Herkesin kendince bir Muhteşem Yüzyıl'ı var

Herkesin kendince bir Muhteşem Yüzyıl'ı var
Herkesin kendince bir Muhteşem Yüzyıl'ı var
MIPCOM'dan çıkan üç ders: Televizyonda haber satmıyor. Bütün dünya devasa bir yarışma programına dönüşmek üzere. Tarihi diziler ise küresel bir fetiş oluşturmuş.
Haber: GÖKÇE AYTULU - gokce.aytulu@radikal.com.tr / Arşivi

Memleket Suriye kriziyle yatıp kalkarken, buralardan az uzakta Fransa’nın güney kıyılarındaki Cannes şehrinde bir grup insan, televizyonda ne izleyeceğimize karar veriyordu. Dünyanın dört bir yanından yayıncıları ve yapımcıları buluşturan MIPCOM fuarı küresel film ve televizyon dünyasını bir araya getirdi.
Bu fuarda yarışma, haber programı gibi yayın formatları, dizi ve filmler satılıyor, ön anlaşmalar imzalanıyor. Dolayısıyla bir bakıma dünyanın neyi seyredeceğine de karar veriliyor.
100 ülkeden 1800’ün üzerindeki katılımcıların arasında Walt Disney, Warner Bros gibi dev yapımcılardan tutun, CBC, El Cezire, RAI gibi büyük birçok televizyon kanalı da yer alıyor.
Tabii bu kadar yapımcı toplanmışken, önemli isimler çıkıp tecrübelerini anlatıyor, küresel televizyon dünyasında yer edinmek isteyen çaylaklara yol gösteriyor.
MIPCOM stantlarını dolaştığınızda bir çıplak gerçek göze çarpıyor: Yapımcılar televizyonda habere ilişkin bir gelecek görmüyor olmalı. Koca fuarda Alman kanalı ZDF dışında haber formatı satmaya çalışana rastlamadım. Öyle ki CNN’in sahibi Turner grubu bile kendi standında eğlence programı satmaya çalışıyordu.
İkincisi, televizyonun yakın geleceğinde tarihi diziler ve üç boyutlu eğlence programlarından fazlası görünmüyor. Jürili yarışmalar hâlâ revaçta. Survivor tarzı programlar da şekil değiştirip sürüyor. Televizyonun sadece devasa bir şova dönüştüğü bu programlara bakınca ister istemez Açlık Oyunu ya da İngilizlerin Black Mirror filmini hatırlıyor insan.
MIPCOM’dan çıkan ikinci ders ise tarihi dizilerin iyice bir fetişe dönüştüğü. Türkiye , başta Ortadoğu olmak üzere tüm cihana Muhteşem Yüzyıl’ı satmaya çalışırken, farklı ülkeler de kendi muhteşem yüzyıllarını ekrana taşımış durumda.
Mesela İspanyol devlet kanalı TVE, Kraliçe İsabel’in hayatını anlatan Isabel dizisini satışa sunmuş. Amerikan CBS, henüz izlemeyenler için Borgias’ı pazarlıyor. Dizi piyasasındaki egemenliğine Türkiye’nin son verdiği düşünülen Brezilya da Rei Davi isimli diziyle Davud’un hikayesini küresel pazardaki oyuncularla paylaşıyor.
Üstelik MIPCOM’a katılan bir Türk yapım şirketi de İtalyanlarla 16. yüzyılda geçen bir tarihi dizi anlaşması daha imzalamış durumda. Anlayacağınız, yarışmalar gibi fantastik tarihi dizilerden de bir süre daha kaçış yok.

Türk dizileri nereye kadar?
MIPCOM’un enteresan toplantılarından biri Arap Baharı’nın etkileri üzerineydi. Nebil Kazan, Sadek Sabbah gibi Arap yayıncıların katıldığı toplantıda Suriye’deki çatışmalar, tartışmayı politik düzeye çekti. Ardından gerçekleşen “Türkiye Dizileri” oturumunda konuşan MBC televizyonundan Fadi İsmail, herkesin aksine Türk dizilerinin pazarda doyuma ulaştığını iddia edip, “Eğer hikayelerinizi yerellikten kurtarmazsanız daha fazla dizi satamazsınız” dedi.

Geleceğin seyri: İnternet TV
MIPCOM’un en ilgi çeken toplantılarından birini Wired, Vanity Fair, New Yorker gibi dergilerin de aralarında bulunduğu Conde Nast Entertaintment’ın Başkanı Dawn Ostroff yaptı. Ostroff, dijital çağda ilgi çekecek işler yapmanın yegane adresi olarak en klasik kuralın geçerli olduğunu söyledi: İnsan hikayeleri ve hikayenin düzgün anlatımı.
ABD ’nin en popüler internet TV’lerinden hulu.com’un CEO’su Jason Kilar ise bizde henüz uygulanmayan bir modelin dört yılda 2 milyon ücretli üyesi bulunan bir sitesine nasıl dönüştüğünü anlattı. Kullanıcılarına izleyecekleri reklamları bile seçtiren site yayınladığı dizi ve programların yüzde 30’unu kendisi için üretiyormuş.