'Hayal'di, hayal kırıklığı oldu

'Hayal'di, hayal kırıklığı oldu
'Hayal'di, hayal kırıklığı oldu
Beyoğlu'nun ve rock müzik aleminin kalelerinden Hayal Kahvesi, Büyükparmakkapı Sokak'taki Afrika Han'a zorunlu olarak veda ediyor. Mekânı 'Hayalci' müdavimleri anlattı...
Haber: ELİF EKİNCİ - elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

90’lardan bu yana İstanbul eğlence hayatının en gözde mekânlarından Hayal Kahvesi, Büyükparmakkapı Sokak’taki (‘Hayal’in sokağı’ diye de anılır) Afrika Han’a veda ediyor. Beyoğlu belediyesi, ‘tehlike arz ettiği için’ mekânın bulunduğu binanın yıkılmasına karar verdi. İşletmeci Tuncay Tunalı ve müzik direktörü Çiler Geçici’nin verdikleri bilgiye göre ise yıkılacak mı yoksa restore mi edilecek henüz kesin değil. Kesin olan bir şey varsa o da otel olacağı. Mekân yetkilileri durumdan, dört sene önce mülk sahibi değiştiği zaman haberdar olmuş. “Zamanı geldiğinde, inşaata başlamadan birkaç ay önce haber verilmesi durumunda tabii ki boşaltırız demiştik. Haziranda çıkacağımızı öngörüyorduk fakat bu gelişme çok ani oldu” diyorlar. İşletmenin, o dönemden beri de bir B planı varmış: İstiklal Caddesi Meşelik Sokak’taki Hayal Bistro’yu Hayal Kahvesi’ne çevirmek. Ancak yine de iki mekân için de konser takvimi dolayısıyla zor durumda kalmışlar. Sezon sonuna kadar süre istemişler belediyeden ama nafile... Şimdi 21 yıllık Hayal Kahvesi, bu ayın son gününde Afrika Han’daki mekâna veda ediyor. Hayal Kahvesi, 31 Ekim çarşamba gecesi, eski mekânda son kez eğlenmek için müzikseverleri bekliyor.
Mehmet Turgut (Fotoğrafçı): İstanbul’da kendinizi yalnız hissettiğinizde, tanıdık bir yüz, iyi müzik dinlemek istediğinizde, hele ki rock müzik dinliyorsanız, gidebileceğiniz yegane mekân Hayal Kahvesi’dir. Gözümü kapatıp anılarımı ve bu mekânda yaşadıklarımı düşündüğümde o kadar çok görüntü ve hatıra geliyor ki aklıma, sanırım bunlardan bir kitap bile yazabilirim. Tabii hatırladığım kadarıyla! Yıllar sonra önünden geçtiğimde “Bu binanın olduğu yerde neler yaşamıştık” demeyi hiç istemezdim...

Toprak Göktaş (Narpera-Aliye Meyhane sahibi): 1998’de aynı sokakta başka bir mekânın işletmecisiydim. Tüm günümuz gece hazırlıkları sürerken birbirimize kahve molası ziyaretleriyle geçerdi. Şimdi mekân sahibi de olsam Hayal Kahvesi biz ‘Hayalperest’lerin hayallerinin gerçek olabileceğinin enerjisini aldığımız, dostluklar kurduğumuz, özlem giderip birbirimize destek olduğumuz ikinci evimdir.
Cem Adrian (Müzisyen): Şarkı söylemeyi en sevdiğim yerdi. Unutulmaz konserler verdik orada. Hem dinleyicilerimiz hem de biz Beyoğlu Hayal Kahvesi’ni çok özleyeceğiz. Gerçekten çok üzgünüm. Büyük bir değeri daha kaybettik.

Erdem Yener (Müzisyen): “Bu akşam napıyoruz?” sorusunun tartışmasız cevabıydı “Hayal Kahvesi”. Başka bir yere de gidilse finalin yapıldığı, gidilmezse gecenin eksik kalacağı bir mabed. Evden farksız. Çünkü müşteri değil, ailenin ferdi olmuşsundur. İçtiğinin parasını vermezsin, evin mutfak masrafına katkıda bulunursun. Arkanı toplayan kardeşlerin vardır ama huysuz evlat olmazsın ki kardeşlerinin sırtından yük alasın. Evde müzik eksik olmaz. En iyiler her zaman hazırdır müzik yapmak için. Tek derdi herkese yatacak yer yok. Olsa hiç çıkmazsın. Ayaklarımızın ezbere götürdüğü adresinden ayrılan, duvarlarına rock’n’roll sinmiş güzel evimizin, yeni yerinde yine güzel anılara sahip olmak dileğiyle şimdilik elveda.

