Hava ısınıyor, müzeler serin

Hava ısınıyor, müzeler serin
Hava ısınıyor, müzeler serin
MoMA'yı bir futbol takımı gibi düşünürseniz, burası müzelerin Barcelona'sı. Nasıl Barcelona'da tüm yıldızlar bir arada, MoMA'nın ilk 11'inde de çok önemli yıldızlar var!
Haber: ELİF KEY / Arşivi

Şehir sakinleri şaşkın. Hava serin. Yağmur bahara fırsat vermeyecek gibi. New Yorklular “Hiç böyle yapmazdı ama” dese de, 27 Mayıs şehirde yazın başlangıç tarihi olarak kabul ediliyor. Bu biraz da şu demek: “Kış gelene kadar sokaktayız. Park festivalleri başlıyor, sahiller açılıyor. Güneş açacak, kemikler ısınacak.” Havaların ısınmasını, parkların, sahillerin dolup taşmasını üzerine alınmayan sanat galerileri, müzeler ise sanatseverleri harika ağırlıyor. Klimalı ortam da var, daha ne, üzerinize almanız gereken bir incecik hırka ve müzeye giriş bileti.
Rahat ayakkabılarınızı giydiniz, parkta birkaç turun ardından ilk durağınız MOMA olabilir. MoMA’yı bir futbol takımı gibi düşünürseniz, burası müzelerin Barcelona’sı. Nasıl Barcelona’da tüm yıldızlar bir arada, MoMA’nın ilk 11’i de yıldızlardan mevcut. Monet, Picasso, Andy Warhol, Cezanne, Matisse, Frida Kahlo, Van Gogh, yok yok. Müzeyi gezmek için en az beş saatinizi ayırmanızı tavsiye ederim. Karnınız acıkırsa müzenin bahçesinde kahve ve ufak sandviçler imdadınıza yetişecektir. Lakin ucuz değil! Ya da müzenin çıkışında hemen caddenin başına doğru hızlıca ilerlerseniz düşen şekerinizi köşedeki adamdan waffle alarak toparlayabilirsiniz. Müzenin en üst katındaki Claes Oldenburg sergisini, alt katındaki Urban Design sergisini ve müzenin dışına yerleştirilen Rain Room deneyimini kaçırmamanız gerekiyor. Rain Room’a gidecekler, sensörlerin içinden geçerek yağmur yağan bir odada yağmuru kontrol edecekler. Dolayısıyla meraklılarının simsiyah giyinmemesi gerekiyor, zira sensörler sizi seçemezse yağmur başınızdan aşağı iner. Bu arada kuyruk çok uzun, erken gitmekte fayda var. MOMA’nın giriş fiyatı, 25 dolar, cimrilik etmeyin, gezince anlayacaksınız ki 50 dolar bile isteseler olur!
Hopper kendi şehrinde
Şehrin yaz boyunca en önemli sergilerinden bir tanesi de Whitney Museum of American Art’ta. Edward Hopper’ın 4000 adet çiziminin içinden seçilen eserler ressamın bir tabloyu çizmeden önce yaptığı tüm eskizleriyle beraber sergileniyor. Ressamın arkadaşı olsanız ancak bu kadar yakınlaşabilirsiniz. Whitney Müzesi’nin küratörleri bu sergiyi hazırlarken herkesin Hopper’ın ne kadar detaycı, ne kadar müthiş bir algısı olduğunun anlaşılması için çalışmış. Hopper zaman zaman gidip New York’taki sinema salonlarında oturmuş, bazen sadece meşhur kitapçı Strand’in oralarda dolanmış. Serginin küratörü Carter Foster, Edward Hopper sergisi için sanatçının şövalesini New York Üniversitesi’nden ödünç almış ve sadece bu sergi için 8 yıl çalışmış. Hopper sergisi için hazırlanan kitapta yazılanlara göre, 5 yaşında resim çizmeye başlayan Hopper 10 yaşında da resimlerinin altına imzasını atmaya başlamış. Şöhreti hayatının sonlarına doğru yakalayan Hopper yılda üç dört resim çizmesiyle biliniyor. Dolayısıyla sergideki eserlere ve süper detaylı alınmış notlarına ve eskizlerine bakınca bu yavaşlığın sebebi anlaşılıyor. Hopper’ın sergideki eserlerin bir tanesi 14 Şubat tarihini taşıyor. Hopper’ın eşine bir 14 Şubat armağanı olarak uygun gördüğü eser kendisinin otoportresi. Lakin o kadar önemli bir ressam ki, insan sergiyi gördükten sonra bu egosantrik hediyeyi dahi affedebiliyor.
Metropolitan Museum Of Art da ölmeden önce görmeniz gereken müzelerden biri. Müziğe ve modaya meraklıysanız şu sıralar Punk: Chaos to Couture sergisi kaçmaz. Sergiyi gezerken kıyafetlere çok yaklaşmayın, yüksek güvenlik önlemleri nedeniyle Vivienne Westwooed’un sergiye bağışladığı kıyafetler ötmeye başlıyor. Koç ailesinin sponsoru olduğu galeriyi de görün. Osmanlı Sarayı sanat eserlerinin yeraldığı iki galeriye Koç Ailesi’nin ödediği 10 milyon dolar sadece züğürdün çenesini yorar ama dilerseniz notlarınıza ekleyin.

Mini New York müzeleri rehberi



*Bazı müzelerde çok ufak harflerle de yazsa giriş için sadece bağış yapmanız yeterli olacaktır! Girişteki yazıları dikkatli okuyun.
*Müzelere çok büyük çantalarla ve hatta sırt çantalarıyla gitmeyin, zira çantanızı bırakmanızı ve dolaba kilitlemenizi isteyeceklerdir.
*Müzelerde ‘fotoğraf çekilmez’ işaretini gördüğünüz vakit “Kimse beni görmez hemencecik çekip kaçayım” demeyin. O etrafta görmediğiniz müze görevlisi birden yanınızda bitecek ve size “Yasak kardeşim” diyecek ve kızacaktır. Hele flaşlı fotoğrafı aklınızdan geçirmeyin!
*Çocuklarınızla gidiyorsanız, onları eğlendirmek için adresiniz: American Museum Of Natural History. Dev dinozor maketlerini ve gerçek fosilleri unutamayacaklar. Metropolitan Müzesi’nde de girişte çocuklar için yapılacak aktiviteleri öğrenmekte fayda var. Çocuklarınız müzeye ve sanata emanet. Bir başka adres de Children’s Museum of the Arts. Genç sanatçılar artık sanat için sanat yerine çocuk için de sanat yapıyorlar.
*Rockefeller Plaza Center’da Ugo Rondinone’nin ‘Human Nature’ adını verdiği, taş heykelleri muhakkak görün.
*Museum of the City of New York’taki ‘Aktivist New York’ sergisi, şehrin yıllar içinde hangi toplumsal olaylara nasıl tepki verdiğini göstermesi açısından çok ilham verici. Şiddetsiz aktivizme dair fikir sahibi olmak için birebir!