Hayat bazen tatlıdır

Hayat bazen tatlıdır
Hayat bazen tatlıdır

Genç şarkıcı Mine Geçili, albümünde Zeki Müren şarkılarını yorumluyor.

Mine Geçili'nin albümü 'Gece Kirpikli Kadın' hem eski günlerdeki gibi sakin hem de bugün olması gerektiği gibi yenilikçi
Haber: NAİM DİLMENER - naimdilmener@gmail.com / Arşivi

Ekonomik krizden en fazla etkilenen alanlardan birisi, müzik piyasası oldu. O kadar fazla etkilendi ki, bu etki sonrasında, neredeyse yok oldu. Hâlâ olmadıysa da olacak. Bu umutsuz/geleceksiz durum, bir yandan da güzel niyetlere, ilginç gelişmelere sebep oluyor. Piyasanın içinden ya da dışından bazı kişiler, “Farklı bir şeyler deneyelim o halde, belki işe yarar” diye düşünüyor, ardından da deniyor, yapıyorlar.
Yılın ilk yarısındaki ‘arabesk’ dalgası böyle bir şeydi, mesela. Zaman hakikaten arabesk rüzgarını yeniden estirmek için idealdi. Maddi-manevi göçülmüş zamanların müziği, hiç olmazsa bir bölümümüze iyi gelebilirdi. Ama (fazla hoppa, fazladan öte şen şakrak olduğu için) Işın Karaca ve (çok fazla 60 ve 70’ler kopyası olduğu, günlerin üzerine hiçbir şey ilave etmediği için) Şevval Sam’ın albümleri, belki ticari anlamda yüz ağarttı ama rüzgarı dalgaya çeviremedi. Bir tek İstanbul Arabesque Project’in yaptıkları, bu müziğin ihtiyaç duyduğu ‘2010 model’e sahipti ve onun için de, arkasından gelecekler için de henüz vakit var. Rüzgar, kolay kolay fırtınaya dönüşmüyor.
“Kafamıza güm güm vuran bu ritim, bu şarkılar bizi öldürmeden başka bir şey yapalım; daha sakin, mümkünse daha hafif bir şeyler…” diyenlerden Aylin Vatankoş ve Mine Geçili, müzikal anlamda tamamen benzemez ama niyet itibarıyla tamamen aynı albümlerini yakın bir zamanda yayınladılar; neredeyse arka arkaya. Bu tarz bir sound’a sahip ayda yılda bir albüm dahi çıkmazken, arka arkaya iki albüm birden... Aynı ritimli, aynı sazlı/sözlü şarkıların, dinleyici ile birlikte prodüktör ve yorumcu kesimini de bunalttığı (ferah ferah) söylenebilir. 

Sevenler kanatlıdır
Memleketin en iyi radyolarından Radyo Alaturka’nın (91.0) da destek verdiği Mine Geçili’nin albümü, ‘Yaşamak Zevki Verir’ hariç (ki bunun da sözleri Müren’e ait) tamamen Zeki Müren şarkılarından oluşuyor; Sanat Güneşi’nin bestelediği, sözlerini yazdığı ve seslendirdiği şarkılardan.
İlginç bir fikir, güzel tamamlanmış bir proje. ( Facebook ’taki profiline göre) “ İTÜ Devlet Konservatuvarı mezunu” (henüz yirmili yaşlarını bitirmemiş) bu gencecik sesin, Zeki Müren’le bağlantısı, en azından diğer meslektaşlarına göre, biraz daha sıkı ya da güçlü. Geçili, Bursa Belediye Konservatuvarı ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin birlikte düzenlediği Zeki Müren Ses Yarışması’nda (2003 yılında) birinci olmuş.
(Aynı profile göre) Ayışığı adlı bir grubun da solistliğini yapmakta olan genç şarkıcının ilk albümünün yayınlanabilmesi, birinci olduğu yarışmadan ancak altı yıl sonra mümkün olabilmiş. Son derece güzel bir sese, mükemmele yakın bir şarkı söyleme becerisine sahip Geçili’nin, hemen o yarışma ertesinde stüdyolara kapatılıp, şarkı söylemesi/kaydetmesi sağlanmalıydı ama olmamış işte. Şaşırtıcı değil. Yolumuzu ‘iyi olan’a düşürebilmek için, iyice dibe vurmamız, yerlerde sürünmemiz gerekiyormuş demek ki.
Mine Geçili’nin albümündeki en dikkat çekici özellik, sükunet. Gürültüsüz patırtısız, hatta (fiziki anlamda) tamamen telaşsız icra edilmiş bütün şarkılar. Bir yandan o çok güzel ‘eski günler’deki gibiler; ama bir yandan da, tam da bugün söylenilmeleri gereken bir kılık ya da biçimde. 

Söyleyemez derdini
Aylin Vatankoş’un ‘Yeniden’i için de aynı şeyler söylenebilir. 1992 yılında, ‘Yaz Bitti’ adlı şarkısıyla bizi Eurovision’da temsil etmiş bu gerçekten billur sesli yorumcu, tam da pop patlamasının içine doğmuş olmasına rağmen, (muhtemelen) biraz ince elemesi/hassas dokuması nedeniyle oyunun dışında kalmış ve pop alanında fırtınalar estirebilecek bir yeteneğe ve güce sahip olmasına rağmen, bunu yap(a)mamıştı.
Bu hissiyat Vatankoş’u, ta o zamanlarda bir Türk müziği albümü (“Çözemedim”) yapmak noktasına getirmişti zaten. Ama Şevval Sam’ın “Arabesk”te yaptığına yakın bir hata yapmış ve seslendirdiği şarkıların üzerine yeni bir şey ekleyememiş, daha doğrusu tür ya da biçimi yenileyemişti.
Ama işte şimdi, bu son albümüyle bunu boylu boyunca başarıyor. Popüler müziğimizin en yetenekli, en enstrümanına hakim müzisyenlerinden Erdinç Şenyaylar’ın neredeyse baştan yarattığı şarkıları, kalpleri ve ruhları ferahlata ferahlata seslendiriyor. “Seni Ben Ellerin Olsun Diye mi Sevdim” ile açılan albüm, ırmak ırmak ilerliyor ve ‘Söyleyemem Derdimi’ ile, engin mi engin bir denizle kucaklaşıyor.
Her iki albüm, her türden bunalıma, bunaltıya, bulantıya çok iyi gelebilir. Biraz nefes almak lazım.