Hande Ataizi:  Yaşım başım belli, kendimizi kandırmayalım

Hande Ataizi:  Yaşım başım belli, kendimizi kandırmayalım
Hande Ataizi:  Yaşım başım belli, kendimizi kandırmayalım
'Hayat Mucizelere Gebe' ile ekrana dönen Hande Ataizi, "Geçmişte yaşadığım o renkli hayattan memnunum. 23 yaşında sıkıcı bir hayata mı girecektim. Her şey yaşında güzel. Neysem oyum. İsteyen kabul eder, istemeyen etmez" diyor.

RADİKAL - Bir zamanlar her işi olay olan, her gece magazincileri peşinden koşturan Hande Ataizi evlendi, anne oldu, şimdilerde 14 aylık oğlu Leon’un peşinde koşuyor. Peki o seksi, deli dolu kadına ne oldu? Merak etmeyin, hiçbir şey olduğu yok. O hâlâ çizgi dışı bir kadın. Oğlunu toplumun beklentilerine göre değil, kendi doğrularına göre yetiştiriyor, Suriyeli bir çocuğu evlat edinmek için girişimlerde bulunuyor, yaşıtlarının kaçındığı anne rollerini büyük bir coşkuyla oynuyor. Geçmişte yaptığı hiçbir şeyden de pişman değil; “Az bile yapmışım” diyor. Uzun bir aradan sonra Kanal D’de bu gece başlayacak olan ‘Hayat Mucizelere Gebe’ ile ekrana dönen Hande Ataizi, yine o bildiğimiz Hande Ataizi. Hürriyet Pazar’dan Hakan Gence, HaNde Ataizi ile konuştu…

Hayatınızda köklü değişikler var: Evlendiniz.  Anne oldunuz. Oğlunuz Leon 14 aylık oldu bile... Bunlar sizde neleri değiştirdi?
Dünyaya gelirken bir üreme dürtümüz var. Format bu. Bunun için evlilik sistemi kurulmuş. Kendin dışında birinin sorumluluğunu almak insana başkalık getiriyor. Kendinden uzaklaşıp başka bir şeye odaklandığında sakin bir ruha sahip oluyorsun. Spermin yumurtayı döllemesinden itibaren çocuğun gelişimini birebir gözlemlediğinde başka hissediyorsun. Bu süreç beni çok daha inançlı yaptı diyebilirim.

Adını neden ‘Aslan’ değil de ‘Leon’ koydunuz?
Benjamin (Harvey, eşi) “Bizim taraflardan bir isim koyalım” dedi. İki ismi olacaktı. Biri Türk ismi... Ama benim iki adım var; Ayşe Hande... Ne kadar zor olduğunu biliyorum. Bu yüzden tek isim olmasında karar kıldık. Aslan herkeste olan bir isimdi. Bu yüzden Leon’u seçtik.

Bu isimle hayat boyu zorlanmayacak mı?
Sanmıyorum, yazıldığı gibi okunan bir isim... Şimdiki çocukların adlarına bakıyorum; Alina, Talya… Nece oldukları bile belli değil. Bizimki de arada kaynar işte.

SURİYELİ BİR ÇOCUĞA YUVA AÇMAK İSTEDİK AMA…
Nüfus cüzdanında, din hanesinde ne yazıyor?
Boş bıraktık. Kendi istediği dini seçsin istiyoruz. Bir de orada ne yazdığından ziyade ahlaklı, iyi bir insan olmasını daha çok arzu ederim. Yoksa insanların nüfus cüzdanlarında neler yazıyor ama görüyoruz kıyım kıyamet...

Anne olunca ‘seksi Hande’ sıfatı ne oldu?
Annelik adapte olunması gereken bir süreç.  Önceliğin çocuğun oluyor.  Bir süre sıkıcı bir hale bürünüyorsun. Ama içimdeki seksi kadın bugün yeniden ortaya çıktı. Allah’ıma bin şükür!

