'Her iki taraf için de onurlu bir barış'

'Her iki taraf için de onurlu bir barış'
'Her iki taraf için de onurlu bir barış'
'Ben Burdan Atlarım' yarışmasının dikkat çeken isimlerinden Atilla Taş ile sohbete oturduk. Yarışma, sosyal medya derken kendimizi siyasette bulduk.
Haber: Alpbuğra Bahadır Gültekin - bahadir.gultekin@radikal.com.tr / Arşivi

Youtube’da tıklanma rekorları kıran Gangnam Style’ın Türkçe versiyonuyla hatırladık onu en son. Yamyam Style adını verdiği şarkı öylesine büyük bir infial yarattı ki, çare Yunanistan’a ‘itelemekte’ görüldü.

Atilla Taş, şimdilerde ‘Ben Buradan Atlarım’ yarışmasında tramplenden aşağı atlayacak. Akrobatik hareketler yaparak, nereden baksanız dört katlı bir apartman yüksekliğinden suyla buluşacak.

Kendisiyle sohbete yarışmadan başladık, ardından sosyal medyanın kendisinde yarattığı değişimlere doğru yol aldık. Ancak muhabbet öyle dönüp dolaştı ki, masadan kalktığımızda Barış Süreci’ni konuşuyorduk.

Son yıllarda ünlülerin mücadele ettiği yarışmalarda gözle görülür bir artış var. Takip eder miydiniz siz?

Daha önce Buzda Dans’ta da yarışmıştım. O da zor bir spordu ama başarılı olmuştum. Her şeyden önce ben bir kere spora çok yatkınım. Ancak bu teklif geldiği zaman ne yalan söyleyeyim, çok korktum.

Tramplenin başına geçtiğinizde bir tedirginlik vardı yani…

Suya çivileme atlamak belki bir şey değil ama hareket yaparak atlamak… Bir de suyun vücudu bu kadar dövdüğünü bilmiyordum. 10 metreden aşağı 60 km hızla düşüyorsunuz. O hızla duvara çarptığınızı bir düşünün.

Beton etkisi yaratıyor değil mi?

Müthiş bir tokat etkisi yaratıyor… Sırtıma düştüm, sanki yüzlerce kırbaç aynı anda sırtıma yemiş gibi oldum. Yerlerde debelendim.

Peki, ikisini kıyaslarsak eğer: Buz mu, su mu?

Su. Su çok daha zor, çok daha estetik. Ama yükseklik korkusu olan birine göre değil ama… Tramplenin başına geçtiğinizde “ben buradan çıkarım, atlarım” gibi söylenecek bir spor değilmiş. Bir de canlı yayın heyecanı… Yani yaptın yaptın, yapamadın canlı yayında milyonların önünde rezil olmak da var. (gülüyor)

Sosyal medyada sizinle ilgili ‘kendiyle barışık’ yorumlarına rast geliyoruz. Özellikle son birkaç ayda çok arttı bu yorumlar.

Ben yaptığım her türlü işte kendim oldum. Ama geçmişte yanlış yönlendirmelerden dolayı birtakım hatalar yaptık. İnsanlar beni çok yanlış tanıyordu. YamYam Style’dan sonra bu şarkı bir fenomen haline geldi. Beni Yunan sanatçı diye Yunanistan’a itelediler, bayraklı afişlerimi yaptılar. (Gülüyor)

Türkiye tek yürek oldu hatta.

İki tane şık vardı burada: Ya çok kızacaktım, ya da çok eğlenecektim. Ben de “Yunanca öğrenmeye gidiyorum” dedim ve makaraya katıldım. Birkaç ünlü gibi, “Allah sizin belanızı versin”, “Sizi mahkemeye vereceğim” demedim.

Sonra neler neler oldu?

Ben de onlarla gülünce, “Aa biz bu adamı aslında tanımıyormuşuz” dediler. “O da bizim gibiymiş, makaraymış” dediler. Eskiden çok tepkili twit’ler alıyordum. Şimdi insanlar “Bu adam eğleniyor” diyorlar. Benim hayat mottom da bu. Hayatı çok da ciddiye almaya gerek yok. Ciddiye alsaydım da bu yarışmaya katılmazdım.

Bir de Twitter’ın yaygınlaşmasıyla televizyonun yarattığı o illüzyon ortadan kalktı. Size nasıl bir etkisi oldu?

