Hazırgiyimin babası 92 yaşında

Hazırgiyimin babası 92 yaşında
Hazırgiyimin babası 92 yaşında
Pierre Cardin tabakta yemek yiyebilir, Pierre Cardin nevresimde uyuyabilir, Pierre Cardin suyu içebilirsiniz. Modaya yaptığı büyük katkılarıyla Pierre Cardin 92'sinde. Maşallah diyerek okuyun.
Haber: SİNEM DÖNMEZ / Arşivi

Belki de hayatınızda görüp görebileceğiniz en hırslı yaşlı adam. Yaşlı diyorum çünkü yaşlı, yarın 92 yaşına basıyor. Ama ruhu 18 yaşında desek yalan olmaz. Hayata dair enerjisi resmen çalışmaktan geliyor. “Ne yapacağım ki çalışmayıp. Yaratmak var olmaktır. Çalışmak benim için bir ihtiyaç, bir uyuşturucu gibi” diyor. Başarısını ise sadece çok çalışmaya değil, en çok da tesadüflere bağlıyor. Gerçekten Pierre Cardin zeki ve hırslı olduğu kadar şanslı bir adam.
Bugün şişman kadınlar giymesin diye genç erkeklerin içine dert olan taytlar ve 80’li yıllarda annelerimizi çok geniş omuzlu sanmamızın nedeni vatkalar onun eseri. Aslında bugün mağazadan alışveriş yapıp terzilere çuvalla para vermememiz bile onun sayesinde... Şöyle anlatalım: Pietro Cardin adıyla İtalya’da 1922’de doğuyor. Yoksul bir ailenin oğlu, dönemin faşizminden kaçmak için Fransa’ya geliyorlar, Vichy’ye yerleşiyorlar, çiftçilik yapıyorlar. Cardin, “Annemle babamdan pek bir şey öğrenmedim, sadece çalışma güdüsünü kazandım” diyor bir röportajında. 

17’sinde başladı 

Fransa’ya üç yaşındayken geliyorlar. Pierre 17 yaşındayken moda dünyasına girmeye karar veriyor. Aklında tiyatro ve dans da var. Niyeti Paris’e gitmek. Bisikletine binip gitmeye karar veriyor fakat tam da Almanların işgaline denk geliyor. Sonra Vichy’de bir terzinin yanında çalışmaya başlıyor. Eşzamanlı olarak Kızılhaç’ta muhasebeye bakıyor. Falcı bir arkadaşından Paris’te bir tanıdık önermesini istiyor, arkadaşı hem isim öneriyor hem de sıradışı bir kader görüyor falında. Yolda giderken gördüğü adam arkadaşının verdiği isim çıkıyor. Kadere inanmak zorunda olan insanlardan biri Cardin. Hayatı hep tesadüflerle örülü. Paquin’in yanında çalışırken Cocteau ile tanışıyor, Jean Cocteau tam bu sırada ‘Güzel ve Çirkin’e hazırlanıyor. Filmin kostümlerini Pierre Cardin hazırlıyor. Sonra yolu şanlı Christian Dior olarak bileceğimiz Dior’la kesişiyor ve onun ilk çalışanı oluyor. Ve Pierre Cardin moda dünyasına böyle giriyor. Dior’un yanında birkaç yıl çalıştıktan sonra kendi modaevini açıyor. 

