Hayatın ne getireceğini kimse bilemez

Hayatın ne getireceğini kimse bilemez
Hayatın ne getireceğini kimse bilemez

Fotoğraf: Muhsin Akgün

Yeni dizi 'A.Ş.K.'ın kadrosu da kendi kadar iddialı. Ve Aslı Tandoğan da bu kadronun en iddialılarından. Tandoğan'la buluştuk, 'A.Ş.K'ı, yeni 'Behzat Ç.' macerasını ve 'pesketeryanlığını' konuştuk.
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

A.Ş.K dizisiyle ekranlara gelen Aslı Tandoğan’la çekimlerin gerçekleştiği Kemer Country Tenis Kulübü’nde buluştuk. Hazal Kaya’nın canlandırdığı Azra’dan tenis dersleri alan zengin bir ailenin kızı Şebnem’i oynayan Tandoğan yeni öğrendiği teniste epey iddialı. Öyle ki hocası “Sıkı çalışırsan turnuvalara bile katılabilirsin” demiş. 1 Kasım’da vizyona girecek ‘Behzat Ç. Ankara Yanıyor’da da rol alan Tandoğan’la yer aldığı işlerden başladık hayvan haklarına kadar geldik.
Ankaralısınız. Son dönemlerde Ankara epey bir popüler oldu.
Ankara artık bana çok uzak geliyor. Yine çok seviyorum Ankara’yı ama şimdi herkes başka bir şehre taşındı, herkesin işi gücü var. Ben de 23 yaşında Ankara’dan ayrıldım.
‘Behzat Ç.’nin sinema filminde rol alıyorsunuz. Bunda Ankaralı olmanızın etkisi var mı dersiniz?
Valla ne düşünüp beni çağırdıklarını bilmiyorum. Behzat Ç.’nin bir kutlamasına gitmiştik, orada bir araya gelip çok sevmiştik birbirimizi. Bir ay sonra da konuk oyuncu olarak çağırdılar beni. Şimdi de ‘Behzat Ç.’nin sinema filmi ‘Ankara Yanıyor’da rol aldım. 1 Kasım’da da vizyona girecek. Yine dizide oynadığım karakteri oynadım; gazeteci Ilgın’ı. Dizinin sonunda Ilgın hapse girmişti. Film de ondan sonrasını konu alıyor.
‘A.Ş.K’ dizisinin senaryosunu gördüğünüzde ne düşündünüz?
Ben aslında bu senaryoyu ilk bir yıl önce görmüş, beğenmiştim. Ama araya bir şeyler girdi. Daha sonra senaryoyu bana bir daha yolladıklarında babamla tatildeydim. Bazı şeylerin değişmiş olduğunu gördüm ama yine beğendim. Hikâyede ilginç noktalar var. Kanserli bir kızı oynuyorum. Dizide aşkın beni kurtarıp kurtarmayacağını göreceğiz.
Tenisinizi epey ilerlettiğinizi gördüm. Daha önce oynamış mıydınız?
Yok daha önce elime raket dahi almamıştım. Hatta dizide oynayacağım belli olmadan arkadaşımla Moda’da belediyenin tenis kortlarının orada dolaşıyorduk. Arkadaşıma “Yahu şu raketi bir kere bile elime almadım, öğrensem ne güzel olurdu” demiştim. Bir hafta sonra bu iş oldu ve tenis öğrendim.
At binmek gibi atıcılık gibi başka sporlara da ilginiz olduğunu duymuştum.Evet bu sporlara da hep oynadığım diziler vesilesiyle başladım.
Ankara’da arp bölümünü bitirmenizin ardından İstanbul ’da bir kast ajansına fotoğrafınız ulaşıyor ve oyunculuk macerası başlıyor. Müzisyenken bir anda “Ben oyuncu olacağım” demek radikal bir karar değil mi?