Televizyonda çok az bir vaktin var. Ve insanlara o kısa sürede kendini anlatamıyorsun. Ve onlar sana bir önyargıyla bakıyor. Bu adam aptal, deli diyorlar. Bundan sonra büyük bir kesim farklı bakmaya başladı. Bu yarışmayla beraber daha büyük bir önyargıyı kırmayı planlıyorum.

Ya sonrası?

Bundan sonrasında paraşütle atlarız herhalde (gülüyor). Bir gün belki Survivor da olur. İçinde spor olsun, adrenalin olsun yeter.

Peki, asla ne yapmam dersiniz?

Yılan gibi ekstrem şeyler olmasın mümkünse. Ama onu da atlatırım herhalde, öyle bir cesareti görüyorum kendimde. Çünkü bir kere boynuma piton sarmıştım. (gülüyor)

Bu algıyı yakalayabildiğiniz için mutlu musunuz?

Mutlu olmaz olur muyum. Sonuçta milyonlar da kazansan, insanların sana bakış açısı yanlışsa mutsuzsun. Yıllardır kendimi ifade edemiyordum ben. Twitter bize böyle bir imkân sağladı.

Ne gibi şeyler sıkıyordu canınızı?


Toplum benim sığ bir insan olduğumu düşünüyordu. Halbuki ben eğlence işi yapıyordum, kimse bana şu açıdan bakmadı.

Bir de şov dünyasında “insanlar birbirinin üstüne basarak çıkar” denilir hep.

Artık onun modası geçti, insanlar işiyle bir yere gelmek zorunda. İstediğin kadar hakaret et, ama onun dışında kalıcı bir şey bırakamazsın.

Siz başka bir şey bırakacak mısınız?


Bu saatten sonra albüm çıkarmanın lüzumu yok. Her şey dijital platformda artık. Yaz için iki tane şarkı hazırladım, onlara bir de klip çekerim. Sonra da internete de atarım oh! (gülüyor ) Artık hayatı dolu dolu yaşıyorum. Bundan sonra daha fazla para kazanmak, çok daha ünlü olmak gibi büyük amacım yok. Kızımı nişanladım, belki bir iki sene içinde dede olacağım.

Konu ünlü olmaktan açılmışken, şimdilerde sanatçılara başka misyonlar da yüklendi. Siz ne düşünüyorsunuz?

Sanatçıların politika konuşmasında bir sakınca görmüyorum. Akil adamlar listesinde sanatçıların olması şöyle iyi: Toplumun sizi tanıyor. Normalde gitsin bir siyasetçi konuşmaya çalışsın, dinlemezler. Ama bir sanatçı olsun, herkes dinler. Bakın Angelina Jolie Birleşmiş Milletler Barış Elçiliği yapıyor, tüm dikkati açlığın, fakirliğin, mülteciliğin üzerine çekiyor. Sanatçıların böyle bir misyonu da olmalı.

Ama eleştiriler de çok oldu mesela…

Türkiye’de müzisyen çok aşağılanıyor. Eğlence adamı olarak görüldüğü için fikirlerine saygı gösterilmiyor. “Şarkıcının orada ne işi var” deniyor. Orhan Abi, Türk’ün, Kürt’ün, Çerkez’in, Laz’ın, Alevi’nin sevdiği bir adamdır. Yahu bu adamın akil adam olmasından daha doğal ne olabilir?

Müslüm Gürses öldüğünde herkes üzülmüştü.

Tabii ki. Mesela Orhan Abi Samsunlu’dur. Bugün Orhan Abi Diyarbakır’a gitsin, mezrasında bile tanırlar. Ben buna tepki gösterilmesini anlamıyorum. Ha bir de barışa bir tepki gösteriyorsan, bir çözüm önerisi sunacaksın. Evet, şehitler var, gaziler var, “Bu insanlar boşuna mı öldü” deniyor. Çanakkale’de de 150 bin şehit var, ama bu insanlar boşuna ölmedi. O şehitler Türkiye Cumhuriyeti’nin tohumlarını attı. Ben barıştan, ama onurlu bir barıştan yanayım. Her iki taraf için de onurlu, her iki tarafı da kırmayacak, üzmeyecek, incitmeyecek bir barış istiyorum.