Hayalleri gerçek oldu

Hayalleri gerçek oldu
Hayalleri gerçek oldu
'Meryem'deki rolüyle Altın Portakal'da en iyi kadın oyuncu seçilen Zeynep Çamcı, televizyonda ele avuca sığmaz genç kadın rolleriyle tanınıyor. Çamcı, birkaç ay önce Radikal'deki röportajında kendisini "Hep festivallere gittiğimi hayal ederdim" diye anlatmıştı.

Herkes onun farkına ‘Leyla ile Mecnun’da vardı. Fenomen televizyon dizisinde, Mecnun’un iki Leyla’sından biriydi. Motosikletiyle pizza dağıtan, duygusal, dobra, sevimli Leyla. Zaten zamanla güzel Leyla kötü tarafa meyledecek, Mecnun’un gönlü de bu içine kapalı şeker kutusuna kayacaktı. Aslında izleyici onu önce bir sinema fenomeniyle tanımıştı. Şahan Gökbakar’ın ‘Recep İvedik’ filminde, kaba saba Recep’in gönlünü kaptırdığı tatlı kızdı. ‘Leyla ile Mecnun’dan ayrılınca kısa süre ‘Emir’in Yolu’nda gözüktü ve derken televizyonda ilk büyük başrolü ‘Beni Böyle Sev’le yakaladı. Şimdi her pazartesi TRT 1’de izleyiciyle buluşuyor. Ama ona kalıcı bir ün ve ödül getiren işi, Atalay Taşdiken’le çektiği ‘Meryem’ oldu.

Yönetmen Taşdiken onu ‘Leyla ile Mecnun’da seyredip filminde oynatmaya karar vermiş. Böylece aslında sinema televizyon okuyan ama bahtını kamera arkasından çok önünde deneyen Zeynep Çamcı’nın yolu açılmış. Dizi setinde yapılan görüşmenin ardından sete girmişler. Hep biraz kendisi gibi, ele avuca sığmaz genç kız rolleriyle tanınan Çamcı bu filmde biraz daha farklı sulara yelken açıyor. Yine çok genç bir kadın , yine sevimli biri, ama bu kez trajik bir hikayenin kahramanı. Evlendikten altı gün sonra İstanbul ’a yolladığı kocasını sabırla bekleyen Meryem olarak izliyoruz onu. Rolünün başarıyla altından kalkmış olmalı ki Türkan Şoray başkanlığındaki jüri en iyi kadın oyuncu ödülünü ona verdi.
Film gösterime girdiğinde Şenay Aydemir’in sorularına yanıt vermişti. Zeynep Çamcı söyleşisini tekrar yayımlıyoruz.

Neler yaşandı çekimden önce?
Üç-dört gün önceden Akşehir’e gittik. Arkadaşlar edindim, inek sağmayı öğrendim, bir süre sonra oraya aitmiş gibi hissettim kendimi. Hatta film bittikten sonra bazı küçük düzeltmeler için dublaja çağırdıklarında sesimi tanıyamadım.

Sinema okumuşsunuz…
Evet. Ben Bodrum’da doğup büyüdüm. Bir ara konservatuvara mı girsem, diye düşündüm. Annemin eczanesi var Turgutreis’te, yazları birçok oyuncu gelip gider oraya. Küçüklüğümden bu yana görüyorum. Çocukken heveslendim. Ama konservatuvara girmekten vazgeçtim, kazanamam diye. Sinema okumaya karar verdim. İstanbul Üniversitesi’nden başladım yazmaya, zaten orası oldu. 2004’te İstanbul’a geldim.

İşte 50. Altın Portakal'lar

‘Meryem öncekilerden biraz farklı, komik olmayan bir karakter. Biraz tedirginlik oldu mu?
Kısa filmlerde birçok farklı karakter canlandırdım aslında. Travmalı, hamile, hayat kadını... Meryem çok içimde hissettiğim bir karakter. O rolü bir sürü insan almayabilir. Endişeli olmayan bir oyuncu da kabul etmeyebilir. Bir karakter var. Yönetmenin kafasındaki insan benim, korkuya çok takmamak gerekiyor bence. Daha çok çalışmak üzerine düşündüm ben. Atalay abinin söylediği bazı şeyler de beni çok rahatlattı. Ben de bu rolü çok önemli, oyunculuk yapayım diye değil. Karakteri düşündüm daha çok. Biraz daha rahatlatıyorum böyle durumlarda kendimi. Böyle şeyler düşünülerek vakit geçmez ki... İllaki biri yapacak. O kişi neden ben olmayayım?

Altın Portakal’da yarışacak filmin ana karakterisin. “Ödül alır mıyım acaba” sorusu düşüyor mu aklına?
Herkes aklından geçirmiştir. Mesela ben küçükken ödül törenlerini falan izlediğimde heveslenirdim. Oyunculukla ilgili olmayan törenlerde bile. Festivallere gittiğimi hayal ettiğim çok olmuştur.

Peki, konservatuvar okumak ile alaydan yetişmek arasında fark var mı oyunculuk açısından sence?İster konservatuvardan gelsin, isterse yoldan geçerken başlasın, ben oyunculuğun algı meselesi olduğunu düşünüyorum. Ne yaşla, ne okulla ilgili. Hepsinin etkisi vardır ama merkezde bir algı olduğuna inanıyorum. Genelde oyuncularla konuşurken onların bazı şeyleri farklı algıladıklarını düşünüyorum. Daha farklı bakabiliyorlar. Herkesin ilk düşündüğünü değil de çok başka bir yerden algılayabilen insanlar olduğunu gördüm. Bu da kendileri dışındaki insanları anlatma ve onları anlayabilme durumu.

Meryem karakteri senin için ne ifade ediyor?
Bir karakteri oynamak isteyip istemediğime bakmıyorum çok. Senaryoyu okuduğumda, o işi yapacak insanla konuştuğumda bir şey hissediyorsam o işte çalışırım. O his yoksa yapamıyorum. Korkularımın olmamasının en büyük nedeni de bu işi düşünen, tasarlayan ve yaratan adamın bana güvenmiş olması. Atalay abi bana güvendikten sonra bana gidip oynamak düşüyor. Düşünsene bir film yapacaksın, aylarca tasarlıyorsun ve bir oyuncuya gidip ona güvendiğini söylüyorsun. Bir de Atalay abi çok sade bir insan. İletişimi çok güçlü bir insan.