'Halil Altındere fenomeni' Madrid'de

'Halil Altındere fenomeni' Madrid'de
'Halil Altındere fenomeni' Madrid'de
Politika-sanat ilişkisini sorgulayan programıyla bilinen Madrid'deki CA2M galerisi, 3 Haziran tarihine kadar Halil Altındere'nin tek kişilik sergisine ev sahipliği yapıyor.
Haber: ÖZGE ERSOY / Arşivi

Madrid’deki dev müzelerle karşılaştırıldığında, mütevazı ölçeği ve politika -sanat ilişkisini sorgulayan programıyla bilinen CA2M Centro de Arte Dos de Mayo, bugünlerde Halil Altındere’nin tek kişilik sergisine ev sahipliği yapıyor.
1990 ortalarına uzanan seçkide, Altındere’nin yalnızca görsel sanat işleriyle değil, aynı zamanda yayıncı, editör ve küratör olarak öne çıkması tercih edilmiş. Sergi, bütünlüklü, pürüzsüz bir retrospektif sunmaktan ziyade, “Çok yönlü bir sanatçı üretimi mekâna nasıl taşınabilir?” sorusuyla ilgileniyor; izleyici ise tek kişilik sergi formatından beklentilerini gözden geçirmeye davet ediliyor. Ferran Barenblit küratörlüğünde hazırlanan, farklı boyutlardaki birkaç odaya yayılmış serginin en görünür bölümlerinden bir tanesi, Altındere’nin yaptığı dergi, kitap ve sergilere ayrılmış. Bunlar arasında, 1999-2008 arasında aktif olan art-ist dergisi ile 2008’de başlayan, aralarında Ahmet Öğüt, Bashir Borlakov, Can Altay, Şener Özmen ve Aslı Çavuşoğlu gibi güncel sanat üretimleri üzerine kitap basılmamış sanatçıların çift dilli monograf serisi yer alıyor. Altındere’nin Süreyyya Evren’le beraber editörlüğünü üstlendiği “Kullanma Kılavuzu: Türkiye ’de Güncel Sanat 1986-2006” (2007) ve “101 Yapıt: Türkiye Güncel Sanatının 40 Yılı” (2011) başlıklı katalog-kitaplar da bu sunumun parçası.
On beş yılın dertleri
Gösterilen yayın seçkisi Altındere’nin son on beş senedir dert edindiği konuların altını çiziyor. Sergilenen kitaplar ve dergilerle vakit geçiren izleyicinin buradan iki temel soruyla ayrıldığını söylemek mümkün: Güncel sanat geçmişteki üretimlerden nasıl farklılaşıyor? Ve bunu yaparken hangi hafızaları siliyor, yeni bellekleri nasıl yaratıyor? Güncel sanatta kurumsallaşmanın hızla arttığı senelerde basılan ‘Kullanım Kılavuzu’ öne çıkan bir örnek. Bu yayın, yazılı tarih konusunda öncü olma iddiası taşımadan bahsettiğim soruları dillendirirken, aynı zamanda antoloji ve tarih kitabı formatlarını nazikçe ti’ye alıyor.
Sanatçı, sergi kataloğu için Vasıf Kortun’la yaptığı söyleşide, art-ist’in editörlüğünü üstlendiği on sene ve dergi kapandıwktan sonraki üç sene içinde ürettiği sayısının yaklaşık aynı olduğunu söylemiş. Başka bir deyişle, 2000’lerin başındaki sanatsal üretimi son yıllara göre çok daha seyrek. Ancak bu dalgalanma, Altındere’nin sanatından fedakârlık yaptığı anlamına gelmiyor; tersine, pratiğinin bu farklı üretim biçimlerinin bütünü olduğuna işaret ediyor. Yayınlarının serginin kuytu bir köşesinde değil, neredeyse merkezinde yer alması ve buradaki duvara iliştirilmiş, sanatçı Burak Arıkan’ın “Halil Altındere’nin Sergilerine Katılan Sanatçıların Ağ Haritası”na yapılan vurgu da bunun bir göstergesi.
Sanatçı- iktidar ilişkisi

Yayınlar ve ağ haritasının karşısında, odanın diğer tarafındaki duvarda ise, Altındere’nin üretiminde etkili olan iki ismin hiperrealist yağlıboya portreleri görülüyor: ‘René’ (2011) ve ‘Vasıf’ (2012). Yan yana sergilenen bu iki iş, yalnızca sanatçıya destek çıkan, ilk uluslararası sergilerinden beri beraber çalıştığı René Block ve Vasıf Kortun’a homage olarak okunmamalı. Sonuçta resimler Altındere’nin sanatçı olarak sürekli müzakere ettiği, iktidar sahibi olan iki ismi temsil ediyor. 120’e 180 cm boyutundaki görkemli tuvallerin izleyiciyi geride durmaya teşvik etmesi de bunun bir parçası. Dolayısıyla resimler hem bir saygı ilişkisini, hem de sanatçı-iktidar arasındaki çekişmeyi izleyiciye hissettiriyor.
Madrid’deki sergi Altındere’yi hem Türkiye’deki güncel sanatın dönüşümüne tanıklık eden bir üretici hem de bir ‘elebaşı’ olarak konumlamakta. Ahu Antmen 2007’deki bir yazısında, sanatçının 2000’li yıllarda yaptığı sergi ve yayınlardan bahsederken ‘Halil Altındere fenomeni’ ifadesini kullanmıştı. CA2M sergisi, bu süreci sergi ortamına taşımayı başarıyor; farklı rollere bürünen, benzer sanatsal tavırları örgütleyen sanatçı Halil Altındere bir ‘persona’ olarak hafızalara yerleşiyor. Sergi, 3 Haziran’a kadar sürecek.