    Tel: (0212) 533 28 46/533 27 89
    Geçmişin izleri
    Daphnis Hotel, Haliç'e paralel şirin mi şirin bir otel. Dört eski Rum evinin, restore edilip birleştirilmesiyle oluşmuş. Dekorasyonda oabildiğince eskiye sadık kalınmış. Ama konfor da düşünülmüş tabii. Kablolu TV, saç kurutma makinesi, duş, telefon, klima, minibar mevcut. Üçü suit, 13'ü çift kişilik olmak üzere toplam 16 odası var otelin. Bir de ön taraftan harika bir manzarası. Patrikhaneye yakınlığı sebebiyle, özellikle Yunanlı turistler buraya rağbet ediyor. Bir de hem kafe hem restoran olarak hizmet veren Daphnis Cafe Restaurant var. İçeride ya da dışarıda, içki içip yemek yiyebilirsiniz. Her gün 10.00-23.30 saatlerinde hizmet veren Daphnis'te, pazar günleri 10.00-13.00 saatlerinde açık büfe kahvaltı veriliyor.
    Adres: Sadrazam Ali Paşa Cad. No:26 Fener Tel: (0212) 531 48 58
    Arnavut ciğeri değil, köftesi
    Mavi Köşe Lokantası ya da bilinen adıyla Köfteci Arnavut. Sakın dış görünüşüne aldanmayın. Semt sakinlerinin anlattıklarına göre öğle vakti kapının önünde kuyruk oluşuyormuş. 63 yıllık bir mekân burası. Dede İştay kurmuş, şimdi torun Ali İştay işletiyor. Çorba, köfte, piyaz, sütlaç; karın doyuracak ne ararsanız var. "Haftanın yedi günü, günde 750-1000 kişiye hizmet veriyorum," diyor Ali İştay. Pazartesi-çarşamba sabah 06.00'da kapıları açıyor, 17.00'de kapatıyor. Ama 14.00'ten sonra giderseniz boş bir mideyle dönebilirsiniz. Pazar günleri ise saat 10.00'dan 17.00'ye kadar açık. Fakat pazarları sadece köfte-piyaz var.
    Adres: Mürselpaşa Cad. No:155 Köprübaşı Balat Tel: (0212) 531 66 52
    Tarihi işletme
    Cadde üzerindeki Tarihi Haliç İşkembecisi'ni bilmeyen, en azından adını duymayan yoktur herhalde. Bir tarafı Haliç'e, diğer tarafı Fener Rum Patrikhanesi'ne bakıyor. Gerçekten de tarihi bir yer, kuruluş 1938. Adından da kolayca anlaşılacağı gibi burada başrolü işkembe oynuyor. Elbette kelle, paça, tuzlama ve bir işkembecide bulunması gereken ne varsa var. Üstelik 24 saat açık.
    Adres: Abdulezelpaşa Cad. No:315 Fener
    Tel: (0212) 534 94 14
    Hafta boyu canlı müzik
    Fenerliköşk, yolu Haliç'ten geçenlerin bildiği bir mekân. Balık veya tercihe göre etinizi yerken, yanında içkilerinizi yudumlayabilirsiniz. Mezeler de zengin. Haftanın her günü açık Fenerliköşk. Sabah 09.00'da kapılar açılıyor ve son müşteri gidene kadar da açık kalıyor. Tabii balık ve rakının yanında şöyle güzel alaturka bir müzik de iyi gider. Fenerliköşk'ün işletmecileri de böyle düşünmüş olacaklar ki her gün canlı müzik var restoranda.
    Adres: Abdulezelpaşa Cad. No:311 Fener
    Tel: (0212) 621 90 25
    'Burası Agora Meyhanesi...'
    Haliç'i anlatıp da o şarkılara türkülere konu olan meşhur Agora Meyhanesi'nden bahsetmemek olur mu? Gidip gördük, Balat Çarşısı'nın içinde, kapısına kilit vurulmuş, içi harap! Ama 15 Eylül'de yeniden açılacak, hem de özgün haliyle. Şarkılara konu olan ünlü meyhane, 1890 yılında Kaptan Asteri tarafından kurulmuş. Oğluna, sonra da torunu Hıristo Dulidis'e kalmış. Ama Hıristo bey rehberliğe merak salınca Agora'yı kapatıp satmış. Yeni sahipleri Ersin Kalkan (gazeteci) ve Oya Aşlak (akademisyen).
    İnşallah açıldığında hepimize kısmet olur 'Burası Agora Meyhanesi, burada yaşanır aşkların en divanesi' demek...
    Adres: Leblebiciler Sok. No:8 Balat
    Balat'ta sanat
    Balat'ın ilk sanat galerisi ve sanat okulu olan Balart Sanat Evi, restore edilmiş eski bir Rum evinde. Amaç sanata ilgiyi artırmak, ilgilenenlere sanat yapabilecekleri güzel bir mekân sağlamak. Kurucusu ahşap boyama sanatçısı Beyhan Gürsoy. Geçtiğimiz yılın şubat ayında açılan Balart'ta resimden seramiğe, fotoğraftan ahşap boyamaya, sedef kakmaya kadar çeşitli alanlarda, akademik düzeyde hocalar tarafından eğitimler veriliyor. Dersler hem hafta içi hem hafta sonunda. Balart'ta ayrıca söyleşiler, sergiler ve özellikle turistlere yönelik kültür geceleri de düzenleniyor.
