'Hayat bilgisi' gibi festival...

'Hayat bilgisi' gibi festival...
'Hayat bilgisi' gibi festival...

Pelin Turgut (solda) ve Serra Ciliv...

!f İstanbul dokuzuncu yaşına 'Erkeklik Halleri', 'Açılım' gibi iğneli bölümler, farklı şehirlerde eşzamanlı gösterim gibi ilkler ve sosyal ağ desteğiyle girdi. 'Filmleri hayat bilgisi olarak gören' festival yönetmenleri Pelin Turgut ve Serra Ciliv en can alıcı detayları anlattı
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Ayvalık’tan Ramallah’a 15 şehirde canlı yayını, ‘erkeklik halleri’ne dair sözleri, Kürt açılımına sunacak katkıları var. Dileyene Twitter’ından Facebook’una, mutfaktan anbean bildiren blog’larına, sürekli bilgi akışı var... Fantastiği, isyankârı, keşfedilmeyi bekleyeni, ‘kült’ü, ‘hit’i, ‘kısa’sı, farklı tercihleri anlamayanları anlamaya davet eden ‘gökkuşağı’ filmleri var. Başladı bile! 21 Şubat’a dek İstanbul’da, 25-28 Şubat’ta Ankara’da dokuzuncu kez düzenlenen 9. AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali !f İstanbul’un fırından yeni çıkmış bölümlerini, interaktif hallerini ve kaçırılmayacaklarını, festivalin yönetmenleri Pelin Turgut ve Serra Ciliv’e sorduk...

Festival yeni bölümlerle karşılıyor seyircisini. Ekibin ‘Yetti bu cinsiyetçi söylem, bu sefer erkekler üzerinden anlatmak gerek bazı şeyleri’ dediği nokta neresi?
Pelin Turgut: Bir gün bir İsveç istatistiği okuduk. Dünyanın en eşitlikçi kanunlarına sahip ama nedense son 10 yıl içinde kadınlara yönelik cinsiyetçi suçlar yüzde 58 oranında artmış. Türkiye’de iki kadından biri aile içinde şiddet görüyor, bunu biliyoruz. Ama yaygın varsayım, modernleşme ve şehirlileşmeyle birlikte, toplumun kadınlara yönelik bakış açısının da kendiliğinden değişeceği yönünde. Oysa İsveç ve benzer örnekler böyle olmadığını gösteriyor. Belki bebek bezi değiştirebilen, evde çocuk bakan, lakabı metroseksüel erkekler var ama bu erkekler bile gerçekten geleneksel iktidarlarını sessizce teslim etmiş durumdalar mı, emin değiliz. ‘Everyone Else’ (Herkes Gibi) bunu çok iyi anlatıyor. Bu değişimi sindirmiş görünen genç Batılı erkeğin bile, sevdiği kadına tam olarak kendisi olabilme alanını teslim edememesini izliyorsunuz. Kendisi de farkında değil, bu kodlar bilinçaltının derinliklerinde yatan türden. Bir de erkeklik hallerine bakalım, o rolleri anlamaya çalışalım dedik. Şiddet gören kadının yanındayız ama bu sefer gözümüz şiddetin doğduğu toprakların üzerinde sanki. Işık tutuma çabası diyelim. ‘Pippa’ya Mektup’ mesela, Gebze’de öldürülen İtalyan barış aktivisti Pippa Bacca’nın yolculuğunu tamamlayan yönetmen Bingöl Elmas’ın filmi. Hepimizin sorduğu ‘Nasıl olur?’ sorusunun cevaplarını Anadolu’nun kasabalarında, bindiği kamyon ve TIR şoförleriyle muhabbetlerde arıyor. Asla yargılayıcı değil. Biz de değiliz.

Program, ‘Açılım’ konusuna da uğruyor. ‘Kürt filmleri’nden nasıl bir tatla ayrılacağız?
Serra Ciliv: ‘Açılım’ bölümü için filmleri programlarken zaman zaman şöyle hissettik: ‘Tabii, biliyoruz bütün bunları. Ama nedense, aslında bilmiyoruz’. Gazetelerden okuduğunuz, haberlerden izlediğiniz şeyleri ne kadar insana dair bilgi olarak idrak edebiliyorsunuz, bilemiyoruz. En azından bizler için gerçekten anlamanın, insan hikâyelerinden geçtiğini düşünüyoruz. ‘Köyler boşaltıldı’ haberini okumak, evinden olmuş bir teyzenin yüzünü yakın plan görmek kadar anlamlı olamıyor hiç. Filmleri, özellikle belgeselleri bir nevi dolaysız insan ve hayat bilgisi olarak algılıyoruz. İzleyicilerin bu filmlerden buruk bir hisle, yalnızlığa, özleme, güvensizliğe ve yurtsuzluğa dair daha gerçek bir bilgiyle ayrılacaklarını düşünüyoruz. O bilgi önemlidir, bir daha unutulmaz. Öyle açılımlar zor kapatılır.

