Havana'da yaşamak başkadır!

Havana'da yaşamak başkadır!
Havana'da yaşamak başkadır!
Yedi yönetmenden yedi kısa filmle Havana'nın kalbine giriyor bu film. Ama oradan dört başı mamur bir sonuç çıktığını söylemek çok zor.
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

Yazıya başlarken şunu söylemek gerek: Bu filme ‘kötü’ dedik ama yedi ayrı kısa filmin ortalamasını alıp bu şekilde yaftalamak pek doğru değil. En iyisi mi, koltukta bayılmak üzere olan izleyiciye güvenmeyin siz!
Paris’e ve New York ’a güzellemeler yapan filmlerin etki alanı genişti bildiğiniz gibi, filmlerin süresi ve yönetmenlerin isimleriyle de bağlantılı olarak. ‘7 Días en La Habana / Havana’da 7 Gün’ ise, adından da anlayacağınız gibi yedi ‘çok kısa olmayan’ filmi bir araya getiriyor, günümüzün Havana’sından insan portreleriyle birlikte. Yönetmenlerse en az Paris ve New York filmlerini çekenler kadar ağız sulandırıyor: Film sırasına göre Benicio Del Toro, Pablo Trapero, Julio Medem, Elia Suleiman, Gaspar Noé, Juan Carlos Tabío ve Laurent Cantet’den oluşuyor bu kadro.
Bu daracık alanda bütün filmleri birer birer değerlendirmek mümkün değil, ama hikâyelerin genel ruhu ve yönetmenlerin Havana’ya bakışı üzerine birkaç kelam edebiliriz en azından. Öncelikle Küba’ya ve Havana’ya ‘sevgi ve saygı’ çerçevesinde yaklaşıyor bütün filmler; kentin geleneklerine, müziğine, havasına, suyuna, insanına karşı sertleşmiyorlar pek. Evet, yoksulluğun getirdiği kimi insansı sapmalar göze çarpıyor ara sıra, ama yönetmenlerin derdinin bu olmadığı çok açık. “Havana’da aşk başkadır” demek yerine “Havana’da yaşamak başkadır” cümlesi üzerine inşa ediyorlar filmlerini. ‘Zamanın durduğu’ bu kentin katmanları arasında bir ‘turist’ gibi gezinmelerine karşın, Kübalılar üzerine içeriden bir ton yakalamayı da başarıyorlar. Tabii bunu her bir yönetmen ve her bir film için söylemiyoruz. Başta söylediğimiz ‘kötü’ yaftası da bu noktada kendini gösteriyor. Havana’nın ruhunu yakalamak adına ‘serbest vezin’ hareket eden yönetmenler, kantarın topuzunu kaçırıyorlar çoğu zaman. Filmik atmosferden de uzaklaşıyor, soluk bir Havana tablosu çizmekten öteye gidemiyorlar.
Emir Kusturica ve Elia Suleiman’ın kendilerini canlandırdıkları, Josh Hutcherson ve Daniel Brühl gibi uluslararası isimlerin de oyuncu kadrosunda kendilerine yer buldukları, yedi filmi yedi günle birbirinden ayıran, bazı karakterlerin filmler arasında turladıkları, kimi zaman belgesel havasına da bürünen ‘Havana’da 7 Gün’, onca yoksulluğa rağmen ABD ’nin dibinde dimdik ayakta duran Küba’ya ve Kübalılara saygılarını sunan bir film. Ancak dört başı mamur olduğunu söylemek zor, hatta imkânsız...


    ETİKETLER:

    ABD

    ,

    New York

    ,

    Küba

    ,

    Havana

    ,

    aşk

    ,

    film

    ,

    zaman

    ,

    turist

    ,

    Karşı