    Adres: Mürselpaşa Cad. Hızırçavuş Sok. No:36 Balat Tel: (0212) 534 40 93
    Ramazan ayı gelince...
    Hani şu son yıllarda Ramazan aylarında düzenlediği geleneksel eğlenceler ile adını duyuran Feshane var ya; burası aslında bir kongre ve kültür merkezi. Tam adını söylemek gerekirse: Feshane Fuar, Kongre ve Kültür Sarayı. Mesela şu sıralar (bugün son günü) Ekolojik Ürünler Fuarı var.
    Adres: Eski Feshane Cad. Defterdar Durağı Haliç Tel: (0212) 501 73 26
    Tepeden bakmalı
    Tam kıyısında değil belki ama siz söyleyin, Piyer Loti'den değilse nereden bakılır Haliç'e? Adını Fransız yazar Pierre Loti'den alan bu kahvehane çay, kahve içip soluklanmak için ideal. Osmanlı mimarisi tarzındaki bina, birkaç yıl önce restore edilmiş. Dekorasyon da mimariye uydurulmuş. Hafta sonları burası dolup taşıyor. Tek kusuru atıştıracak bir şeylerin bulunmaması. Ama manzara hepsini unutturuyor doğrusu.
    Adres: Gümüşsuyu Cad. Balmumcu Sok. No:5 Eyüp Tel: (0212) 581 26 96
    1930'ların Fransa'sı
    Rahmi M. Koç Müzesi hakkında o kadar yazılıp çizildi ki bize diyecek söz kalmıyor. Müzenin hemen solunda cazip ve nostaljik bir yer daha var: Cafe Du Levant. Burası hem dekorasyonu hem de yemekleriyle tipik bir Fransız bistrosu. Pazartesi hariç haftanın her günü saat 10.00'dan itibaren açık. Öğle ve akşam yemekleri dışında devamlı sandviç, tart, çay ve kahve servisi yapılıyor.
    Adres: Hasköy Cad. No:27 Hasköy
    Tel: (0212) 235 63 28
    Tiryakilerin adresi
    Nargile sadece Sultanahmet'te ya da son zamanlarda pek moda olduğu üzere Tophane'de içilecek diye bir kural yok. Zadegân'daki elmalı, muzlu, portakallı, vişneli, kavunlu, kayısılı, şeftalili nargileler ile hem meyve hem tütün ihtiyacınızı bir arada karşılayabilirsiniz. Meyvelilerin yanı sıra cappuccino'lu ve tiryakilerin tercih ettiği tömbeki yani tütünlü nargile de var. Sabah 07.00'den gece 01.30'a kadar açık olan Zadegân "Bir dostluk ve bilgelik geleneğidir nargile," diyerek son noktayı koyuyor.
    Adres: Mürsel Paşa Cad. No:121
    Balat (Bulgar Kilisesi Karşısı)
    Tel: (0212) 531 91 47
    Kebabın her türlüsü
    Etiler ve Levent'in resmi yiyeceği haline gelen kebabı bir de Haliç'te deneyin. Erikli, ayvalı, susamlı, haşhaşlı, zeytinli kebaplarıyla kebap kültürünü renklendiren Sultani, üç katlı tarihi bir binada.
    Adres: Abdulezelpaşa Cad. No:201 Cibali Tel: (0212) 534 80 03


    Balat'a doğru fiyatlar düşüyor
    Tempo'nun 30 Mayıs-5 Haziran sayısında yayımlanan Fener ve Balat'la ilgili haberde emlak fiyatları konusunda TURYAP'tan alınan bilgiler şöyle:
    "Bölgede yeniden canlanma döneminde enteresan rant artışları oluşmuş. Bundan bir-iki yıl önce, üç katlı ahşap veya kâgir binaları 10 milyar TL'ye satın almak mümkündü, ancak şimdi restore edilmemiş haliyle ortalama 150-200 metrekare alanlı iki-üç katlı bir bina 40-50 milyar TL'ye satılıyor. Bir-iki yıl içinde Cibali-Fener-Balat'a uzanan kıyı şeridi üzerinde, restoran ve otel dönüşümleri başladı. Bu sebeple restoran olabilecek nitelikte binalarda satılık metrekare fiyatları 350-600 dolara kadar çıkabiliyor. Kıyı şeridi üzerindeki binalarda kiralık çok fazla bulunmuyor. Kira bedelleri ise restore edilmiş binalarda metrekare fiyatı 7-8 dolara kadar ulaşmış durumda. Balat'a doğru fiyatlar biraz düşüş gösteriyor."