Hem yüzeyde, hem dipte başarılı

Hem yüzeyde, hem dipte başarılı
Hem yüzeyde, hem dipte başarılı

Hazım Körmükçü, ?Bir oyuncu adayı olarak melodramı çok seviyorum; Gülerken ağlatmayı, ağlatırken güldürmeyi... Bu meslekte zaten hep zor şeyler beni tahrik etmiştir. Mesela müzik. Bu konuda hiçbir eğitim almadım ama 19 enstrüman çalıyorum şimdi? diyor. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Çoğu insan sadece oyuncu yönünü biliyor ama Hazım Körmükçü, 'Sıcak' filminin müziklerini Cem Adrian'la birlikte yapacak kadar iyi bir müzisyen ve 26 yıllık dalgıç aynı zamanda. Hepsini anlattı...
Haber: HIZIR TÜZEL - htuzel@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Bazı filmler beni derin etkiler. Abdullah Oğuz’un yönettiği ‘Sıcak’ da beynimin kıvrıntılarında kalakalmış, unuttuğumu zannettiğim pek çok şeyi hatırlattı. Elbette filmdeki gibi trafik kazasında çarptığım adamı öldürüp gömmedim, beni terk eden bir sevgili için o kadar üzülmedim ve hiçbir zaman sürekli vicdan azabıyla yaşamadım. Ama ‘Sıcak’ta, Hazım Körmükçü’nün oyunu (Cem Özer ve Ebru Akel keza) o kadar sıcaktı ki, ister istemez filmi izlerken, unuttuğunuzu sandığınız, kıyıda köşede kalmış vicdan azaplarını hatırlıyorsunuz. Severim böyle filmleri...
Hazım Körmükçü, bildiğiniz üzere kendisi gibi bir sanatçı olan dedesiyle aynı ismi taşıyor. Dedesi, Kalamış’tan vapurların kalktığı zamanların ünlü mizah ustası, Atatürk’ün rakı muhabbetlerinin vazgeçilmez ismi. Hatta Hazım’ın oğlunun ismini o koymuş: ‘Okay’. Ona önce “Ailede hep ‘körmükçülük’ var mıydı?” diye sordum: “Çocukluğumda öyle yoğun bir şey yaşamadım. Sadece babam yıllarca Devlet Tiyatroları’nda kondüvit (Sahne arkası amiri, görünmeyen kahraman) olarak çalıştı. Dolayısıyla benim çocukluğum da sahne arkasında geçti. Rahmetli Macit Flordun’lar, Saadettin Kılıç’lar, İlhan Ünal’lar, Erol Kardeseci’ler arasında büyüdüm” diyor.

‘Oyuncu olma oğlum’ öğüdü
Fakat evde pek öyle teatral bir durum yaşanmazmış. “Babam devlet memuru olduğu için sürekli turnelere giderdi. Ben ilkokul son sınıfta sahneye çıktım. Sonra lise çağlarında tiyatrocu olma kararı aldım. Babam önce karşı çıktı. Dedemden dolayı bu işin çok özverili olduğunu biliyor, o yüzden istemiyordu. Yıllarca bana mesleğin ne kadar zor, nankör olduğunu anlattı. Fakat ısrarlarım sonucu, ‘Yapacak bir şey yok’ durumuna geldi.  Şimdi 73 yaşında, benimle ilgili olarak da mutlu ve gururlu” diye anlatıyor Hazım.
Konservatuvarda eğitim görmeye başlayan Hazım, ‘Genç Osman’ rolüyle, ‘En genç başrol oyuncusu’ unvanını alır, Yıldız Kenter’den sonra. Dediğim manevi ödül. Hazım yine mütevazı. Kendisini var eden rol hakkında, “Ablam Hikmet Körmükçü Şehir Tiyatroları’nın önemli oyuncularındandır. Onun tavsiyesiyle bu role uygun bulunmuştum” diyor. 
Hazım Körmükçü’yle küçük bir müzik stüdyosunda görüşüyoruz. Çünkü bir de müzikal durumu var. Hatta bu kendine ait stüdyoyu filmin çekildiği Bozcaada’ya taşıyıp ‘Sıcak’ın müziklerini Cem Adrian’la birlikte yapmışlar. “Tiyatrocu olmasaydım dünya çapında kompozitör ya da piyanist olabilirdim. Müzik oyunculuğu besliyor. Herkesin parmak izi farklı olduğu için, yarattığın karakterin müziğini keşfedersen ona daha kolay ulaşabilirsin gibi geliyor bana” diyor.
‘Sıcak’ın çekimleri sırasında hep Rahmaninov dinlemiş. Nedenini şöyle anlatıyor:?“Onu dinlediğinizde müthiş bir acı hissedersiniz. Yusuf karakteri Rahmaninov’un müziğine çok benziyor. Bir anda dibe inip sonra insanı hiç ummadığı boyutlara götürüyor, hırçınlaşıyor, sonra tekrar durgunlaşıyor. Acı, hüzün ve derinlik oluyor. Yusuf da böyle bir karakterdi. Her sahnenin bir ritmi, müziği vardır. Duyguları anlatmak için en güzel yollardan biri müzik. Zaten ‘Sıcak’ her anlamda, herkes için bir performans filmiydi.”

