Hiç büyük bir planım olmadı

Hiç büyük bir planım olmadı
Hiç büyük bir planım olmadı
Salon İKSV, sezonu Norveçli folk-pop müzisyeni Moddi'yle açıyor. Q gibi prestijli müzik dergilerinden övgüler alan Moddi'ye telefonla bağlandık.

İlk albümünüz ‘Florigraphy’, 2010’da çıktı, 2 farklı Norveç Grammy’sine aday gösterildi ve sonrasında 250 konser verdiniz. Bu tür başarı bekliyor muydunuz?
Bu büyük planın parçası olup olmadığımızı soruyorsanız, cevap hayır. Müzikle profesyonel olarak uğraşmaya 20 yaşında karar verdim ama insanların yaptığım şeyleri dinleyeceğini tahmin etmemiştim. Hâlâ da büyük bir planım yok. Beni en çok besleyen şey dinleyicilerimle konserlerde bir araya gelmek.
A-ha’dan aldığınız bursun arkasındaki hikâye ne?
Hiçbir fifkrim yok! Birdenbire, çok büyük bir burs için aday olduğumu, kazanmak için yapmam gereken tek şeyin A-ha ile birlikte bir konserde çalmam olduğunu söyleyen bir e-posta aldım. O sene Norveç’ten 4 müzisyene, yurtdışında çalmalarını sağlamak amacıyla burs verdiler. Norveç’te müzisyen olmaya çalışmak maddi olarak çok zor; bu burs o kadar iyi oldu ki…
Web sayfanızdaki biyografinizde ikinci bir albüm yapmayı planlamadığınız yazıyordu ve gerçekten de ‘Florigraphy’den sonra uzun bir ara verdiniz. Müziğe geri dönüşünüz nasıl oldu?Dürüst olmak gerekirse onun da cevabını bilmiyorum. Müziğe ara vereceğime dair kendime söz vermiştim. Müzikten ya da şarkılarımdan sıkıldığım için değil de turnelerin beni öldüresiye yormasından ötürü. Omuzlarımdan turne stresinin kalkmasının müziğe geri dönmem için yeterli olduğunu düşünüyorum. Yeni şarkılar tamamlanmadan, yazmaya başladığımı bile fark etmiyordum. Garip ve sakin bir sene oldu ama sonunda yeniden yola çıkma gücünü içimde bulduğum için çok mutluyum. Herkesin arada bir dinlenmeye ihtiyacı vardır; beş senedir ilk defa ben böyle bir ara verdim.
Yeni albümünüz ‘Keam va du?’
yakında çıkacak. Albüm hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Yazarkenki duygularınızı, şarkıların arkasındaki hikâyeleri...
Yeni albüm tam bir ‘birikinti’ projesi. Yıllar boyunca önceki albümlerime uymayan, oturmayan birçok kelime ve melodi biriktirmiştim. Yıllar boyunca gerçekten albümde herhangi birine uymayan birçok kelime ve melodiyi topladık. ‘Set the House on Fire’dan sonraki tepkiler o kadar iyiydi ki, ateşimiz ve isteğimiz halen yerindeyken bir albüm daha yapmaya karar verdik. Pazartesi ve salı kaydettik; haftanın geri kalanı turneye devam ettik. Albümün diğerlerine nazaran daha çok stüdyo kaydı gibi algılanabilecek olması da bundan. Albümdeki tüm sözler sadece tek bir şey hakkında: Yurdum Senja ve 10-20 yıl önceki hali.
Norveç’ten çıkma müziklerde anlatılması güç bir şeyler oluyor. Stili ne olursa olsun bir melodinin Norveç’ten geldiği hemen anlaşılabiliyor. Sizce bu hissi ne yaratıyor?
Norveç’ten çıkan müziği özel kılan unsurlardan bir tanesi, endüstrinin küçük olması: Herkes herkesle çalıyor, dolayısıyla da janrlar sürekli çakışıyor ve birleşiyor. Mesela grubumdaki davulcu funk ve hiphop, basçı folk ve metal, çellist caz ve piyanist indie müzik geleneğinden geliyor. Bu sayede de müzik daha heyecan verici ve kestirilemez hale geliyor.
En sevdiğiniz 3 Norveçli müzisyeni söyleyebilir misiniz?
Favorim Thomas Dybdahl. Son albümü ‘Waiting for that one clear moment’ çok güzel. Rockettothesky’ın ilk albümü ‘To sing you apple trees’ de gerçekten şahane. Son zamanlarda benim zevkim için fazla grotesk kaçmaya başladıysa da müzikle yapmaya çalıştığı şeyi çok iyi biliyor ve uyguluyor. Bir de Adjagas var; semi-akustik folk-pop. Norveç’te ve dünyadaki favorilerimden…
İstanbul ’a ilk gelişiniz olacak. En çok nereyi görmek istersiniz? Yapılacaklar listeniz var mı?
Evet! (Gülüyor) Şehrin gece halini keşfetmeyi umuyorum. Gecenin, İstanbul’un en güzel saatleri olduğunu duydum.
Seyircileri burada vereceğiniz konserde neler bekleyecek? Ve tabii siz bu konserlerden ne bekliyorsunuz?
İstanbul’a hiç gelmedim ama yine de sosyal medya üzerinden pek çok İstanbullu dinleyicimle temas kuruyorum. Türkiyeli dinleyiciler çok tutkulu ve ilgili; ben de bu yüzden ilk günden bu yana İstanbul’da konser vermeyi çok istiyordum. Vakti gelmişti artık!
Moddi, 4-5 Ekim saat 22.00’de Salon İKSV’de.