Evet aynen öyle oldu. Zaten önce bir süre kabul etmedim. Bir arkadaşım fotoğrafımı vermiş onlar da benimle çalışmak istemişlerdi. Ancak sonraları denemek istedim, İstanbul’a geldim ve dizilerde oynamaya başladım. O zamanlar orkestrada sözleşmeli çalışıyordum, kadrolu olup olmayacağım belli değildi; bu durum yüzünden İstanbul’a gelmek istedim. Zaten İstanbul’a gelir gelmez operaya başvurdum. Hem orkestrada arp çalarım hem de oyunculuğu denerim diye düşünmüştüm. Ancak oyunculuk o kadar çok vaktimi aldı ki müziğe geri dönemedim.
Balet bir babanın kızısınız. Aileniz sizi dansa yönlendirmedi mi?
Yönlendirdiler tabii ki. Benim dansa ilgim vardı ama kabiliyetim yoktu. (Gülüyor) Vücudum esnek olmadığı için babam bana “Sen balerin olma eğer olursan ömür boyu koroda bale oynarsın” dedi. Ben de baleyi bıraktım.
Vejetaryen olduğunuzu duyduğum doğru mudur?
Yok vejetaryen değil pesketaryanım. Balık yiyorum ama başka et tüketmiyorum.
Peki hayvan hakları konusunda aktivist bir yönünüz var mı?
Benim için önemli bir konu. Özge Özder ile bir dernek kurma çalışmamız var. İsmi ‘Bana göz kulak ol’. Okullarda çocukları bilinçlendirmeye yönelik çalışmalarımız olacak. Şunu fark ettik Aileler hayvanlar konusunda çocukları korkutuyor. Esas hayvanları sevmeyenler, aileler.
Neden diğer hayvan hakları derneklerinde çalışmak yerine yeni bir dernek kurma fikriniz oluştu?
Biz bu dernekle daha çok çocuk, sanat ve hayvanı bir araya getirmek istedik. Dernekte daha çok sanatçılar var. Daha çok ilgi çekmesi için konserler düzenleyeceğiz.
Gelecekte kendinizi nerede ne yaparken hayal ediyorsunuz?
İnsan onu hiç bilemiyor ki. Bir anda bir işin içine giriyorsunuz tenis öğreniyorsunuz ve “Ben ileride hayatımı tenisle geçireceğim” diyebilirsiniz. Bu yüzden hayatın size ne getireceğini kimse bilemez. Karşına çıkan şeylere göre tüm planların değişebiliyor. O yüzden gelecekle ilgili kesin konuşmak bana doğru gelmiyor. Ben daha anı yaşamayı doğru buluyorum.
Meslek hayatınızda kırılma noktam dediğiniz bir iş var mı?
‘Dudaktan Kalbe’ benim için önemliydi. Hem severek oynadığım bir roldü hem başrol oynuyordum. Ama elbette ki onun dışında rol aldığım projeler de benim için çok değerli. ‘Kabadayı’da Şener Şen’le oynadım. ‘Kapalıçarşı’, ‘Leyla ile Mecnun’, ‘Behzat Ç.’ hepsi çok güzel işlerdi.
Size gelen projelerde şansın etkisi var mı yoksa karşınıza iyi işler gelmesini yüzde yüz başarıya mı bağlıyorsunuz?
Şans da çok önemli. Çok güzel bir teklif geldiğinde o sırada başka bir işin içerisinde olup kabul edemediğiniz de olabiliyor. Bu yüzden şans önemli.

Güzel diyen de var, çirkin diyen de...


İnternette güzelliğinizle ilgili çok fazla yorum olması sizi rahatsız ediyor mu?
Yok etmiyor. Bunun herkes için böyle olduğunu düşünüyorum. İnsanlar ilk olarak sizin dış görünüşünüzle karşılaşıyorlar o yüzden onunla ilgili yorumlar yazıyorlar. Hem güzel diyen de var çirkin diyen de var. Bence bununla ilgili yorum yazmaları normal.