Son iki gün, beş filmi dördü yurtdışından 14 şehirde dijital bağlantıyla göstereceksiniz. ‘!f2’yle ‘Festivaller artık daha yayılmacı olacak’ mı demek istiyorsunuz?
Serra Ciliv: Evet, yayılmak ve yeni yayılma biçimlerini denemek bizim için önemli. Kriz vakti her şeyi tekrar gözden geçiriyorsunuz, neyi neden yaptığınızı sorguluyorsunuz. Büyük kentlerden ziyade küçük, bu filmlerin ulaşma ihtimalinin gerçekten çok az olduğu kentlere meylettik. Ama kentlerden çok ortak seçtik kendimize, bizimle aynı soruları sorduğunu bildiğimiz kurumlarla ve insanlarla konuştuk, birlikte mekân aradık. Örgütlenmek, organik bir dağıtım modeli yaratmak, bu işin hem nedeni hem de tek yolu oldu. Son günkü konferansın adı ‘Değişen Coğrafyalar, Yeni Kabileler’. Uluslararası sinema endüstrisinin kilit insanlarına ve sanat üretenlere, ‘Yeni kabileler oluşturmamız mümkün müdür?’ diye soracağız. 

Twitter, !f Blog ve Facebook ile içeriden de ses veriyorsunuz. Festival hazırlanırken, meraklısı da sürece dahil olabildi sanki...
Pelin Turgut: Çok büyük bir özgürlük. Kendi sesimizle, arada kimse olmadan başka insanlara ulaşabilmek çok iyi geliyor. Genelde festival dediğin, sanki büyük harfle yazılan, kapalı, içeride ne olup bittiğini bilmediğin bir olay gibidir. Sonunda senenin iki haftası olmuş bitmiş bir şekilde çıkagelir. Oysa her şey gibi festivalin de ciddi bir hazırlık süreci var, o süreci paylaşmak güzel. ‘Şeffaflaşma deneyi’ diyebiliriz. Bir sürü izleyiciyle de doğrudan iletişime girmiş oluyoruz.

Pelin Turgut’a göre... 
* Bu filmi iyi ki biz getirdik memlekete: Hisham Zaman filmleri. Genç, Kürt asıllı Norveçli bir yönetmen. İleride çok konuşulacak.

* Çıkışta herkes çok buruk olacak: ‘Sawan Bann Na / Tarımsal Ütopya’. Uzun zamandır seyrettiğiniz en hüzünlü bitiş sahnesi, çok çok güçlü.

* İzleyenin içi pır pır olacak: ‘Away We Go / Uzaklara Gidelim’, ‘Antoine’, ‘Fantastic Mr. Fox / Yaman Tilki’.

* Başımıza gelen en tatlı tesadüf: Fatih Özgüven bizi Paul Hallam’la tanıştırdı. Gay sinemasında milat sayılan ‘Nighthawks’ filminin senaristi ve yönetmeni, şimdi Türkiye’de yaşıyor. Üstüne, filmin kopyasının İngiliz Film Enstitüsü’nce yenilendiği ortaya çıktı!

Serra Ciliv’e göre... 
* Festivalin seyircisi olarak kaçırsam çok üzülürdüm: ‘White Lightnin’ / Beyaz Şimşek’. 

* Çok ilgi görmedi ama insanlar ne kaçırdığını bilse pişman olur: ‘Seitti-Kilvoittelijan Paivakirja / ITO-Bir Şehir Rahibinin Günlüğü’.

* Yeni bölümlerimiz çok cazip çünkü...:
Dünyanın Çivisi: Amuda kalkıp baktığınızda dünyanın çivisinin çıktığı çok daha net görülüyor.
Sessiz&İsyankâr: Sessizce hayır demek mümkün mü? Kendine başka, bambaşka bir yol çizmek hayal mi?
Erkeklik Halleri: Bir de erkek olduğunuzu düşünün, nereye yetişmeye çalışıyor olurdunuz?
Açılım: Lazım. 

!f Blog’dan: Unutmamanız gereken üç şey...
* Filmlere geç kalmayın. Gerekirse erken gelin, filminizi kataloğunuzu karıştırıp bir kahve içerek bekleyin. Biraz sohbet edersiniz hem, iyi olur.

* Yönetmenlerin katılacağı gösterimleri kaçırmayın. Çekinmeyin, bol bol soru sorun.

* Parti biletlerinizi çok önceden alın. Kapıya kalıp üzülenlerden olmayın.