Halk tipi tasarım pazarı: Pop-Up

Halk tipi tasarım pazarı: Pop-Up
Halk tipi tasarım pazarı: Pop-Up
Şehirde son moda tasarımcıları ve sanatçıların yan yana tezgah açıp ürünlerini meraklısıyla buluşturduğu 'tasarım pazarları'. Tasarım lafını duyar duymaz gözünüzün önünden uçuk fiyatlı 'hipster' ürünler geçiyor, tüyleriniz diken diken oluyorsa gelin Kadıköy'ün mütevazi tasarım pazarı 'Pop-Up Kadıköy'le tanışın...   
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Şehirde tatlı bir rüzgar esiyor: Tasarım pazarları. Her an herhangi bir yerde karşınıza çıkabilirler. Evinde ya da küçük atölyesinde tasarladığı ürünleri gün yüzüne çıkarmak, meraklısıyla buluşturmak isteyen bağımsız tasarımcı ve sanatçılar, haftasonları tasarım pazarlarında tezgâhlarının başına geçiyorlar. Daha önce bazı AVM’lerde, Karaköy, Galata ve Kadıköy’de örneklerine rastlamıştık. Plaklar, vintage ürünler, kıyafetler, takılar ve envai çeşit tasarım objelerinin serildiği pazarlarda dudak uçuklatan fiyat etiketlerine rastlayıp arkanıza bakmadan kaçmış olanlarınız da olabilir. Hipster âlemlerinde işler belli olmaz! Ama gelin ben size geçenlerde Kadıköy’de üçüncüsü kurulan ve bundan sonra düzenli olarak yapılması planlanan bir nevi ‘halk tipi tasarım pazarı’ Pop-Up’tan bahsedeyim.

‘Karşının’ ruhuna son derece uygun mütevazılıktaki Pop-Up Kadıköy, tasarım ürünlere makul fiyatlarla erişilebileceğinin de ispatı gibi. Zaten Pop-Up fikri biraz da ‘tasarım’ sözcüğünün üzerindeki soğuk ve mesafeli kabuğu sıyırmak maksadıyla ortaya çıkmış. Etkinlik Kadıköy’de kendi dükkânlarında kendi tasarım işlerini satan, atölyeler düzenleyen dört genç kadının girişimiyle doğmuş. Ebruli İşler’den Başak Kızıltoprak, Atölye Yeti’den Aytül Üce, Barbo Work+Shop’tan Barış Gün ile Tülin Edgüer, insanların tasarım ürünler satan dükkânlara girmekten çekinmelerinden yola çıkmış. Bir kısmı kendi satış mekânı da olmayan Kadıköylü tasarım ve sanatçıları ortak bir mekânda bir araya getirmeye niyetlenip kolları sıvamışlar. Etkinliğin her seferinde farklı bir mekânda ortaya çıkmasını vesile edip adına da ‘Pop-Up’ demişler.  

Pop-Up’ın ilki yılbaşı arifesinde yine bir Kadıköy kafesi olan Cheryybean Coffees’de düzenlenmişti. İkincisiyse şubatta arkaoda’daydı. İki hafta önce Kadıköy’ün yeni mekânlarından Muhit’te düzenlenen Pop-Up’ta ise 24 tasarımcı tezgâh açtı. Bir pazar etkinliği olarak gayet cazip bir teklifti, konu komşu, çoluk çocuk toplanıp kendimizi Muhit’e attık.

İçeriye başlama vuruşu olan 14.00’dan önce girip her bir tezgâhın başındaki hazırlık telaşına tanıklık ettik. Hemen girişte Beetaminmoda standındaki vejetaryen yemeklerle iştahla selamlaştıktan sonra tamamı Kadıköylü tasarımcıların göz alıcı objelerini rahat rahat inceleme fırsatı da oldu. İyi ki de erken gitmişiz, zira 13.30 itibariyle içerisi metrobüs kalabalığıyla yarışır bir kıvama gelecekti.

Muhit’te yan yana dizilen standların tamamında Kadıköylü tasarımcıların işleri toplanmıştı. Organizasyonu üstlenen Barış Gün ve Aytül Üce, Pop-Up’ı özellikle Kadıköylü tasarımcıları bir araya getirmek üzere hazırladıklarını anlatıyor. İçerideki tasarımcıların bir kısmı mahallede, sokak aralarında karşınıza çıkabilecek küçük dükkânları olan, epey bir kısmı ise evde üreten insanlar.

Bir pazar etkinliği olarak maaile ziyaret ettiğimiz Pop-Up'ta oğlumun favorisi bu mutant... 

