Her yer lüfer, her yer palamut!

Her yer lüfer, her yer palamut!
Her yer lüfer, her yer palamut!
Sezon açıldı, tezgâhlar şenlendi. Memleketin az sayıdaki balık yazarlarından Turgut Yüksel ve Tan Morgül, Radikal okurları için balığa çıktı. İşte Turgut Yüksel'in kaleminden seyir notları ve balıkçılığımızın son durumu...
Haber: TURGUT YÜKSEL / Arşivi

YER: Küçükyalı balıkçı barınağı. Suadiye-Küçükyalı arası avlanmayı çok sevdiğim yerdir. Rahattır, balık verimliliği iyidir. Başta istavrit, izmarit, kefal, zargana, iskorpit, gelincik, trakonya, kırlangıç ve lüfer olmak üzere tür çeşitliliği de açık büfe gibidir.

ROTA: Küçükyalı-Adalar arası 1.000-1.200 metre açıklığa çıkıldı. Çapı 600 metreyi bulan alanda, motora çeyrek yol verilerek mera üzerinde sürekli ‘S’ yapılarak yol alındı.

HAVA:
Gökyüzü: Parçalı bulutlu.
Rüzgâr: Öğle, kuzeybatıdan 3 ila 5 kuvvetinde, akşam durgun.
Dalga: Öğle, 0,5 ila 1,5m, iki dalga arası açıklık 1-3m, dalga üstü çırpıntılı, akşam durgun.
Görüş: İyi

ZAMAN : Öğlenden sonra saat 15.00. Galiman vakti denizde karşılandı.

TEKNE: 8.60 boyunda, 45 beygir pancar motorlu, geniş havuzlu, denize rahat oturan, 2007 model, yarım kamaralı ahşap yapım.

MÜRETTEBAT: Kaptan Serdar Yapıcı, gözlemci Kenan Kedikli reis, tayfa Tan Morgül ve ben.

TAKIM: Yemler iğnelere takılı olarak dizilmiş üç iğneli lüfer takımı kullanıldı. Balık geldiği zaman yemi iğneye yeniden takmak yerine, iğne takımı çıkartılıp yemi önceden takılmış set oltaya ekleniyor.

YEM: 20 cm’lik ince şerit halinde kesilmiş zargana. 

AV: Avlanma merasına gelince iki olta denize atıldı. Gittiğimizde 12 tekne mera alanı üzerinde ağır ağır dönerek balık tarıyordu. Çoğu kaptanı tanıdığı için yan yana geçerken selamlaşılıyor ve el işaretiyle kaç balık avladığı soruluyordu: Çoğu bir ya da iki balıkta kalmış. Sabah da ava çıkmış olan bir balıkçı “Bu sabah çok iyiydi” dedikten sonra eliyle dokuz sayısını gösterdi. O esnada, saat 16.40’da bizim oltaya da ilk lüfer geldi. İkincisi de 17.30’da uğradı. İki balık da yasal lüfer ölçülerine uygun olduğu için livara aldık.

İlk çıktığımızda açık dalgalı olan deniz ikinci balık geldiği zaman duruldu, hafif buruşuk çarşaf haline geldi. Av sırasında Tan Morgül ve Kenan Reis arasında sürdürülebilir balıkçılık üstüne harlı bir muhabbet dönüyordu. İkisi de bu konuda uzunca bir süre mücadele veren insanlar oldukları için yapılan eylemlerden, etkinliklerden, daha da neler yapılması gerektiğinden, bu süreç içinde aldıkları yoldan ve tehditlerden konuştular.

Fotoğrafçımız Muhsin Akgün’ü almak için tekrar barınağa döndüğümüzde tekneye barınaktan, bir müddet gır-gır balıkçılığı da yapmış olan bir başka reis bindi ve tekrar açıldık. Onun da muhabbete dâhil olmasıyla konu çeşitlendi, yoğunlaştı. “Üç sene öncesine kadar bu denizlerin kurtulabileceği hiç aklıma gelmezdi, çünkü dalga geçer gibi 500 metre açıkta dev gırgır tekneleri ağ atardı. 

Onların buraya ağ atması kesilince balık da çeşitlendi çoğaldı. Trolden bile daha sakattır gırgır, çünkü öğle bir ağ atıyorlar ki, ağı dipten kapatan çelik tel üç santim kalınlığındadır. O tel kapanırken dipteki kayayı bile yerinden kopartıyordu” dedi ki bu benim de Suadiye kıyılarında gece balık avlarken sıklıkla gördüğüm bir sahneydi.

Ekolojik açıdan önemli bir deniz olan Marmara’da; İzmit körfezi, Adalar civarı ve Büyükçekmece koyunda bazı alanların gırgır avcılığına kapatılarak koruma alanları oluşturulmaya çalışılmasının olumlu sonuçları yapılan muhabbetten belliydi. Ayrıca balık avlarken, sahil güvenlik botunun biz de dâhil olmak üzere bütün teknelerde belge ve ehliyet kontrolü yapması deniz üstü hareketinin biraz da sıkı tutulduğunu gösteriyordu.

