Haydarpaşa tamamen Avrupalı

Haydarpaşa tamamen Avrupalı
Haydarpaşa tamamen Avrupalı

Haydarpaşa Garı nın mimar, mühendis, hatta işçileri bile Alman dı.

Prof. Uğur Tanyeli, Haydarpaşa Garı'nı Türkiye mimarlık tarihi açısından değerlendirdi.
Haber: UĞUR TANYELİ / Arşivi

Haydarpaşa Garı, Almanlar tarafından yapıldı, müteahhiti de mimarı da Alman’dır. Bu bakımdan geç 19’uncu yüzyılın Alman eklektisist mimari eğilimlerini yansıtır. Hatta yapımında kullanılan yapı malzemesinin bile Türkiye dışından getirtildiği bilinir. Taş işçileri bile Alman’dır. Bu bakımdan dönemin, örneğin, Beyoğlu yapılarına benzemez. Güçlü Avrupa etkilerini yansıtmakla birlikte, Beyoğlu yapılarının işçilikleri ve tasarım özellikleri büyük oranda Türkiye kökenlidir. Haydarpaşa Garı ise tamamen Avrupa, Alman damgası taşır. Marifettir anlamında söylemiyorum ama bu bir özelliktir ve Türk mimarlık tarihi açısından önemlidir.
Simgesel açıdan fazla söze gerek yok İstanbul’un, özellikle Kadıköy yakasının önemli simgelerinden biridir. Uzun zaman İstanbul’u tek başına simgelediği bile iddia edilebilir. Hatırlarsanız, eski Yeşilçam filmlerinde İstanbul’a göçen Anadolu kökenlilerin değişim macerası bile Haydarpaşa’ya varış sahnesi aracılığıyla anlatılır. 

Avrupa garlarına benzemez
Öte yandan bir gar binası olarak biçim ve teknik açıdan ne denli Alman olursa olsun, Avrupa’daki, Almanya ’daki büyük metropol garlarına çok fazla benzemez. Dar cephelidir, daha çok yüksek bir Rönesans sonrası Alman şatosunu andırır. Avrupa’daki metropol garlarının aksine arkası yoktur, tek taraflıdır. Avrupa garları genelde üzeri metal örtülü büyük birer peronlar holünü içerir. Haydarpaşa’da ise peronlar binanın arkasındaki dar bir alana sığışırlar ve üzerleri sonradan bütünsel olarak değil, şeritler halinde bir dizi metal çatıyla kaplanmıştır.
Son yıllarda İstanbul’un ulaşım ağı tamamen değiştiği için Haydarpaşa Garı eskisi gibi yoğun kullanımda değildi. Zamanında İstanbul’un ulaşım ağı Haydarpaşa’ya ve denize göre düzenlenmişti. Ulaşım ağı son onyıllarda genel ulaşım politikaları sonucunda köprülere ve tamamen karayoluna kaydı ve Haydarpaşa da bir anlamda müzeleştirilmiş oldu. Zira oraya toplu taşım olarak sadece vapurla ulaşılma imkanı vardı, ama bugünkü metropol koşullarında böyle bir ulaşım altyapısıyla yoğun hizmet vermesi de beklenemezdi.