Neler yok ki? El yapımı tişörtler, defterler, çantalar, heykeller, cüzdanlar, kartpostallar, seramik saksılar, seramik sehpalar, ‘mutant’ oyuncaklar, tamamen atıklardan üretilmiş mobilyalar, tasarım kıyafetler, takılar, bez bebekler… Her bir tezgâha usanmadan soruyorum fiyatları, sonuç gerçekten de korkutucu değil; 15 liradan 250 liraya değişen bir aralık tutturmuş Pop-Up tasarımcıları.


50 liraya vegan temalı orijinal çizimleriyle bir tişört, 250 liraya el yapımı seramik bir tasarım sehpa edinmek mümkün. Orijinal taşlarla tasarlanmış şık küpelerin çifti 30 lira, ‘entel dantel bebekler’i ya da ‘May the mutant be with you’ mesajıyla gözleri alan mutant oyuncakları 80 lira civarında bir ödemeyle evinizin tatlı bir köşesine götürebilirsiniz. Beetaminmoda’nın vejateryan yemeklerinde ise “Gönlünüzden ne koparsa” tarifesi işliyor. Standın yanındaki el yapımı fıstık ezmeleri, ayva çorbası, pancar reçeli gibi alternatiflerle dolu kavanozlar ilk iki saatte tükeniyor…

49/50, Agarapati, Atölye Butka, Atölye Yeti, barbo // work+shop, Burcu Okut Jewelry, CoconArt Design, Danke, Dodo Seramik, Domatees, Eddlook, Envanter Heritage & Co. , Hoşaf, İki Satır, Kivi Atölye, Kök Tasarım, Merlin by Eylem, Monochrom, Mummu, Mutant Power, Patita, Sinek Sekiz, Tülin Edgüer, Yeni Klasör ve Beetaminmoda yemek standı içeriye –gerçekten- akın akın gelen ziyaretçilerle buluşuyor akşama kadar. İçeriden eli boş çıkan ziyaretçi de neredeyse yok.


Üce ve Gün’ün “Bütün günü kapsayan ve gelenlerin yemek yiyebileceği, içkisini içebileceği, arkadaşıyla sohbet edebileceği bir mekânda buluşturma” niyeti büyük ölçüde yerine geliyor. Tek sorun ara ara nefes almayı zorlaştıracak derecede artan kalabalık.

Şehirde kurulan tasarım pazarlarının bir kısmına ciddi katılım ücretleri/stand kiraları alındığından haberdarız. Pop-Up’a katılım ücretsiz. Tabii bu da mahalleli tasarımcı ve sanatçılar arasında bir tür ‘sıraya girme’ zorunluluğu yaratmış. “Karşıdan da çok müracaat oldu, katılmak isteyen çok fazla. Artık sıraya koymak zorunda kaldık tasarımcıları. Her Pop-Up’a her tasarımcının katılamayacağı bir noktaya geldik” diyor Üce.

           Pop-Up'ın organizatörleri de iki tasarımcı: Barış Gün ve Aytül Üce

Gün devam ediyor: “Bir mekânda sabitlenirsek etkinliğin kimliği o mekânla özdeşleşir diye düşündük. O yüzden de dolaşıyoruz. Mayısta Küçükçiftlik Parkta olacağız, bir tür Kadıköy çıkarması gibi… Aslında herkesin kendi mahallesinde yapabileceği bir şey bu, biz burada yaşayıp üreten tasarımcı ve sanatçılar olarak insanlarla buluşma problemi yaşadığımız için bir tür dayanışma ağı olarak başlattık Pop Up’ı.”

Projenin fikir sahiplerinden Ebruli İşler'den Başak Kızıltoprak’a (alttaki fotoğraf, sağda) soruyorum; “İnsanlar tasarım dükkânlarına ‘Kesin çok pahalıdır’ diye girmekten çekiniyor mu gerçekten?” Çekiniyorlarmış: “Evet, oluyor. Bu yüzden hepsinin üzerine fiyat yazma gereği duyuyoruz, görsünler ve sormak zorunda kalmasınlar diye. Ve mesela benimki mahalle gibi bir yer, insanların yaşadığı bir yer. Geldikleri zaman ‘Bir seneden beri buradan geçiyorum, size bakıyorum ama ilk defa girebildim’ diyenler oluyor.”


Pop-Up pazarı mayısta Kadıköy’de yeniden kurulacak ve daha güzeli yaz aylarında belki de açık havaya serilecek. Bekleyip görelim…