Suriyeli bir çocuk evlat edinmek istediğiniz yazıldı. Neden Suriyeli?
Çocuğumun dünyaya gelmesi benim için mucize gibiydi. Bir kez tüp bebek denemiştim ama olmamıştı. Sonra doğal yolla hamile kalmak istedim. Akışına bıraktım. Ve çocuk sahibi oldum. Bir süre sonra çocuğumun bir kardeşi daha olsun istedim. Benjamin’le “Evlat mı edinsek?” diye düşündük. Suriyeli bir çocuğa yuva açmak istedik.

Sonuç?
İşlemler hemen hallolur sanıyordum ama hükümetin sistemlerinden dolayı olamıyor. Yerden de kapıp alamayacağıma göre… Zaten evlat edinmek de çok zormuş. Beş sene falan bekliyorsun. Kafamın almadığı bir düzen. Herhalde bundan sonra ikinciyi de kendim yaparım.

HAYIR, TABİİ Kİ BENJAMIN AJAN DEĞİL
‘Oturaklı, finansçı’ Benjamin ve ‘havai’ Hande... İki zıt karakterin birlikteliği zor olmadı mı?
“Zıt kutuplar birbirini çeker” derler. Sende varolan şeyler yerine, olmayan şeyler sana daha çekici geliyor.

Peki onun, evlenip çocuk sahibi olacağınız adam olduğunu nasıl anladınız?
Herkesin kafasında belli kriterler var. Benjamin; kibar, zarif, kültürlü, işinde hırslı, gizemliydi… Benim tarzımdı yani. İşte, 5.5 senedir birlikteyiz. Üç yıldır da evliyiz.

Türk kültüründeki kıskançlık onun da kanına girdi mi? Karışır mı senaryodaki öpüşme, sevişme sahnelerine?
Hayır, o karışmaz. Beni zaten oyuncu olarak kabul etti. Ama bak evet, son zamanlarda kıskanmıyor. Şimdi sen söyleyince düşündüm de... Önceden kıskanırdı, dur bir dikkat edeyim!

Ajan olduğuna dair yorumlar dolaşıyor. Öyle mi sahiden?
Tabii ki öyle bir şey yok. Türkiye’de Bloomberg’in başında bulunan, Columbia Üniversitesi mezunu bir adam. Neden bir ajanı Bloomberg’in başına geçirsinler? Çok çalışkan ve Türkiye’yi bir Türk kadar seven biri. Bu yorumlar onu üzüyor.

Sizi tedirgin etti mi iddialar?
Hayır, daha önce benim hakkımda da olmayan şeyler yazıldı, çizildi. Ama “Niye beni hedef gösteriyorlar?” diye o tedirgin oldu.
Fotoğraf: Gökhan Dinçaslan

YAŞIM BAŞIM BELLİ, KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM
Altı senedir dizi yapmıyorsunuz. Neydi bu uzun aranın sebebi?
18 yaşımdan beri dizilerdeyim. Üst üste dizi yapmak bir oyuncu için yıpratıcı. Bir sene New York’ta vakit geçirdim, eğitim aldım. Ardından tiyatro ve televizyon programı yapmak istedim.

Altın Portakallı bir oyuncunun evlilik programı sunması biraz tuhaf değil miydi?
O iş bana teklif edildiğinde oturup evlilik programlarını izledim. Çok hoşuma gitti. Ama benim amacım Ahmet ve Ayşe’yi evlendirmek değil, kendi tarzımı koyup insanların bakış açılarını değiştirebilmekti. O program insanların hikâyelerini ve yaşadıklarını daha yakından gözlemlememi sağladı.

Yeni dizinizde canlandırdığınız karakterin kızı yanlışlıkla suni döllenmeye maruz kalıyor. Böyle bir şey sizin başınıza gelse...
Zor bir durum. Doğurmak istemeyebilirdim. Çocuk hassas konu. Ona iyi bir aile sunmak gerekir. Gerçi dizide yanlışlıkla spermleri kullanılan karakterin de çocuk sahibi olması için son şansı... Zor bir karar.