Barok müzikten magazine
“Uçuyor biraz galiba” diye geçiriyorum içimden. Sanki anlamış gibi, “Dün gece uykumda besteledim” diyerekten son eserini dinletiyor. Sanırsın Londra Filarmoni Orkestrası ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ı yorumluyor, o kadar yani, çok güzel. Rahmetli Melih Kibar görmüş ondaki müzikaliteyi ilk kez zaten. İş uzamış yıllarla birlikte. Şimdi diyor ki,  “Gönlüm senfonik baroktan yana.”
Hayatın gerçek ritmine uyup senfoniden uzaklaşarak, magazine yöneliyorum. “Affedersiniz ama siz amma da çok evleniyorsunuz (üç kez), bu da müzikle mi ilgili?” diyorum. Biraz öyleymiş aslında; “Babam 73, annem 66 yaşında ama birbirlerine halen aşkım, birtanem diye hitap ediyorlar. Hatırlıyorum da, çocukluğumdan beri bu böyle sürüyor. Sen de hayatında çaresiz bunu arıyorsun. Bir de benim evliliklerim öyle bir sene, altı ay gibi kısa sürmedi. Hepsi çok uzundu. Şimdi hayatımın en önemli kadını Hilal (Özdemir), meğer biz birbirimize hazırlanmışız bu dünyada. Erkekler gelişim sürecini daha uzun vadede tamamlıyor genelde, o yüzden uzadı onu bulmam belki de.”
Hazım Körmükçü bir de 26 yıllık dalgıçmış meğer. Yetmemiş bu dünya yüzeyi ona, daha derinlere dalmayı sevmiş hep. İş uzuyor, birazdan roman ve şiir denemelerini anlatabilir. “Şöyle bir kendinizi özetler misiniz?” diyerekten sıyrılmaya çalıştım işin içinden hemen: “Bir oyuncu adayı olarak melodramı çok seviyorum ben. Gülerken ağlatmayı, ağlatırken güldürmeyi. Amacım bu benim. Haluk Bilginer söylemişti, ‘Ben bu meslekte hiçbir şey bilmiyorum ve böyle de öleceğim’ diye. Bu meslekte zaten hep zor şeyler beni tahrik etmiştir. Mesela müzik. Bu konuda hiçbir eğitim almadım ama 19 enstrüman çalıyorum şimdi” diye anlatıyor. 

‘Körmükçü’lükte çok başarılı
Sırada neler var peki? “Bıçaksırtı projelerde yer almak istiyorum” diyor, “Fakat bu tip projelerle karşılaşmak çok zor, ancak Hollywood’da gerçekleşiyor. Mesela içinde olmayı çok arzu ettiğim ‘Piano’, ‘Amadeus’, ‘Awakenings’ gibi filmler var. Kendimin en büyük eleştirmeni benim. Onun dışında beni beğenir veya beğenmezler. Ben Hazım olarak yaptığım işten tabii ki sorumluyum ama mutluyum. Bu yaşımda geçmişime baktığım zaman bir huzursuzluk duymuyorum ve insanların yüzüne rahat bakabiliyorum.”
Körmük, eskiden günümüzdeki sirk anlamına gelen bir kelimeymiş. İçinde gözbağcıların, sihirbazların, hokkabazların, pehlivanların, cambazların ve pek çok temaşa sanatının sergilendiği yer. Bunları icra edene de ‘Körmükçü’ diyorlarmış haliyle. Bence torun Hazım Körmükçü de dedesi gibi sıkı bir körmükçü. İyi beceriyor bu işi çünkü...