Jean’den nefret ediyor 

Geçmişi sevmiyor çünkü geçmiş ona göre var olan bir şey değil. Hep geleceği düşünerek tasarlıyor. Haute Couture’ün haute couture olduğu zamanlarda, modanın demokratikleşmesi ihtimali heyecanlandırıyor Cardin’i. Neden giysiler büyük mağazalarda satılmasın ki? Böylece, isminin başharflerini kıyafetlere koyan ilk isim oluyor Pierre Cardin. Bugün hâlâ terziye gidip kıyafetlere servet ödemiyorsak onun sayesinde. Hazırgiyim onu Haute Couture Federasyonu’ndan aforoz ettiriyor. Yılmıyor ve devam ediyor. Birkaç yıl sonra aynı federasyon onu başkan olarak geri çağırdığında “Benim size ihtiyacım yok ama sizin bana
ihtiyacınız var” diyor (Sonu en intikamlı Türk filminden daha iyi bir intikam hikâyesi değil mi?) Sonuçta onun sayesinde hazırgiyim sektörü ve markalar var. “Giysinin özgürleşmesi ve modanın demokratikleşmesinde payım olduğu için gurur duyuyorum” diyor Cardin bir röportajında. Yine de jean’den nefret ediyor. Jean’in modanın en büyük düşmanı olduğunu düşünüyor.
Geceleri gökyüzüne bakar, aydan ilham alırmış. “Evrenden, gezegenlerden, astronotlardan çok etkilenirdim, orada yaşamanın nasıl bir şey olduğunu hayal ederdim” diyor Cardin. 60’larda tam da dünya özgürleşmişken moda dünyasında olması da onun şansı. O dönemde, Paco Rabanne ve André Courrèges ile birlikte Uzay Çağı için giysiler tasarlıyor. Dünyada ilk erkek mankeni de o kullanıyor, ilk eklektik materyal kullanımı da onun aklına geliyor, çelik kullanıyor mesela elbise askıları için. Zaten Cardin hiçbir zaman kostümle, giysiyle sınırlı kalmamış, mobilyalar, heykeller de tasarlamış. Uçak bile dekore etmişliği var! Çok meraklı bir adam, Mao’yla, Gandhi’yle, Castro’yla, iki tane papayla tanışmış. Mick Jagger, Beatles, Gregory Peck, Rex Harrison onun tasarımlarını giymiş. Sanata olan merakı resmen iştah açıcı. Espace Cardin isminde bir sanat alanı var.
Elindeki parayı hâlâ tiyatroya, mimariye, sanata harcıyor. Venedik’te kendi adını taşıyan Palais de Lumière’de yer alan müzikalleri, festivalleri finanse ediyor, tiyatrolara, müzikallere kostüm tasarlıyor. Mimariye merakı herkesin malumu, ünlü Palais des Bulles binasından sonra Venedik’te büyük bir fütüristik gökdelen tasarlamak istemişti ancak Venedik Belediyesi’nden imar izni çıkmadı.
Hazırgiyimin, vatkanın ve
taytın babası; cesur Pierre Cardin yarın 92’nci yaşını kutlayacak. Sadece modaya değil dünya kültürüne de yaptığı katkılara hayran olmamak imkânsız...

DÜNYADA 800 LİSANSLI ÜRÜNÜ VAR
Parayı seviyor Pierre Cardin, hem de çok. Dünyanın en ünlü restoranlarından Maxim’s onun. Mönüsünü bile satın alır almaz değiştirip, yemekleri hızlandırmış. 800’den fazla lisans veriyor ve şu an Pierre Cardin markasıyla aklınıza gelebilecek envai çeşit ürün var. Halı, perde, kalem, bebek arabası, tablet, ayakkabı, çanta, nevresim, pike, iç çamaşırı, porselen tabak, su, sardalya, bagaj, viski, duvar kâğıdı, çalar saat, buz kovası... 140’tan fazla ülkede satılıyor 800’den fazla ürün çeşidi. Türkiye ’de lisansı iki yıldan fazladır Aydınlı Grup’a ait. E aşk yok mu diye merak edenlere, bu kadar çalışırken de insan âşık olabiliyor. ‘Jules et Jim’den hatırlayacağınız Jeanne Moreau ile yaşadığı beş yıllık aşk hayatına damgasını vurmuş. Ve hayattaki tek pişman olduğu şey, Moreau’dan bir çocuğu olmamasıymış.