Geri dönerken, Kenan Reis, o günkü balık azlığı için yıllardır biriktirdiği tecrübesiyle; “Deniz daha soğumadı, bu akşam yemlik çok ( dipte dolaşan küçük balık) balık (lüfer) az. O yüzden oltaya gelmemesi normaldir. 

Ay sonunda Kestane Karası ( Eylül 25’ten sonra çıkan, ortalığı allak bullak edercesine her yönden esen karışık fırtına. Balıkçılar için önemli bir tarih kerterizidir, zira üremek için Karadeniz’e çıkan balıklar bu fırtınadan sonra boğazdan aşağıya inmeye başlar) esecek, o zaman güzel balık yapar” diyerek durum tespitini yaptı.

DÖNÜŞ: Livardaki iki balığa Serdar kaptanın bir önceki günden yakaladığı üç lüferi de katarak barınağa döndük ve söylemesi ayıp mangal yandı, salata yapıldı, rakı açıldı. Sezonun ilk lüferini yerken muhabbet de balıkçılık ve Gezi direnişi arasında gidip geldi. 

SONUÇ: Kadim olta balıkçılığı, geleneksel balıkçılık ve sürdürülebilir balıkçılığın devamı için geçen sene başlayan kampanyalara, alınan kararlara hassasiyetle uymanın kadar mühim olduğunu gördük, dinledik, yerinde tespit ettik. Bizim için balık bahane, muhabbet şahane parolası geçerli olsa bile, bu işten hayatını kazanan birçok küçük balıkçı var. Onların mesleğini devam ettirebilmesi, balık çeşidinin ve bolluğunun sürmesi için bu mücadeleye devam etmek gerek. Velhasılı kelam, “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam.”

AVDAN ÇIKAN TESPİTLER:

Kenan Reis’in geleneksel ve sürdürülebilir balıkçılık üzerine söylediği mühim notlar:

- Var olduğu tüm coğrafyalarda kıyı topluluklarının değerlerini ve kültürlerini bünyesinde barındıran küçük ölçekli balıkçılık, kentleri denize bağlayan en sağlam köprüdür. Kıyı toplulukları için refahın yükseltilmesi, denizel gıdanın adil ve güvenli bir şekilde temin edilebilmesinin en sürdürülebilir aracıdır.

- Biyoçeşitliliğin en yüksek olduğu alanlar, tüm denizlerde en hassas ekosisteme sahip olan kıyı alanlarıdır. Bu alan-larda balıkçılık faaliyeti ancak geleneksel balıkçılık yöntemleri ve araçları ile yapılabilir. Geleneksel balıkçılık, sür-dürülebilir balıkçılık anlayışı ile birlikte insanlık tarihinin sahip olduğu en eski avcılık türüdür.

- Balık filosunun % 90’ını oluşturan yaklaşık 16.000 adet, 12 metre altındaki tekneler toplam avın % 10’luk bir dilimini elde ederken 2.000 tekneden oluşan endüstriyel avcı filosu toplam avın % 90’ını paylaşmaktadır.

- Küçük ölçekli geleneksel balıkçılık; kıyı balıkçılık yapılarının yetersizliği, işleme-pazarlama eksiklikleri, sosyal güvenceden yoksunluk ve örgütlenme konusundaki hukuki alt yapının eksiklikleri gibi birçok sorunla boğuşmaktadır.

- Geleneksel balıkçılık en büyük kültürel zenginliklerinin başında gelir. Küçük ölçekli geleneksel balıkçılık sadece sosyoekonomik, kültürel, toplumsal ve sürdürülebilir balıkçılık nedeniyle değil turizm sektörünün en büyük tamamlayıcısı olduğu için de korunmalıdır.
Sürdürülebilir balıkçılık ve küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması için:

- 1380 Sayılı Su Ürünleri kanunu değiştirilmelidir. Bu kanunla sürdürülebilir balıkçılığı garanti altına alacak yeni maddelerinin yanı sıra geleneksel balıkçılığın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının garantisini sağlayacak hukuki düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

- Kooperatifler yasası yeniden gözden geçirilmeli; yasa balıkçı kooperatiflerinin özgün yapısı ve güncel ihtiyaçları göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir.

- Mevcut balıkçı barınakları yönetmeliği, barınakları bulundukları alanların rantsal değerleri nedeniyle hedef haline getirmektedir. Belediyelerden sermaye gruplarına kadar neredeyse her kurumun göz diktiği barınaklar güvence altına alınmalıdır. Mevcut yönetmelik barınaklarda ihtiyaç duyulan alt yapı birimlerinin yapılmasını engellemekte; çoğu kooperatif bırakın avladığı balığı işlememeyi veya pişirerek satmayı, hukuki boşluklar nedeniyle kendi perakende satış yerlerine bile sahip olamamaktadır.

- Su ürünlerine tanınan kırsal turizm olanağı dört yıldır hukuki düzenlemenin yapılamamış olması nedeniyle kooperatifler tarafından kullanılamamakta. Kırsal turizm tanımının içeriği açılmalı, geleneksel balıkçılarımızın örgütlü olduğu kooperatifler bu hakkı kullanabilir hale getirilmelidir.