Süheyla evlilik dışı çocuk sahibi olan bir kadın. Sizi de anneniz yalnız büyüttü. Karakteri oluştururken onu örnek aldınız mı?
Annem ve babam iki yaşındayken ayrıldı. Benim de babamı tanıma fırsatım olmadı. Bu yüzden rolde annemle olan ilişkimden çok şey var. Ayrıca yeni bebek sahibi olmam da karakteri çıkarırken çok etkili oldu. Dizideki kızımı severken aklıma hep Leon’u getirdim.

Kadın oyuncular yaşlı görünmemek adına anne rollerine mesafeli yaklaşır. Siz öyle değilsiniz...
Hiç öyle şeylere takılmam. Benim yaşım başım belli. Kendimizi kandırmayalım. Karakterim Süheyla’nın enerjisi çok yüksek. Canlı neşeli, tansiyonlu bir rol.

HERKES MAZBUT, DÜZGÜN OLSA DÜNYA SIKICI BİR YER OLMAZ MI?
18 yaşından itibaren magazinin önemli bir figürüsünüz. Flaşlarla büyümek nasıl bir kadın yarattı?
İçten ve doğal bir kadınım...  Aynı zamanda çok duygusalım; hissettiklerim hemen yüzüme yansır. Bu kadar açık ve özgür bir karakter olunca da ister istemez, her türlü darbeye açık hale geliyorsun. Ben tanındıktan sonra da herhangi bir genç kız gibi hayatımı yaşamaya devam ettim. Ama şöhret olunca asparagas haberler çıkıyor. Onlara sinirleniyorsun. Karşı tarafa bir tepki oluşuyor. Ve patlamalar yaşıyorsun.

Magazinin bu kadar göbeğinde olmak sizin tercihiniz miydi?
Oyuncuyum, bu yüzden ağzımdaki lokmayı takip eden bir kalabalık olsun hiç istemedim. Fotoğrafım çekilsin bile istemiyordum. Hayatım sınırlanıyordu. Bu yüzden uzlaşamadım. Ve negatif bir algı oluştu. Kısaca ben magazinsel olmak istemiyordum. Aslında magazinden kaçıyordum.

Daha sakin yaşasaydım dediğiniz oluyor mu?
Hayır. Şöhret oldum diye 23 yaşımda sıkıcı bir hayata mı girecektim? Neysem o’yum. İsteyen kabul eder, istemeyen etmez…

Geçmişinizden bir şeyi silme şansınız olsa... Neyi silerdiniz?
Her şey yaşında güzel. Şimdi az bile yapmışım diyorum. O renkli hayattan memnunum. Biri de farklı olsun. Herkes mazbut, düzgün olsa dünya sıkıcı bir yer olmaz mı? Sanatçıysan zaten bir şekilde farklılığın oluyor.

SIKICI BIR KARAKTER DEĞILİM, DELİ DOLUYUM
Bir dönem çok cesur pozlar verirdiniz. Günümüz Türkiye’sinde aynı pozları vermeye cesaret edebilir miydiniz?
Her şey içinde bulunduğun dönemde güzel. O zaman doğru olan bugün doğru olmayabiliyor. Herhalde o kadar cesur olamazdım. Gereksiz bulurdum çünkü. Tabii genç olsam ne yapardım yine de belli olmazdı.

Peki yine şemsiyeyle bir gazeteciye vurur musunuz?
Terbiyesizlik yapılırsa ben de sinirlenirsem vurabilirim.  Bir şekilde çığırından çıkarıyorlar insanı. Benim olayımda da öyleydi. İstemsiz bir hareketti ama hak etti.

Çatlak bir yanınız var mı?
Hafif... Eğlenmeyi, keyif almayı, gülmeyi seviyorum. Bu zihniyetle anı yaşıyorum. Böyle olunca da ister istemez çok kıstırılmış yaşayamıyorsun. Sıkıcı bir karakter değilim. Evet, deli doluyum.
(HÜRRİYET)