Hasetin farklı cepheleri

Hasetin farklı cepheleri
Hasetin farklı cepheleri

Sergi, ziyaretçileri Hale Tenger işi Böyle Tanıdıklarım Var III ile karşılıyor.

Selim Birsel'den Hale Tenger'e 12 sanatçının yeni üretimleri Arter'in bu seneki ilk sergisi 'Haset, Husumet, Rezalet'te. Sanatçılar bu kavramlara kendi üretim dilleri içinde yanıt veriyor. Küratör ise Emre Baykal.
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

İstiklal Caddesi’nde Arter’in önünden geçerken, Cumartesi Anneleri bir süreliğine içeri çağıracak. Arter’in vitrininde devlet şiddeti, faili meçhul fotoğraflarının röntgen kâğıdına basılıp negatoskop etkili, ışıklı bir duvara asılı hallerine İstiklal camiasının nasıl bir tepki vereceğini kestirmek şimdiden güç. Ama bu işin gücüyle içeriye adımını atanlar daha da fazlasıyla karşılaşacak. Vitrindeki duvar, Hale Tenger’in ‘Böyle Tanıdıklarım Var III’ başlıklı işinin dış cephesi... İş , çeşitli kurumların arşivlerinden toplanmış devlet şiddeti fotoğraflarının röntgenlerinin asıldığı bir labirent. Kronolojik olarak geçmişe doğru gidilen labirentte Hrant Dink, Uğur Mumcu cinayetleri, 6 - 7 Eylül olayları gibi travmalarla bir kez daha yüzleşiyoruz.
‘Böyle Tanıdıklarım Var III’, Arter’de ‘Haset, Husumet, Rezalet’in ziyaretçilerini kapıda karşılayan işi. Küratör Emre Baykal’ın deyişiyle sergiye giren izleyiciyi biraz sıkıştıran bir yanı var. Ama sonrası en azından mekânsal olarak daha ferah. Selim Birsel’den Mahir Yavuz’a 12 sanatçı, Emre Baykal’ın ortaya attığı, birbiriyle bağlantılı -hepsi birbirinin öncülü olan- haset, husumet ve rezalet kavramlarına yanıt veriyor. Baykal, Türkiye , dünya ve bölgeyi kuşattığını söylediği bu kavramlarla sanatçılara yaklaştığında çok da belirleyici davranmak istemediğini söylüyor. Sanatçılar da bu kavramlara yanıtlarını kendi üretim pratikleri içinden veriyor.
Misal, sanatındaki ateşleyici güçlerinden biri ‘ kadın stereotipleri’ olan Nilbar Güreş, Hititlerden kalma iki başlı bir tanrıçayı işinin merkezine yerleştirmiş. Üzeri sahne gibi kurgulanmış bir çarşafta, merkezdeki bu tanrıçayı karşılıklı izleyen iki kadın da kumaş parçalarıyla temsil edilmiş. Sanatçının ilhamı, annesiyle Anadolu Medeniyetleri’ne yaptığı bir geziden.
Rezaleti önceleyen husumet ve husumeti önceleyen haset, karşılıklı iki taraf gerektirdiğinden, sergide de ikili durumlar ağırlıkta. Şener Özmen’in birbirine sarılan ve üst kata kadar uzanan bayraksız bayrak direkleri gibi... Merve Ertufan ve Johanna Adeback, yan yana projeksiyonlardan izlenebilen performanslarında bir iltifat döngüsünü husumetle sonlandırıyorlar: Kimin daha iyi iltifat edeceğine yönelik rekabet, videonun sonlarına doğru kızıştıkça kızışıyor, “Sen inanılmaz bir insansın” gibi övgülere asabiyet eşlik ediyor. Aslı Çavuşoğlu ise Büyük İskender büstünün bir replikasını ortadan ikiye bölerek yorumluyor bu kavramları. İskender’i kendi milli kahramanları ilan etmek isteyen Yunanistan ve Makedonya’nın husumeti geliyor akla... Kamusal meydanlardaki husumet ise Yusuf Sevinçli’nin vandalize edilmiş meydanlarda bu hissin peşine düştüğü fotoğraf serisi ‘Put’ta. Hera Büyüktaşçıyan’ın işleri ise kamusalla kişiselin, anı ve aile tarihinin kesiştiği noktadaki çatlakları akla getiriyor. ‘Ada’daki geleneksel ev halısının altında yükselen topografik oluşum, ‘Terk-i Dünya’da sanatçının büyükbabası Theodoros’un çektiği arka bahçe filmlerinin sergi mekânına taşınmasıyla ortaya çıkan tuhaf etki bu iki alanı çakıştırıyor sanki. Selim Birsel’in eski tarihli işleriyle yeni üretimlerini bir araya getirdiği yerleştirme ‘Arka Bahçede Yetiştirilir’ ise aynı tekinsiz hissiyata daha sert bir damardan ulaşıyor sanki. Kemik parçalarıyla birleştirilen şiş kebaplar, silah mekanizmalarını akla getiren ağacımsı nesneler, sergi boyunca bizi bu yerleştirmeye yönlendiren küçük tank çıkartmaları, söz konusu sembolleri bildik anlamlarının ötesine taşıyor. Erdem Taşdelen’in bir terapistle sanatçı egosunu masaya yatırdığı seansların belgelendiği video serisi, Berat Işık’ın “hem içeri hem de dışarı atılanları” yansıttığı videoları, CANAN’ın Yeşilçam’ın seks filmleri endüstrisinden didikleyici bir manzara çıkarttığı işi ve Mahir Yavuz’un üç boyutlu analiz şemaları, ‘Haset, Husumet, Rezalet’teki diğer işlerden. Sergi 7 Nisan’a kadar devam edecek.