Herkes aynı ama bir Hürrem yaşlanmış!

Herkes aynı ama bir Hürrem yaşlanmış!
Herkes aynı ama bir Hürrem yaşlanmış!
Meryem Uzerli'nin yerine Vahide Gördüm'ün geçtiği 'Muhteşem Yüzyıl', önceki akşam sezon finalini yaptı. Peki, sosyal medyanın da en çok konuşulan konusu olan dizide ne değişti?
Haber: MEHMET TARHAN / Arşivi

Meryem Uzerli’nin gidişi ve arkasından Gezi Direnişi derken iki bölümünü kaçırdığım ‘Muhteşem Yüzyıl’ı seyretmek benim için biraz normale dönüş gibi oldu. Fakat devrim ‘Muhteşem Yüzyıl’da da olmuş: Sadece son sahneyle beraber Meryem Uzerli’nin yerine Vahide Gördüm’ün gelmesi değil. Lütfü Paşa gitmiş, Nigâr Hatun ve Hatice Sultan canına kıymış, Şehzade Mustafa Amasya’ya sürgün edilmiş, Şehzade Mehmet nihayet sancağa çıkmış; hem de Saruhan’a. Üstelik veliaht da ilan edilmiş.
Gelelim sezon finalinde neler olduğuna:
Sultan Süleyman’ın sefere çıkmasıyla haremin idaresi Mihrimah Sultan’a kalıyor. Hürrem’in ortadan kaybolması ve Hatice’nin bundan sorumlu olduğunu itiraf ederek intihar etmesi sonrası iyice gözden düşen Şah Sultan’ın saraya girişini yasaklamakla işe başlıyor Mihrimah. Daha sonra bir casusunu yakaladığı Şah Sultan’ı saraya davet edip İstanbul ’u terk etmesini istiyor. Önümüzdeki sezonun korkulan karakterinin Mihrimah Sultan olacağından emin olabiliriz. “Bende af yok hatun! Benim adım Mihrimah Sultan!”

Mahidevran’ın planı bu sefer başarılı

Amasya sürgünü ve babasının gözünden düşmesiyle depresyona giren Şehzade Mustafa’nın imdadına Barbaros yetişir. Yeniçerilerin bağlılık yemini etmeleriyle moralini düzeltir Mustafa’nın. Mustafa’nın isyanının ilk işaretlerini daha önce görmüştük ama isyan yakın artık. Mahidevran Sultan ilk defa bir planında başarılı oluyor sezon finalinde. Şehzade Mehmet’in yanında Saruhan’a giden Şahincibaşı İlyas meğer Mahidevran’ın casusuymuş. Her ne kadar Mahidevran’ın Amasya’dan “Vakti geldi” demek için Manisa’ya gidip gelmesi biraz garip olsa da “Kimseye güvenemem, o yüzden bizzat gittim” diye kalfasına söylemesi kadar garip değil. İlyas önce bir yılanla şansını dener ve başaramaz. İkinci denemesi daha akıllıcadır: Şehzade ile kılıç talimi sırasında koluna küçük bir sıyrık atar. Çiçek salgını çıkan Akhisar’dan getirttiği mikroplu bezi daha sonra yaraya sarar. Bölüm sonunda Mehmet, hastalığı duyup Manisa’ya koşan Mihrimah’ın gözleri önünde can verir.
Bölüm başından itibaren Süleyman sık sık Mehmet’i doğduğu zaman rüyasında gördüğü gibi tahtına yatmış ve üzerine ışık vuran bir bebek olarak görmektedir. Ölümü ise malum olur ve Mehmet’i erişkin haliyle ve ölü olarak görür. Hürrem’in gidişiyle depresyona giren ve hayata küsen Süleyman Estergon Kalesi’ni alıp İstanbul’a gelirken Edirne’de Mehmet’in ölüm haberini alır. Malkoçoğlu Bali Bey ise bu sırada Hürrem’in kaybolmasına neden olan mektubu veren Ali Ağa’nın izini bulmuştur. Sultan Süleyman’a daha önce İstanbul’dan ayrılmak ve akıncı beyliğine dönmek istediğini söylemiştir. Sultanı boşuna umutlandırmak istemediği için Ali Ağa’nın peşinden gittiğini gizlemiş, akıncı beyliğine döndüğünü söylemiştir.
Ve final: Şehzade Mehmet’in cenazesinin İstanbul’a getirilmesi beklenirken, Sultan Süleyman’a bir mucize haberi verilir. Evet, Malkoçoğlu Hürrem’i bulmuştur. “Ben Hürrem” diye başlayan bildik ‘Muhteşem Yüzyıl’ tiradlarından birisiyle Hürrem saraya gelir ve bir Ediz Hun – Filiz Akın anında Süleyman’a kavuşur. Malkoçoğlu Bali Bey ise bir Red Kid edasıyla atını sürerek uzaklaşmıştır bile. Vahide Gördüm’den Hürrem olmuş mu olmuş evet; ama biz Hürrem’in aksanını ve pişiği varmış gibi yürüyüşünü seviyorduk. Ayrıca herkesin yaşı sabitken (Malkoçoğlu zaten vampir, onu saymıyorum bile) Hürrem’in hiç zaman geçmeden bu kadar yaşlanması çok olmamış gibi. Ama alışırız, maksat entrika olsun.