Osman İlder Yalın (Müzisyen): Şu 20 seneye neler sığdı kim bilir? Hayatımızın merkezi Hayal Kahvesi Beyoğlu. Gece dışarı çıkıp, ne yapsak diye düşünerek kendimizi içinde bulduğumuz bir mekân değil. Konuşmadan buluştuğumuz, haftanın hangi günü sahnede kim var ezbere bildiğimiz, Orhan Abi’den gece sonu “Hadi artık!” duymadan çıkmadığımız, Çiler’den müzik dersi aldığımız, Özge’yi gözümüzü kırpmadan sahnede seyrettiğimiz... “Beni ararsan nerede olduğumu biliyorsun”daki gizli ve gerçek özne. Şu 20 seneye kaç şarkı sığdı kim bilir? O küçük sahnede Whitesnake’ten tut Macy Gray’e kadar kaç efsane seyretme imkanı tanıdı bize? Hayal Kahvesi’nin bana doğum günü hediyesi, üstünde ismim yazan bardağımla, aynı köşede, nöbet tutarcasına kıpırdamadan durduğum onca saat... Say sayabilirsen, yaz yazabilirsen... Birazdan evden çıkıyorum, artık gece nerede olduğumu bilmiyorsun.

Nejat Yavaşoğulları (Müzisyen): Yaklaşık 21 yıl önce gitar yapımcısı müzisyen arkadaşım Murat Sezen bana Beyoğlu’nda bir bar keşfettiğini bu barın New Orleans’taki barlara, hatta ‘Şeytan Çıkmazı’ filmindeki bara çok benzediğini ve tam müzik yapılabilecek bir yer olduğunu söyledi. Dönem Bulutsuzluk Özlemi olarak bizim de içinde olduğumuz Türkçe rock serüveninin çıkış yıllarıydı. O yıllarda biz kendimize giderek artan dinleyicilerimizle buluşabileceğimiz bir mekân arayışındaydık. Daha önce Ortaköy Bukalemun, Etiler Star 88 ve Beyoğlu Dadaist’i gürültü yüzünden kapattırmıştık. Çok geçmeden Bulutsuzluk Özlemi Hayal Kahvesi’nde her hafta çalmaya başladı. Ve ülke çapında tanınır hale gelirken, Hayal Kahvesi ismi de her yerde duyulur hale geldi. İstanbul’a gelen müzik meraklıları Bulutsuzluk Özlemi dinlemek için Hayal Kahvesi’ne gitmeleri gerektiğini biliyorlardı. Sadece bizim grubumuz değil yurtiçi ve yurtdışından gelen birçok kaliteli müzisyen burada sahne aldı. Bir müzik kulübü olarak Hayal Kahvesi haklı bir ün kazandı. Oysa böyle markalaşmış bir müzik mekânının bulunduğu yerde kalarak klasikleşmesi, gelenek oluşturması gerekirdi. Lebon, Markiz, İnci Pasteneleri, Çukur Muhallebici, Hacı Bekir gibi mekânlarıyla bütünleşmiş figürler olarak kentin ögeleri arasında olması gerekirdi. Geçen ay Liverpool’da TV’de yayınlanan John Lennon belgeselini sunmak için bulundum. The Beatles grubunun 50 yıl önce sahne aldığı 1957 yılında kurulan Cavern Club hâlâ aynı işlevini devam ettiren bir müze haline dönüşmüş durumdaydı. Kentin simgelerinden biri haline gelmişti. Mekânı ile bütünleşmiş farklı bir atmosfere sahip olan Hayal Kahvesi de böyle olmalıydı. Umarız yapılacak inşaat faaliyetinden sonra yapı sahipleri Hayal Kahvesi’ni tekrar eski yerine dönmesinin önemini kavramışlardır. Bunu gerçekleştirmek için hem Hayal müdavimlerine hem de çıkardıkları seslerin hâlâ tuğla duvarlarında yankılandığı tüm müzisyenlerin sanırım bir şeyler yapması gerekecek.

Engin Günaydın (Oyuncu): Müzisyenlerin parti verdiği, trombon tompetlerin dans ettiği, tuvaletinde ağlandığı, ağır depresyonlarda umut olduğu, “Aşık olacağım kız acaba burada mı?” dediğim zamanlar, kendimi bıraktığım, bırakamadığım zamanlar, Hünkar’ın bıyığı, Orhan’ın, Ali’nin getirdiği biralar, büyük itiraflar, ayrılıklar, dans edip ağlamalar, abimin dediği gibi “Doğru söyle orada ne yapıyosunuz?” lafına karşılık gelecek itiraflarım... Bu gece kim çalıyor?

Fatma Turgut (Sanatçı): İzmirliyim ve dört senedir İstanbul’da yaşıyorum. İzmir’den sonra İstanbul haliyle büyük kargaşa! İlk iki sene pek dışarıya çıkmadım. Sokaklar ve gece hayatı yeterince ürkütücü. Evimde hissettiğim, tek başıma gidip rahatça eğlenebildiğim tek yerdi. İşletmecileri, çalışanları çok büyük bir aile! Yeni yerlerinde de öyle devam edeceğinden eminim.

Aylin Aslım (Müzisyen): Yavuz Çetin’i, Kerim Çaplı’yı, Bulutsuzluk Özlemi’ni ilk orada izlemiştim. Yaşım tutmadığından gizlice içeri sızardım. Yıllar sonra orada defalarca sahne aldım. Afrika Han’daki Hayal Kahvesi Beyoğlu’nun en köklü canlı müzik mekânı. Keşke daha gerçekçi bir taşınma süresi tanınsaydı, apar topar kapatılmasaydı. Taşınacak olması beni üzüyor, fakat yeni yerinde de güzel bir sahne ve donanımlı bir ses sistemiyle hızlıca sezona kaldığı yerden devam edeceğine ve müdavimlerini memnun edeceğine inanıyorum.

Tolga Akyıldız (Müzik yazarı): Açıldığı günden beri müdavimiyim. Lise yıllarımın sonuna denk gelir açılışı; 21 yıl geçmiş üstünden. İçinden müzik geçen kahve; müzisyenlerin, kalbinden müzik geçenlerin kahvesi… Hayalperestlerin, hayal tacirlerinin kahvesi; Hayal Kahvesi… Sadece Afrika Han’a değil; Büyükparmakkapı Sokak’a da yeniden ruh veren; 90’ların başında; İstiklal Caddesi’nin kültürel dönüşümünde önemli rol oynayan Hayal Kahvesi... Üstünden sayısız önemli müzisyenin geçtiği küçücük sahnesi, iyi müzik dinlemek ve eğlenmek için bir araya gelen müdavimleri artık Afrika Han’da olmayacaklar. Yangından mal kaçırır gibi kapı dışarı ediyorlar. Katakulliyle; yenileme, güçlendirme bahanesiyle otele ya da başka bir şeye dönüşecek Afrika Han. Maalesef ibre yine parayı gösteriyor. Beyoğlu’nu Beyoğlu yapan simgeler kimsenin umurunda değil. Afrika Han’da yapılacak çalışmalar bittikten sonra mekânın yeniden Hayal Kahvesi’ne verilmesinin en doğru seçenek olduğunu biliyoruz. Ama ne yazık ki olmayacak duaya da amin diyemiyoruz. Niyet apaçık ortada…

Özge Fışkın (Müzisyen): İlk yıl müşteri olarak gelip “Acaba sahnesine çıkabilir miyim?” diye sorarak başladı tanışıklığımız. 96’dan bugüne evimden sonra belki en çok vakit geçirdiğim, yaş aldığım, hayallerimden vazgeçmemem gerektiğini öğreten yuvam. İçim buruk ama hayalleri yıkmaya hiçbir balyoz yetmedi, yetmeyecek… Hayal Kahvesi’nin yeni yerinde aynı ruhla hayaller kurmaya devam edeceğiz…

Doğan Duru (Müzisyen): 1993’te 20 yaşındaydım zorla içeri girebildiğim ve İstanbul’un en önemli rock müzik mekânında bir hayal kurup İnvictus Band ile çalmaya başladım... Onca yetenekli ismin arasında pazar geceleri biz çalıyorduk... Muhteşemdi. Şu an oradan yazıyorum, o sahneye bakıyorum yıllar geçti... Çok şey değişti ama hâlâ önemli şeyleri muhafaza etmeyi beceremedik.

Mehmet Erdem (Müzisyen): İstanbul gece hayatının en eğlenceli yerlerinden olan Hayal Kahvesi 20 senedir birçok insan ağırladı. Nice dostluklar kuruldu, birçok konser yapıldı. Unutamadığımız geceler yaşadık. Bu ekolün her zaman devam edeceğini biliyorum, başka bir Hayal Kahvesi’nde görüşmek üzere diyorum. Emeği olan herkesin ellerine sağlık.